• 1.05.2019 00:00

 Kılıçdaroğlu, şehit cenazesine gelişte tek sıra dizilmiş protokolün elini sıkıyor. Fakat AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, uzattığı eli tutmuyor.

Çubuk’taki lincin yeni görüntülerinde çıktı. Saldırganların elde demir çubuk beklediği sahneler kadar irkiltici bir kabalık... 

Oysa havada bıraktığı sadece Kılıçdaroğlu’nun eli değil, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızgın demiri soğutma çağrısı.

İktidar partisi genel sekreteri, şehit cenazesinin başında ve saldırılar başlamadan hemen önce ana muhalefet lideriyle tokalaşmayı reddediyor, elini geri çeviriyor.

Türkiye İttifakı teklifi neden ölü doğdu, Bahçeli’nin karşı çıkması yüzünden mi başlamadan bitti sorusunun cevabı işte o sahnede saklı.

Doğru; ‘siyasi görüş ayrılıklarını bir kenara itemeyiz, bizim 

ittifakımız AK Parti’yle, Türkiye bazlı ittifak olmaz, kafamızdaki soru işaretlerini çoğaltmıştır’ itirazı Bahçeli’den gelmişti.

Ama Erdoğan’ın Kızılcahamam kampının açılışında söylediklerinden anlıyoruz ki süreci bu sözler kesintiye uğratmamış.

İçi boş bir kavram değilmiş, altı doldurulması gerekmiyormuş, Cumhur İttifakı’na alternatif bir sıkışmışlıktan çıkış formülü aranmıyormuş başından beri. 

Zaten hepsi bundan ibaretmiş, yani seçim meydanlarında kızıştırılan demiri soğutmaktan...

Bahçeli’ye ‘ne oluyoruz, mutfakta ne pişiyor’ dedirtecek işkilli bir durum yokmuş dolayısıyla.

‘Gün, seçim kamplaşmalarını geride bırakıp 82 milyon birlikte Türkiye olma günüdür’ şeklinde açıklığa kavuşturdu Erdoğan. Tansiyonu düşürüp toplumu normalleştirme amacıyla ortaya atılmış bir kavram olduğunu netleştirdi.

MHP’yle ortaklığı bitirecek ya da MHP’nin karşı atakla önünü keseceği bir derinlik barındırmıyor arkasında. Seçim öncesinde de olması gerekeni teklif ediyor Cumhurbaşkanı.

İyi de, aksi savunulamayacak bir şey nasıl olur da akamete uğrar, üzerinde düşünülecek kısmı budur.

Cumhurbaşkanı, toplumu kutuplaştırma sorumluluğunu Cumhur İttifakı’nın üstünden atmak istiyor. ‘Günah iktidardan gitti, bak biz helalleşmek, kin ve düşmanlığa tahrik söylemlerine son vermek istiyoruz’ mesajı biraz da. 

‘Eğer kucaklaşmak yerine hala kutuplaşıyorsak suçlusu CHP’dir, günahı vebali muhalefetin boynuna yıkılsın’ın altyapısını hazırlıyor.

Erdoğan’ın “CHP’nin kutuplaştırma siyasetiyle kültür ve inancımıza uygun şekilde mücadele edeceğiz” diye vaat ettiği şey bu değilse nedir? Başka bir anlam çıkar mı?

Çıkmıyorsa, MHP’den çok AK Parti’nin tepkilerine bağlı bu vaadin iktidara düşen kısmının yerine getirilip getirilmemesi.

Hala birbirimizle tokalaşsak mı tokalaşmasak mı diye gidip geliyorsa aklınız, beşeri münasebetlerin asgari şartı olan bir doğal nezaketi göstermekte tereddüt geçiriyorsanız, ana muhalefet liderinin elini sıkmamak için kendinizi yapaylığa zorluyorsanız... Havada bıraktığınız şey size uzatılan el değildir. Erdoğan’ın siyasi görüş ayrılıkları üzerinden toplumu ayrıştırmama,  nefret ve düşmanlığı körükleme siyasetine karşı kültür ve değerlerimiz içinde mücadele verme sözünü de havada bırakmış oluyorsunuz.  Hem de safları en birleştirmemiz gereken yerde, partiler üstü bir meselede, bir şehit cenazesinin arkasında milleti partizanca ayrıştırarak...

Söylem kendi içinde bütünlük ve tutarlılık taşıyor olabilir. Ama eylemle örtüşmüyor, söylenenle yapılan birbirini tutmuyorsa Türkiye İttifakı’nın denenmeden tedavülden kalkmasının sorumlusu, o aykırı pratiklerin sahipleridir. 

Birbirimizle nasıl tokalaşırız, nasıl düşman kesilmeyiz diye uzun uzadıya kafa patlatmaktan daha absürt bir şey olabilir mi, ne münasebet yahu! Taş devrine nasıl geldik, bu saçmalık da nereden çıktı! İnsani davranırsınız, düşmanlaştırmazsınız, münasebetsizlikten kaçınırsınız olur biter, felsefe paralamaya ne hacet!