• 6.08.2019 00:00
  • (1130)

 Yolcularının hangi gazeteyi okuyacağına karar vermekten artık vazgeçiyorlar anlamı çıkar mı, bilemedim. Ama "THY'nin cici gazeteleri şaşırtıyor" başlıklı yazımdan sonra, e-postayla bir açıklama geldi.

 
Gönderen, THY Müşteri İletişim Merkezi.
 
Şöyle diyor: "Seyahatiniz esnasında yaşadığınız memnuniyetsizliğiniz, kabin amirimiz tarafından ünitemize iletilmiştir.
 
Uçaklara yüklenen gazeteler, standlarımızdan elde edilen istatistikler doğrultusunda yolcu sayısına göre belirlenmektedir. Bu doğrultuda, geri bildiriminizde yer alan talebinizin değerlendirilebilmesi için ilgili üniteye bilgi verilmiştir..."
 
Yani artık Karar, Cumhuriyet ve Sözcü gibi yasaklı gazeteler uçaklara alınacak mı, bu dayatmadan nihayet dönüyor mu THY, sevinebilir miyiz dersiniz?
 
Sorun, sunulan gazetelerin adet olarak yetmemesinde değildi. Sayıca yetiyor da artıyorlar bile. Çoğu, hiç ellenmeden geldiği gibi geri gidiyor. Hatta iade fazlası sorunu var. Yine de yolcular, okuyacak gazete bulamıyor.
 
 
 
Çünkü gerçek sorun, ayrı telden çalanların kara listeye alınması, uçaklara yüklenmemesi.
 
Yolcu talep ve şikayetlerine gösterdikleri duyarlılık sevindirici. Hiç değilse cevap verme nezaketinde bulunuyorlar. Fakat verdikleri cevap, yasaklı gazeteler uygulamasının iptaliyle ilgili bir şey söylemiyor.
 
Bu haliyle duyarlılık gösteriyor, ilgileniyormuş gibi yapmaktan öteye gitmiyor yolladıkları açıklama.
 
Muzır ve cici gazete ayrımı yapmayı bırakacaklar mı? Yolcularını, zararlı yayınlardan korumak gibi üstlerine vazife olmayan işgüzarlıkları terk edecekler mi, etmeyecekler mi?
 
"O yok, şunu verelim' diye savsaklayıp durmak yerine, yolculara istedikleri gazeteleri sunmaya gerçekten karar verdiklerinde bildirsinler, müjdeyi ilk duyuran olmaya talibim.
 
Viyana Büyükelçimizin sitemi
 
“Yine yoktunuz monşerler” başlıklı yazımla ilgili bir açıklama sözüm var, üzerimde kalmasın.
 
Aslında, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran’la da Twitter’da yazıştık.
 
Kıran, şöyle diyordu: “Akif Bey, sergi bu akşam açılıyor.  Henüz sergi açılmadan Büyükelçiliğin açılışa katılmadığını da nereden çıkarıyorsunuz? Büyükelçimiz, Ahmet Güneştekin Bey ile zaten sürekli irtibat halinde. Büyükelçiler Konferansımız için Ankara’da bulunduğundan bu akşam açılışa yardımcısı katılacak.”
 
Cevaben “Yazıda belirtiyorum nereden çıkardığımı. Ayrıca hazırlık aşamasından başlamalı değil mi alaka ve himaye? Ama Büyükelçimizle ben de konuştum, yardımcılarıyla ilgili yanlış anlaşılma kısmını düzelteceğim” dedim. Ve Kıran’a, duyarlılığı için teşekkür ettim.
 
Gelelim Büyükelçi Ümit Yardım’la konuşmamıza...
 
Açılışta bulunamadığı ve ayrı bir kutlama daveti veremediği için üzüntüsünü, eleştirilerim için de sitemlerini dile getirdi.
 
Üzüntüsünde de sitemlerinde de içtenliğini hissettirdi. Zamanlama talihsizliğine cidden içerlemişti.
 
Söylediği gibi, bilahare eşi ve iki diplomatımızın açılışa katıldığını da öğrendim. Rastlaşamadık ama gelmişler.
 
Kendisinin haklı bir mazeretle bulunamayacağını zaten paylaşmıştım. Yardımcılarının katılabileceği bilgisini ise teyit edemediğime yer vermiştim. Muhtemeldi ama açıkça yazdığım gibi, yazıya başladığım saatte kesin denemiyordu.
 
Kültür Bakanlığı derseniz, ne arayan ne soran, bir ses seda çıkmadı oradan...
 
Kaldı ki; Viyana’nın köklü müzelerinden Kuntsforum’da, Ahmet Güneştekin gibi eserleri dünyayı dolaşan bir sanatçımızın solo sergisi açılıyorsa, bu Viyana için bile istisnai bir durumsa, böyle bir fırsata ilgi, 
destek ve sahiplenme 
sadece açılışa uğramakla mı sınırlı olmalı?