• 13.02.2019 00:00

 Kaçıncı gündür, AK Parti’den bir açıklama yok. Mersin Çamlıyayla’da İlçe Başkanı Mehmet Ali Yetiş’in skandal sözleriyle ilgili bir işlem yapıldı mı, yapıldıysa ne? Hırsızlarla hainler arasında seçim yapma çağrısına ne buyuruyorlar? Bilmiyoruz...

Tuhaf bir kampanya konuşmasıydı. Yetiş’in, kalabalığa şöyle diskur çektiği duyuluyordu:

“Mevcut belediye başkanımıza hırsız diyen de oldu, yanlış yapıyor diyen de. Ben de diyorum ki, hırsızsa bizim hırsızımız, vatan hainlerinin yanında yer almaktansa biz onun yanında yer alırız...”

Sesi, görüntüsüyle yayıldı. Yenilir, yutulur bir tirat değil attığı.

Görücüye çıkan adayların yarısını hain, diğer yarısını da seçmenin gözünde hırsızlık zannı altında bırakan vahim ötesi bir haksızlık.

3Y’ye karşı mücadele vaadiyle iktidara gelmiş bir partinin ilçe başkanının ağzından dökülüyor bu nutuk.

Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadeleyi ilçe başkanı unutmuş demek ki. Ona hatırlatan da mı çıkmayacak?

Aklı sıra, hain denilen öcüyü gösterip hırsıza razı edecek. Bu nasıl bir seçim propagandası?

Millet, kala kala hainlerle hırsızlar arasında mı tercih yapmakla karşı karşıya kaldı, yok mu başka seçenek?

Memlekette muteber, çalmayacağına inanılan kimse mi kalmadı, hem dürüst hem vatansever adayların köküne kıran mı girdi?

Güya bu müthiş argümanla, seçmeni yıpranmış bir isme ikna etmeye çalıştığı ortada.

Metal yorgunluğu ve yolsuzluk şaibesi gerekçeleriyle kimlerden vazgeçti oysa AK Parti. Ne anlı şanlı büyükşehir belediye başkanlarını istifaya zorladı. Çamlıyayla belediye başkanından mı vazgeçemeyecek?

İlçe Başkanı Yetiş’in zihni de dili de sürçebilir, hepimiz insanız.

‘Beka sorunu’nu siyaseten kullanarak, desteklediği adayın kusurlarını örtebileceğini düşünüyor...

Ama onu düzeltecek, beka sorununun bir şal olmadığını, istismar edilemeyeceğini söyleyecek parti büyükleri, disiplin kurulları nerede?

Ne olacağımızın, yarına çıkıp çıkmayacağımızın belli olmadığını, hayat memat mücadelesi verdiğimizi anlatan beka kavramı, kasaba siyasetine alet edilebilir mi? Çalakalem karalamalara alet edene dur denmez mi? Göz yumulur mu böyle saçma, bayağı istismara?

Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit’te pazartesi yazısını ‘beka sorunu’ tartışmasına ayırdı. Oradan şu uyarılara bırakıyorum son sözü:

“İnsanlık ‘Baki’ değil ki, insanların yaptıkları, onların eseri olan şeyler baki olsun!

Tamam, birileri ‘Beka’ kelimesini ‘sonsuzluk’ değil, ‘süreklilik’ anlamında kullanıyor ama dini kavramları dünyevi işlerimizde kullanırken ihtiyad etmeliyiz. Çünkü kavramları yıpratıyoruz.

Türkiye’nin bölünmesini, dağılmasını, işgal edilmesini, çökmesini istemiyorsanız, ona göre davranmanız gerek.

Eğer ‘Beka sorunu’ diye bir şeyi tartışıyorsanız, önce biz bu noktaya nasıl geldik onu tartışmamız gerek. Tehdidi hep dışarıda aramak yerine  ‘Biz nerede yanlış yaptık’ sorusunu sormamız gerek.

Partiniz bir zalimi, hırsızı aday göstermiş ve siz Allah’tan korkmak yerine hırsızlara, rüşvetçilere, torpil yapan ahlaksızlara meylederseniz...Korkularımız gerçek olacak...”