• 13.11.2019 00:00

 Suriye’deki yardım gönüllüleri Beyaz Baretliler’in kurucularından James Le Mesurier, İstanbul’un göbeğindeki evinin sokağında ölü bulunmuş.

Le Mesurier, İngiliz askeri istihbaratından ayrılma eski bir ajan.

Fakat Ruslara göre hala MI6’ya bağlı aktif bir ajandı.  Esad muhalifi ‘teröristleri’ örgütlemekle suçlanıyordu, hedef gösterilen bir isimdi.

Böyle olunca da ölümünün intihar mı, intihar süsü verilmiş bir cinayet mi olduğu, çözülmeyi bekleyen bir gizem.

İngilizler, Rusların işi olabileceğine dair şüphelerini saklamıyor. Moskova ise ‘klasik İngiliz çamuru’ diyerek bu kuşkulu ölümle ilişkilerini şiddetle reddediyor.

Tartışma kızışırken biz mi ne yapıyoruz? Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek’le eski MİT’çi Mehmet Eymür’ün, Habertürk’teki canlı yayın atışmasını konuşuyoruz.

Evsahibi Didem Arslan Yılmaz sıkı iş çıkardı, yanlış anlaşılmasın, ona değil laf.

Fakat Eymür’le Perinçek arasındaki husumetin 40 yıllık geçmişi var.

Ne Perinçek’in, Eymür’ü CIA ajanlığı, Amerikan gladyosu hesabına çalışmak ve işkencecilikle suçlaması yeni.

Ne de Eymür’ün, Perinçek’e ‘asıl Amerikan casusu sensin, tarihte iki Amerikan ajanı yakaladık, biri Savaşman diğeri Çağlar, ikisiyle de senin ilişkin vardı, efsane MİT’çi Hiram Abbas’ı hedef göstererek öldürten de sendin’ demesi yeni.

Kitaplara konu olan, bitmeyen bir kavga bu.

MİT Kontrterör Dairesi eski Başkanı Eymür’le Perinçek arasındaki hesap, hiç kapanmadı. Şimdi bir kez daha eski defterleri açıyorlar.

Perinçek’e canlı yayındaki en orijinal suçlaması, ‘fabrikatörlük’tü. Bu bile ilk kez Eymür’ün ‘Bir MİT Mensubunun Anıları-Analiz’ adlı kitabında kullanılmıştı. 1991’de Milliyet Yayınları tarafından basıldı.

Eymür, bölümlerden birine ‘Fabrikatör’ başlığını uygun görmüştü. Perinçek ve Aydınlık dergisinin ‘operasyonel’ bulduğu yayınlarını bu kavramla tanımlıyordu.

Orada geçen anahtar kavramlar ve istihbarat jargonundaki karşılıkları şunlardı:

“Fabrikatör, Amerikan istihbarat servisi tarafından kullanılan bir terim olup siyasi ve şahsi maksatlar için, genellikle hakiki ajan kaynaklarına sahip olmaksızın uydurma veya şişirme haber üreten şahıs veya grup anlamındadır. 

Paper mill (kâğıt fabrikası) tabiri de aynı maksatla kullanılmaktadır. 

Covert Action Operations (Örtülü Faaliyet Operasyonları) ise hakiki organizatörü gizlemek ve gerektiğinde onun ilişkisini ve sorumluluğunu reddetmek imkânı yaratmak amacıyla planlanan ve uygulanan operasyonlardır. 

Deception (Yanıltma), bir millet, grup veya şahsı yanlış yola sevk etmek amacıyla düzenlenmiş faaliyettir...” 

Madem geçmişin üzerindeki esrar perdesini aralamak, bugünden daha çok ilgimizi çekiyor...Başlamışken şu meşhur “İki Mehmet’in kavgası”na da el atsak, haftaya da Eymür’ü Ağar’la yayına alarak onların şahsında 80’li, 90’lı yılların fırtınalı MİT-polis çekişmelerini gözümüzde canlandırsak...Yakışmaz mı? Yeraltı dünyasına yönelik meşhur Babalar Operasyonu ve MİT raporu skandallarının devam filmi gibi!

Le Mesurier’in ölümündeki gizemi, İngilizlerle Ruslar aralarında çözsün. Burada oldu diye aydınlatılmasını takip görevi üstümüze mi kalacak, medyamıza ne!

 

Kayyumunu bekleyen üniversite!

Halkbank, İstanbul Şehir Üniversitesi’nin varlıklarına ihtiyati haciz kararı aldırmıştı.

Üniversitenin Mütevelli Başkanı Prof. Dr. Ömer Dinçer ile Rektör Peyami Çelikcan, son durumu dün kamuoyu ile paylaştı.

Dinçer’in şu çağrısı, her şeyi özetliyor aslında: “Ya bu haksızlığı kısa sürede çözüp mağduriyeti giderin ya da öğretim üyelerimiz ve öğrencilerimizin itibarıyla daha fazla oynamayın, gelin üniversiteyi elimizden alın...”

Necip Fazıl’ın ‘Beklenen’ şiirindeki ‘bekleyen’in hissiyatı gibi dramatik geldi bana:

“Ne hasta bekler sabahı/Ne taze ölüyü mezar/Ne de şeytan, bir günahı/Seni beklediğim kadar.”

Haklı Dinçer; ‘bari can çekiştirmeyin, yazıktır’ diye boyun uzatıyor.

Kurt kuzuyu gözüne kestirmiş, karar verilmişse mukadder sonu bekler gibi kayyumu beklemekten başka ne gelir elden!