• 23.12.2018 00:00

 Ta Nisan ayında sormuştum “Ey Ulaştırma Bakanlığı bu ne iştir” başlığıyla...

O arada, haksız köprü geçiş cezaları çığ gibi yığıldı. Biriken tepki ve şikayetler İstanbul’dan Ankara’ya yol oldu...

Nihayet Aralık sonunda bir ses geldi. Ama Ulaştırma Bakanlığı’ndan değil, Meclis Başkanı Binali Yıldırım’dan. O da ancak yaklaşan seçim hatırına ve sadece araç tipi yasağına aykırı geçişlerle ilgili.

Geç de olsa mağdurların sesinin Ankara’da bir dinleyici bulması memnuniyet verici. Niye geç duyuldu, Binali Bey daha önce nerelerdeydi demiyorum.

Fakat seçimler gelmese mağdurların duyulmayacak olması rahatsız edici.

Hatta şöyle bir ihtimal belirdi ki daha vahim; Binali Bey’in İstanbul’a adaylığı söz konusu olmasa ilgisini çekecek miydi, emin değilim.

Başıma geldiği için biliyorum, araç tipi kargaşasının yol açtığı mağduriyetler dışında da vatandaşı çaresiz bırakan hatalı cezalar üretiyordu sistem...

Hatırlarsanız, HGS kullandığım halde OGS’den kaçak geçiş cezası kesilmişti bana. 9 ay sonra, katmerli bir cezayla tebliğ edilmesi de kaymağıydı.

Ne iş diye aradığımdaysa, barkodu okuyamadığında sistemin HGS’yi bazen OGS ile karıştırdığı, ikisinin ayrı birimler olduğu ve bu karışıklığı düzeltmek için tebligatta belirtilen yolları izleyerek kapı kapı dolaşmam gerektiği söylenmişti.

Bu mükemmel müşteri hizmetleri anlayışına isyan eden kalabalık bir mağdur kitlesi oluşmuş meğer. O zaman fark etmiştim, yazıma geri dönüşlerden.

Bir tek Ulaştırma Bakanlığı’nda yankılanmamıştı...

Karayolları’nın ilgili birimleri birbirleriyle doğrudan konuşup kendilerinden kaynaklanan sorunu çözemiyordu.

Hatayı yapan onlardı. Ama aralarında mekik dokuyarak ve yetmezse itirazınızı mahkemeye taşıyarak sizin düzeltmeniz isteniyordu.

Sinir bozucu olduğu kadar maliyetli bir hak arama yoluydu. Yokuşa sürmek gibi bir şey.

Harcayacağınız mesai ve paraya değmezdi, İstanbul koşuşturmacasında kimsenin uğraşmayacağı bilinmez miydi?

Geriye tek yol kalıyordu, ödeyip kurtulmak...

Bana bir yıl için de üçüncü kez denk geldi. 6 ay geriden gelen son cezamı daha bu ay ödedim. Bakiyemde sorun yokken kaçak geçmişim yine...

Ceza adı altında salma salınıyor, gizli vergi toplanıyor denecek kadar sıklaşmış ve yaygınlaşmıştı.

‘Kanun zoruyla soyguna uğramış’ gibi ağır bir haksızlık duygusu yaşıyordu mağdurlar.

Neyse ki seçim belirdi ufukta. Müşteri memnuniyetini arttırma, seçmene küçük jestler yapma zamanı şimdi.

Binali Bey müjdeyi verdi, Karayolları kanununa geçici madde konarak araç tipi yasağıyla ilgili yanlışlıklar düzeltilecek. Ve bu sınıftaki ihlallere bağlı köprü geçiş cezaları düşecek. Ödenmişse, Mart sonuna kadar parası iade edilecek.

Yalnız, keşke seçim jestine kalmasaydı bu konu. Ve el değmişken, diğer türdeki ihtilaflı cezaları da kapsasaydı...

Tabii, tek kerelik af, sistemin aynı hatayı tekrarlamayacağı anlamına gelmiyor. Tartışmalı geçmiş cezaların bir kalemde silinmesi güzel olurdu da...Müstakbel hatalı cezalara kesin çözüm, ancak sistemsel sorunun giderilmesiyle mümkün, o ne olacak?