• 22.05.2019 00:00

 “Beka söylemi bu kadar keskin olmasaydı, Kürdistan’a gidin sözü olmasaydı Kürtler Binali Bey’e oy vereceklerdi. Fakat o sertlik engelledi bunu” diyen bir AK Parti büyüğü düşünün...

“Seçmen bize tepkisini ve kızgınlığını yerel seçimde ayar vererek gösterdi” diyebilen komplekssiz bir yetkili yani...

“Şimdi seçmenimiz bizimle tartışıyor, her şeyi sorguluyor. Bu, üzerinde çok iyi durmamız gereken bir gerçek” diye uyaran bir iktidar seçkini...

“Esenyurt’ta kendi seçmenimizi ikna etmekle uğraştım ben, muhalefetle uğraşmadım” demekten çekinmeyen bir iddialı aday...

“Adam kayırma, rantçılık gibi şeylerin yanında halktan kopukluk, kibir ve marjinalleşme gibi hususlar. Ayrıca israf ve şatafat eleştiriliyor. Haliyle vatandaşta ‘Ben sana oy veriyorum, sen beni unutuyor bir kesimi zenginleştiriyor, kendine hayat kuruyorsun’ gibi son derece ciddi eleştiriler var. Bizim yeni bir sayfa açıp yeni yüzlerle, yeni söylemlerle alana inmemiz gerek” önerisini getirebilen biri, statükonun ekabir takımından bir değişim yanlısı...

“Mesela vatandaş ‘tanzimleri niye açmak zorunda kaldınız’ diyor. Biz de ‘birtakım art niyetliler domates, soğan üzerinden bizi terbiye etmeye çalışıyorlar da onun için’ dediğimizde... ‘Sizin zabıtanız, emniyetiniz, maliyeniz yok mu, niye denetlemiyorsunuz?’ diyor. ‘Yetişemiyorlar’ dediğimizde ise, ‘o zaman siz yönetemiyorsunuz’ diyor. Artık sorular bu noktaya gelmiş” itirafında bulunan bir sorumlu ağız düşünün...

Bulunmaz Hint kumaşı gibi sarıp sarmalamaz, koruma altına alıp baş tacı yapmaz mıydınız AK Partili olsanız?

‘Kaç tane kaldı partimizde bu siyasetçi tipinden, aman gözümüz gibi bakalım! Bizi gerçeklerle dürüstçe yüzleştirecek ve kulaklarımızı dost uyarılarıyla yeniden barıştıracak kadrolara her şeyden  çok ihtiyacımız var’ diye dikkat kesilmez misiniz?

Kimsenin dillendirmeye cesaret edemediği şeyleri, hem de kamuoyu önünde söyleyen böyle bir yetkili çıktı AK Parti’den. Genel Başkan Yardımcısı Azmi Ekinci, pazartesi günü bir gazeteye içini döktü. 

Ekinci’nin, hesapsız kitapsız bir samimiyetle partisinin İstanbul’u geri kazanmasını istediği her sözünden belli. Cesaretini de Erdoğan’ın liderliğine sadakatle bağlılığından alıyor. 

Yanlış anlaşılmayacağına, iktidarın iyiliği için yaptığından şüphe edilmeyeceğine inanmasa korkmadan bu özeleştirileri yapar mıydı yine, sanmam.

Erdoğan’ın Kürtleri küstüren söylemleri yüzünden İstanbul’u kaybettiklerini, aklı başında hangi AK Parti yöneticisi uluorta ağzından kaçırır yoksa.

Fakat sonuç hiç de umduğunuz gibi olmadı, bu sesin kıymeti bilinmedi.

“Cezalandırmak isteyenler dahil, insanlar, bu sonucu istemiyorlardı aslında, üzüldüğünü söyleyenler olduğunu duyuyorum. Seçmenimiz yaptığı şeyin yanlış olduğunun farkına vardı. AK Partinin fabrika ayarı politikaları kendine çeker onları zaten” diyecek kadar da partisinden emin, adanmış biri Ekinci.

‘Seçmen hatasını anladı, yaptığını heğenmedi, bin pişman dövünüyor, kendisini düzeltecek, bu ikinci şansı verdiğimiz için de bize minnettar’ argümanı, ‘biz kaybetmedik oyları çaldılar’ argümanını çürütüyor gerçi. Ayrıca, seçmenin değil de AK Parti’nin kendisini düzeltmesi gerektiği beklentisiyle de çelişiyor.

Yine de bütün mantık kusurlarına rağmen hala Ekinci’den daha gerçekçi bir seçim analizi duyulmadı AK Parti cephesinden. 

Fakat yararlanmak yerine, gazetenin sitesinden kaldırıldı röportajı. ‘Söyleme bilmesinler’ der gibi... Söylemese kimse bilmeyecekti sanki Ekinci’nin gördüğü sorunları.