• 5.02.2019 00:00
  • (1328)

  Sabah sabah yabancı bir gazeteci aradı. İtirazlar sonuçlandıktan sonra da Ekrem İmamoğlu kazanırsa tutuklanır mı, hapse atılır mı gibi şeyler sordu.

‘Hoppala, ne münasebet, aklınıza nasıl geliyor böyle şeyler, ağzınızdan yel alsın, demokratik bir seçim oldu, kazanmak suç değil ki, nereden çıktı şimdi bu’ dedim.

Şaşkınlığıma şaşırdı, ‘iktidar medyasında yazılıp çizilenleri görmüyor musunuz’ diye karşılık verdi.

Sandıkta FETÖ darbesi örgütlendiğine, İmamoğlu kazanırsa PKK’nın kazanmış olacağına dair, ileri geri atıp tutmalardan bahsediyordu.

Durup dururken böyle ‘zihni sinir’ fikirlerine kapılmadığını belirtmesine hacet kalmadı.

İstanbul belediyesi PKK’ya teslim edilecek, FETÖ darbesine  boyun eğilecek, düşman işgaline yol verilecek değildi ya! İmamoğlu’nun mazbata yerine mahkeme celbi almasının an meselesi olduğu düşüncesine, iktidar medyasında okudukları sevk etmişti arkadaşı, kafasından uydurmamıştı.

Mantıksal olarak, hem darbe girişiminden hem de terör suçundan tutuklanmasını boşuna beklemiyordu İmamoğlu’nun...

Haliyle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tavrını merak ediyordu.

‘Bakmayın siz o deli saçması tezvirata, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hiç öyle bir havası yok, kaldı ki iktidar medyasının baş tacı ettiği önde giden meczup tetikçiler bile aklı başında laflar ediyor, bu zırvacıların yanında kaçıklar bile akil insan kaldı, dezenformasyon ve bilgi kirliliği yayarak seçim kaybının terse çevrildiği nerede görülmüş, karalama ve itibarsızlaştırma saldırılarıyla sonuçları tanıtmamak veya geçersiz kılmak mümkün mü yahu, aldırmayın böyle hezeyanlara’ dedim. Dedim demesine de, zihninine üşüştürülen akla zarar şüpheleri dağıtmaya yetti mi!...

***

Binali Yıldırım, rakibi İmamoğlu’nu uyarıyordu dün. Yurt dışından resmi zevata kendisini arattırıp tebrik ettirmesi rahatsız edici olur diye. Dünyadan ilgi ve destek toplamaya dönük girişimler, milletin sinirini bozar endişesi taşıyordu.

İyi de, günlerdir körüklenen İmamoğlu aleyhindeki zırvalıklar daha mı az asabını bozar milletin? Sandığa inancın ve güvenin sarsılması, sonuçlara saygısızlık izlenimi uyandırılması daha mı az sinirlere dokunur?

Türkiye’nin demokratik görünümüne, iktidarın imajına neler yaptıkları ortada. Dünyaya ‘gözü karartmışlar, seçimle gitmemek için yapmayacakları şey, başvurmayacakları zorlama yok’muş gibi gösterilmek, yeterince rahatsız edici değil mi iktidar için?

Sadece iktidara kötülük değil, Türkiye’ye zarar veriyorlar...

Böylesine haksız ve yanlış bir algı oluşturulmasına şiddetle tepki verilmez mi? Gölge etmeyip az ötede durmaları söylenemez mi? Tadını daha da kaçırtmadan bunlara dur denmesi gerekmez mi? Hiç değilse, o zırvacıların iktidarı temsil etmedikleri, kendileri adına konuştukları şeklinde tavır da mı alınamaz?

Aklını kaçırmış borazanların saçtıkları incilere katılmadıkları gibi, zevzekçe sallamalarının da AK Parti’yi bağlamadığı, iktidar partizanlığı adına böyle artistlikler yapma hak ve yetkisine sahip olmadıkları iyice belirginleştirilemez mi bari?

‘Milleti delirtmeyin, sabrı taşırtmayın, iyice çıktınız zıvanadan, allem kallem hakkı elinden alınıyormuş havası estirip İmamoğlu’nu ne demeye büyütüyor ve mağdur durumuna düşürüyorsunuz, elaleme koz vermeye ne hakkınız var, ifrit etmeye başladı gülünç şirretlikleriniz, sıktınız artık, az kendinize gelin, bir toparlanın yahu, bunca küçülmeye tevessül edilir mi, duruşunuzu derhal gözden geçirin, bak çizmeyi aşıyorsunuz, bu ne hadsizlik, olmaz olsun böyle savunma’ denilip araya bir mesafe de mi konamaz?