• 29.12.2018 00:00

 Silahla kalemin artık ayırt edilebilmesini en başa yazarım.

Teröre karşı mücadele ile demokratik muhalefete karşı verilen mücadelenin birbirine karıştırılmamasını da koyun hemen yanıbaşına.

Devamında, bomba ile kitap arasında kurulacak tek benzerlik, ‘bomba kitap’ nitelemesiyle sınırlı kalsın. Hangisi daha tehlikeli diye kıyaslamak şöyle dursun, kitapla tehlike sözcükleri ancak ‘tehlikeli masallar’ gibi kitap isimlerinde yan yana kullanılabilsin, başka da geçirilmesin aynı cümle içinde.

E oldu olacak, itiraz ile ihanet, eleştiri ile düşmanlık da bir tutulmasın bundan böyle.

Yılbaşı yeni bir başlangıca vesile olsun.

Eleştiri ile suçun, sorgulama ile yasadışı faaliyetin kesin hatlarla ayrıştırıldığı bir dönemin miladına dönüştürülsün 1 Ocak.

Gönül istemez mi, ayetle slogan da ayrı tutulsun elbette.

Dini vaazla siyasi propaganda birleştirilmesin, cuma cemaatiyle miting kalabalığı da...

Cami ile parti de iç içe geçmesin.

İktidar mücadelesi ile din mücadelesinin aynı görülmediği ve gösterilmediği bir yıl olsun, kim dilemez!

Dilek demişken, şu temenni de eklenmez mi sıralamaya...Tehdit ve dayatma ile serbest tartışma aynı kefeye konmasın.

O arada, amaç ve ağız birliği ile organize suç da bir torbaya atılmasın bari.

Yani, sandıkta iktidar değiştirme hedefiyle darbe kovalayarak hükümet devirmek gibi gayrimeşru yöntemler birlikte yargılanmasın.

Demokratik tepki biçimleri ve hak arama yolları ile antidemokratik sokak eylemlerinin arası açılabildiği kadar açılsın. Barışçıl örgütlenme, gösteri ve protesto hakkı ile kriminal örgütlenmelere verilecek karşılık yer ile gök kadar uzaklaştırılsın birbirinden.

Mizahi taşlama ve hicvetme özgürlüğü ile hakaret yasağı aynılaştırılmasın, doğru yerinden iki ayrı kutba bölünsün. İlki, karşıt ya da taraftar demeden herkese tanınsın. İkincisi ise iktidardan ya da muhalefetten geldiğine, muktedire ya da muhalife karşı söylendiğine bakmaksızın herkese men edilsin.

2019’da görüp göreceğimiz en partizan kutuplaşma da burada yaşansın. Diline acı biber sürülecekler kampı ile hoşgörü ve tebessümle karşılanacaklar kampı arasında...

Ağzı bozuk militanlıkla provokatif muzipliğe, saldırgan fanatizmle ateş parçası hınzırlığa bir gözle bakılmasın.

Tek çatışma seviyemiz, partiler üstü bir siyasi güldürü anlayışına indirgensin.

En dışladığımız kışkırtıcılık şekli, zehirli öfke, nefret ve tahrik söylemi olsun. Zehir gibi işlek ve kıvrak belagat değil.

Hak ve sorumluluklar öyle dağıtılsın ki bu bölüşme, kanun önünde eşitliği ve adaleti sağlasın.

Güçlü ile haklı eşleştirilmesin, haklı olan hukuk karşısında güçlü ve üstün gelebilsin.

Kabarttığımız ayran, körüklediğimiz mangal, hapsettiğimiz korku, yıktığımız tabu, tutukladığımız öcü, şeytanımız gulyabani, üstünlüğümüz hayal gücü, kazancımız yarın, kaybımız dün, zaferimiz ümit, yenilgimiz reyting, gerilimimiz geçmiş, kayırdığımız gelecek, torpillimiz işsizler, endişemiz Tasmanya canavarı, kaçtığımız sürgün, ayrıştırdığımız kılçık, kaşıdığımız da göbekten ibaret çıksın.

2019’da karşılaştığımız tek ayrımcılık listesi bununla sınırlansın, diğer fişlemeler 2018’le birlikte geride kalsın. Şimdiden iyi seneler.