• 14.06.2019 00:00

 Ahmet Taşgetiren, Ordu Valisi'nin, İmamoğlu'nu VIP'ten geçirtmeyerek Binali Yıldırım'a iyilik yapmadığını anlatıyordu dün.

İmamoğlu'na ayar vermek için belediye önünde protesto mitingi düzenleyen İBB personeli, çok mu iyilik yapıyor sanki Binali Yıldırım'a!

"İsraf söylemi algı operasyonudur, kınıyoruz" diye bildiri okuyorlar. Medyaya "İmamoğlu'nun iftiralarına cevap" şeklinde yansıtılacak bir 'yalan ve karalamalardan vazgeçme çağrısı' kurguluyorlar.

Google'a 'lüks ve şatafat uyarısı' yazıp taratın. Bakalım, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Partili belediye başkanlarına lüks ve şatafattan uzak durma çağrısı" içeren kaç haber çıkacak karşınıza.

Birine bile bu tepkiyi vermiş mi İBB çalışanları? 'Rencide oluyoruz, lekeleniyoruz, haksız yere yıpratılıyoruz, hizmetlerimiz karalanıyor, zan ve töhmet altında kalıyoruz' diye alınganlık göstermişler mi hiç?

AK Parti yöneticilerinin 'halk şikayetçi, bu yüzden oy kaybediyoruz' diye başlayan daha sert ikaz ve özeleştiri mahiyetindeki tespitlerini hatırlatmıyorum bile.

Ya da Cumhurbaşkanı'nın İstanbul'a ihanetle sonuçlanan imar yolsuzluklarıyla ilgili yakınmalarını alın. Kıyılarımızı yağma ve talana açan açgözlü paranın nelere kadir olduğuyla ilgili sitemlerini de ekleyin. Hatta belediyelerde eş, dost ve akraba kadrolaşmasıyla, torpil ve kayırmacılıkla ilgili serzenişlerini, göze batan ayrımcı uygulamalara dair eleştirilerini de koyun üstüne...

'Ucu bize de dokunuyor bu söylemlerin, rüşvetçi ve peşkeşçi sömürgenler gibi gösteriliyoruz, çok incindik, gururumuza dokundu, zorumuza gitti, reddediyoruz, kabul edemeyiz bunları' diye ayağa kalktıkları, rahatsızlık bildirdikleri duyuldu mu bir kere?

Faraza, CHP'nin hakim olduğu Şişli Belediyesi personeli üstüne alınsaydı bunları...

'Bu gibi suçlamalar bizi toptan şüphe altında bırakıyor, suçlu suçsuz ayırmadan aynı kefeye konuyoruz,  toplumun gözünde küçük düşürülüyoruz, madem iktidar biliyor, kim yolsuzluğa bulaştıysa onun yakasına yapışsın, yetkililer peşkeşten haberdarsa gereğini yapsın ama hepimizi aynı sepete sokmasınlar' diye gösteri yapmaya kalksalardı...

Üstelik tam seçim zamanı, CHP adayı lehine AK Parti adayının karşısına muhatap diye böyle dikilselerdi ne buyururdunuz?

Yani itfaiyecisinden gassalına, zabıtasından din görevlisine, mezarlıklar müdürlüğü dahil her daireyi temsilen toplanan sembolik bir kalabalık, resmi iş kıyafetleriyle kameraların karşısına geçmiş. Ve AK Parti adayının, mevcut 25 yıllık belediye yönetimiyle ilgili suçlamalarına cevap yetiştiriyormuş gibi düşünün. Görülmüş şey mi?

Seçim zamanı muhalefetin iktidarı, adaleti kendine bağlamak ve yargıyı siyasallaştırmakla suçlamasına hakimlerle savcıların mitingle karşılık vermesinden farkı nedir?

Mahkeme katipleriyle  mübaşirler ve müstahdemleri de üniformalarıyla yanlarına alıp adliye önünde protesto mitingi düzenliyorlar gibi canlandırın kafanızda...

Yargının ne karar tarafsız ve bağımsız olduğunu mu ispatlardı bu fotoğraf? Yoksa partizan kadrolaşma iddialarını mı haklı çıkarır... Gülünçlük derecesinde militanlaşma boyutlarına dahi vardığını mı gözler önüne serer... Siyasete antidemokratik bir müdahale maskaralığı olarak mı görülür... Yargı çizmeyi aşıp seçimleri etkileme peşinde, hakim cübbesi siyasete alet ediliyor mu dedirtirdi?

Benden duymuş olmayın fakat böyle cinlikleri AK Parti karşıtı memurlar yapardı eskiden. Seçim meydanlarındaki çekişme ve tartışmalara karışmaya kalkar, siyasi karar verici yerine geçer, CHP lehine muhataplığa soyunup türlü rezaletler çıkarırlardı.

Bürokratik oligarşiyi, sömürü çarķlarını, vesayet suçlamalarını, devlete çökmüş menfaat çeteleşmelerini yalanlayalım derken hepsini nasıl doğruladıklarını bile anlamazlardı.

AK Parti de 'kendi kendisini ele veren' bu aymazlıklara hem güler hem tadını çıkara çıkara ekmeğini yerdi.

Ne oldu da tersine döndü;  değişime direnen siyasi tandanslı belediye oligarşisiyle mücadele rolü CHP'ye nasıl geçti, kimlerin başarısı bu, bir daha düşünün şimdi.