• 13.08.2019 00:00

 Halkevleri, kurban derisi toplamaya kalktığında sevinmiş ve desteklemiştim. Bugün derisiyle barışan, yarın Kurban Bayramı'nın kendisiyle de barışır diyeydi.

Geçen birkaç yılda, sol seküler çevrelerde kurbanın derisine talip olanlar arttı. Ama kurban kesimine alerjide bir azalma gözlenmiyor.

Bayramın ilk günü Abdurrahman Dilipak gündeme getirdi. Türk Hava Kurumu, 'kesimsiz bağış' kampanyası düzenliyor. Bir zamanlar, kurban derisi toplama tekeline sahip kurum bu. Kesim ritüeliyle kavga etmez, 'kaçak' duruma düşürülen deri toplama faaliyetleriyle kavga ederdi. Cemaat ve tarikatların topladığı derilere polis zoruyla baskın yapar, el koyardı. Tekeli kırılınca 'kesimsiz' yani derisiz bağış çağrıları yapmaya başlamış. Nereden nereye!...

Dilipak, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin de 'Kurban Bayramında hayır için yapılan bağışları kabul ettikleri'ne dair beyanına dikkat çekiyor. Kurbanın etini de derisini de kapsayan bir açılım...

Halkevleri'nin atağı, şeytanın bir bacağını kırmaya yaramış yani. Fakat kurbanın kendisiyle barışma ayağında değişen fazla bir şey yok henüz.

Mesafeli olanlar bile derisine göz kırpıyor, THK tekelinden kurtarılan bu gelir kalemini sadece cemaat ve tarikatlara bırakmıyor. Deri rantına göz dikmekte tereddüt göstermiyorlar.

Fakat bazılarının, deri pazarına mahcupça yelken açmayı, kurbanın kesimine karşı önyargılarından da vazgeçmeden başarmaları ilginç. Derisine duydukları iştah ve sempatinin zerresini, kesimine duymaya yanaşmıyorlar. En antipatik bayramları, Kurban olmaya devam ediyor hala. 

Ticaretine taraftar, hatta talip ama inancına kökten karşılar gibi bir paradoksal iştah kabarması söz konusu...

Halkevleri'nin deri açılımını başlarda istismar teşebbüsü diye küçümseyenleri, alaya alanları, rahatsızlık belirtenleri eleştirmiştim. Teşvik edilmesi gereken bir ilerlemeydi.

'Yardımlaşmacı, dayanışmacı, paylaşımcı, sosyal adaletçi' demeden kurbanın her şeyinden kıl kapmayı bırakırlar, bir iç sorgulamaya yol açar diye umuyordum.

Hunhar kesim sahneleri, hayvana eziyet barbarlıkları, düzensizlik ve çevre kirliliği gibi, inanan inanmayan hemen herkese dokunan sorunlarla mücadele tamam. Ama onu aşan ketagorik bir karşıtlık saklanamıyor hala.

Hadi düne dek 'cami derneklerinin, Kuran kurslarının, dini vakıfların, cemaat ve tarikatların, kısacası ‘gericilik ve yobazlık’ diye bildikleri ne varsa hepsinin başta gelen geçim kaynağı' gördükleri için kurbana ters bakıyorlardı...

Hatta  THK tekeli dışında kimsenin legal yoldan makbuz karşılığı deri toplayamamasını bu nedenle savunuyorlardı...

Kurban Bayramı’na hayvanseverlik hisleriyle, çevreci hassasiyetlerle mesafe koyarken... Kurban derisine de laik bilinç ve rejim elden gitmesin kaygılarıyla yaklaşıyorlardı hadi...

Vatandaşın kurban derisini kime bağışlayacağına devletin karışmasını dahi bu yüzden destekliyor; inanç özgürlüğüne aykırı yasağı, sokak kovalamacalarını, hırgür ve baskınları haklı buluyorlardı...

İyi de deri toplamak serbestleşince, kaçak ya da tehlikeli bir suç eylemi olmaktan çıkar çıkmaz...Onlar da hayrına talip oldu.

19-08/13/ekran-resmi-2019-08-12-232948-1565643043.png

4 milyon kurbanlıkla 20 milyar liralık hacme ulaşan büyük bir pazar, kıyasıya rekabete açıldı. Ve dün karşı olan kesimlerin de bugün yeni duruma ayak uydurarak pay kapmaya çalışmaları anlaşılabilir.

Fakat kurban fobilerinde hiçbir şeyin değişmemesine ne diyeceğiz, yok mu bir şaşılık!

Ayrımsız kutlu olsun, kaynaşmaya barışmaya vesile olsun, cümleten iyi bayramlar