• 14.07.2019 00:00

 Tepkiler, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na geri adım attırdı. Yenikapı Mitingi’ne ‘şov’ diyerek katılmayan Sıla’nın 16 Temmuz’daki İzmir konseri programdan çıkarıldı.

Kapanmadı ama konu. ‘İçinde Sıla yoksa müzikli eğlenceli 15 Temmuz zafer kutlamalarını onaylıyoruz, bizden yana okeydir, hakkımız helal sanılmasın’ diye sürdü tepkiler.

Bakan Ersoy’un ‘duyarlıyız’ diyerek dikkate aldığı ‘milletimizin hassasiyetleri’ Sıla rahatsızlığından ibaret değilmiş, bu vesileyle hatırlatıldı.

‘Çalgılı çengili’ şeklinde tabir edilen kutlamalara karşı da ciddi bir hassasiyet gösteriliyor. Şarkılar türküler söyleyerek kutlama havasına sokmayı, 15 Temmuz şehitlerinin hatırasına saygısızlık addedenler çoğunlukta.

İzlediğim kadarıyla anma etkinlikleri planlanırken bu rahatsızlık dikkate alınıyor, gereken özen gösteriliyor aslında. Yine de neden uzatıldı, anlamakta zorlanıyordum.

Ne akşam ki TRT Müzik’i açtım, bir uğultu tufanı halinde bağırış çağırış dönen sloganlı marşlı klipleri gördüm, o zaman anladım.

Çoğu kulak tırmalayıcı kaba vaveyla, beylik nakarat. Hiçbir müzikal zevk, hiçbir sanatsal tını, hiçbir estetik incelik taşımıyor. Profesyonellikten ve etkileyicilikten dağlar kadar uzak bir kuru gürültü. Nerede kaldı ruha dokunmak, coşkuyu tetiklemek, duyguları harekete geçirmek...

15 Temmuz direniş ruhunu, ruhsuz tamtamların canlı tutacağına inanılıyorsa yandı gülüm keten helva.

Toplumu büyük anma gününe hazırlamak üzere coşku verdiklerini düşünüyorlar ama var olan coşkuyu da söndürür bu abartılı baygın ve yavan gümbürtüler. Fark eden, uyaran da mı çıkmaz!

Başka mecralar hadi neyse de, TRT Müzik yahu burası. Hedef kitle, müzik dinleyicisi. Marş döndürülecekse bile Ahmet Kaya’ya aşina bir kulak zevkine hitap edildiği de mi bilinmez?

Hani ayrılıkların içinden geçen yanık kurşun kokuları, hani şehre bombalar yağarken sevdiceğini bırakıp savunmaya koşan kahramanlar, hani gidenlerin ardından yapayalnızlığa sarılıp müjganla ağlaşmalar, hani anneye şikayet edilen dik ve belalı baş, hani gözü karalığa yakılan ağıt... Var mı buna yakın bir tat yayınlananlar arasında?

Notalar sert ve asi, sözler barut fıçısı gibi patlamaya hazır, ses yine tok ve bıçkın olabilir. Ama askeri marşı bile sevda türküsü zenginliğinde dokunaklı bir besteyle gümbür gümbür okumadıktan sonra dalgalanır mı dinleyenler?

Elekten nasıl geçti, hiç mi kalite filtresi devreye girmedi TRT’nin, o da ayrı dram. Dedim ya, TRT Marş olsa yapmazdı TRT Müzik’in yaptığını.