• 4.02.2019 00:00
  • (1473)

 İstanbul seçimleri için dün ‘FETÖ darbesiydi, sayılmaz’ ve ‘dış güçlerin sandık müdahalesiydi, püskürtülmeli’ gibi yakıştırmalar çıktı bazı gazetelerde.

Gelin hafızlarımızı yoklayalım, bu gerçekten bir FETÖ darbesi olsa neye benzerdi?

Eminim, darbeci tarafın ilk iş olarak darbeye maruz kalan tarafı darbe girişimiyle suçlayacağını hatırlayacaksınız...

Buradan başlarlardı. Tıpkı uydurma suç ve sahte delille hapse attıkları kurbanlarına yaptıkları gibi. Hepsini düzmece delil ve suç uydurmakla suçlamadılar mı?

‘Yavuz hırsız ev sahibini bastırır’ taktiği bir FETÖ klasiğidir, şaşmazlardı bu yöntemden.

Kumpas mı kuruyor; önce hedeflerini kumpas hazırlığı içinde gösterir ve onları yakalayıp kumpasçılıktan yargılardı FETÖ. 

Komplo mu tezgahlıyor; ilk yapacağı şey, kurbanlarını komplo tezgahlarken suçüstü enselenmiş gibi sunmak olurdu.

Yani arkadaş, bu FETÖ her ne kirli oyun planladıysa her seferinde kirli oyunları bozan, kuzu postuna bürünmüş kurt rolüne soyunmadı mı? Yazıp oynadığı bütün senaryolarda, mağduriyet rolünü de mağdurlarından çalan pozlarında görünmedi mi?

Kumpasla ve kumpasçılarla mücadele süsü vermeden giriştiği tek bir kumpası yoktur FETÖ’nün. İşleyeceği suçu, daha baştan mağdurunun üstüne yıkılacak şekilde tasarlar. Cinayetini, kurbanın boynuna kalacak şekilde kurgulayan soğukkanlı bir katilden farksız...

Komplosunu, komplocularla mücadele görüntüsü altında yürütür. Faili olduğu eylemin kurbanından rol çalmak, değişmez imzasıdır. Korkunç bir pişkinliğe sahiptir FETÖ. Soymaya girdiği evin sahibini, değişime direndiği için hırsızlıkla suçlayacak kadar arsız ve azgın bir yüzsüzlük...

‘Yetişin hırsız var’ yaygarası basan, kendisini engellemeye kalkanı hırsız diye ihbar eden yırtık bir kapkaççı olarak tahayyül edin...

Eğer FETÖ, İstanbul seçimlerini havuduyla çalmaya kalksaydı aynını yapmaz mıydı? Sandıkta kumpas örgütlese, mağdurunu organize kumpasçılıkla suçlamaz mıydı?

‘Sandık darbesi’ gibi seçimleri anlamsızlaştıracak ve seçimle gitmeyi fiilen imkansızlaştıracak bir kavramsallaştırma, FETÖ’cü ağızlara uymaz değil elbette.

‘Sandıkta yönetim değiştirmeyi istemek darbe suçuna sokulacaksa niye seçim yapıyoruz’ sorusunu, ancak FETÖ’nün suret-i haktan görünme saçmalıkları sordurtabilir, bu doğru.

Nerede görseniz tanıyacağınız sakat bir tersyüz etme mantığı, sinsi bir dayatmacılıktır FETÖ.

Demokrasiyi kundaklama, sandığı sabote etme pahasına şartları zorlamak ve kazanana kadar tekrarlatmayı sıradanlaştırarak absürtlüklerini kanıksatmaya çalışmak, alelade bir FETÖ yöntemidir.

Görüyor muyuz böyle mızıkçılıkları? Hayır görmüyorsak, ‘sandık darbesi’ diye paranoya kaşıyan gazeteler yine mübalağa ediyordur.

Sarıkamış faciası gibi büyük bir askeri hezimeti, ‘zafer coşkusu’yla kutlatan İstanbul matbuatı devrinde yaşamıyoruz. “Ruslar kahraman ordumuzun önünde kaçışıyor, büyük bozguna uğradılar” haberlerinin aslını, 1922’de yani 8 yıl sonra öğrenebilmişti halk.

Fakat zaman değişti...

1967’de ilk iletişim uyduları uzaya fırlatıldığında, Avrupa’da çekilen bir haber bandının okyanusu aşıp Amerika’ya ulaşması bir hafta sürüyordu. Şimdi evinde pijamasıyla oturan her vatandaş, dünyanın öbür ucuna canlı yayın yapabiliyor.

Değil 8 yıl, bir hafta bile sürmez katakullinin anlaşılması.

Toplumun ve çağın gerisinde kaldı, gına geldi, o sayfa çoktan kapandı, yeni bir sayfa açıldı. Parmak sokmayı deneselerdi de “kuzu kurdun yol Ford’un” oldu-bittilerini anlatamazlardı kimseye, geçti devirleri.

Militan, fanatik FETÖ tetikçileri bile dayanamayıp yer yer isyan bayrağı çekiyorken FETÖ, ağzıyla kuş tutsa kim yer artık bu demode operasyonları?

Boş telaş bunlar. Gerçek ilanihaye bastırılamaz. Hak yerini, hakkı yenen karşılığını bulur er geç. İçlerini ferah tutsun manşetlerimiz.