• 7.02.2020 00:00

  Manşetler, yazarlar ve yorumcular, kötü gidişatı sorgulamanın dozunu giderek arttırıyor, fark etmişsinizdir.

Eleştiri ve tepkiler, dün ‘yeter artık’ noktasına kadar ulaştı.

İhmal, tedbirsizlik ve hazırlıksız yakalanmak gibi yönetim eksiklikleriyle müdahale kusurlarından kimin sorumlu tutulacağı bulundu bulunacak.

Eskiden suçlu aramaya çıkıldığında, şu ya da bu sebeple insana mal edilemeyen hataların hesabını felekten sorma alışkanlığı vardı.

Şarkı ve türkülerden göğe yükselen ah ile zarı, içli yakarışları, isyankar feryatları hatırlayın. Yaşanmış maddi-manevi acıların vebali kimin boynuna yıkılır, mesuliyeti nerede aranır, efkar bastığında kimin kapısı çalınır, hangi makama çatılırdı?

İşte, tüm zamanların baş günah keçisi o zalim feleğin yerini, son zamanlarda dış güçler, şer odakları almaya başlamıştı.

Şimdi ise sitem dolu satırlarda, isim vermeden Mikail’i işaret etme eğilimleri görülüyor.

Mikail; Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da bereket ve selamet meleği, kurtuluş müjdecisi, koruyucu melek. İlahi elçi göreviyle gök ordularının aziz reisi ve doğal afetlerin idaresinden sorumlu mübarek kabul ediliyor.

Kuran’da da adı geçen; Cebrail, Azrail ve İsrafil’le birlikte varlığına iman edilen dört büyük baş melekten biri.

İsmi, İbranice kökenli. İslam Ansiklopedisi’nde ‘Kim Tanrı gibidir’ anlamına geldiği yazıyor. Aynı kaynakta, bazı alimlerin Arapçaya ‘ubeydullah’ yani “Allah’ın kulcağızı” diye çevirdikleri de belirtiliyor.

Şu sızlanma ve serzeniş göndermelerinde, adı anılmayan gizli muhatap Mikail değilse kimdir, siz söyleyin:

“Başladı başlayalı başımıza gelmedik kalmadı, ne seneymiş bu 2020. Belalar üst üste, ardı arkası kesilmedi. Koronavirüstü, depremdi, çığdı, Suriye’den kara haberlerdi, kuraklık tehlikesiydi, uçak kazasıydı derken bitmedi afetler. Yetsin artık şu felaketler!...”

Feleğe sert muhalefet edilirdi, şer odakları doğrudan eleştirilir ve suçlanırdı.

Hayra aracılık ve nezaret ettiğine inanılan Mikail’in alanıyla ilgili olumsuzluklardaysa daha dikkatli bir dil kullanılıyor. Yakınma, kıvranma, sitem yollama, imdada çağırma ve aman dilemenin ötesine geçilmemesi bir bilinçlenme emaresi olsa gerek.

Öyleyse, çömelip kara bahtımıza ağıtlar yakmakla kalmayacaktır bu süreç.

Feleğin sillesini yemiş biçareler gibi ağlayıp inleyip kurtarılmayı beklemektense medet istemeyi, şansa bırakmayıp kötü talihi kovmayı ve kendimize yardım etmeyi yavaş yavaş öğreniyoruz.

Fakat beşere göz kulak olmaktan mesul tek ‘ubeydullah’, Hazret-i Mikail değil. Bu bilinçlenme ve aydınlanma hızıyla bir gün, Allah’ın diğer kulcağızlarına da çevrilecektir gözler.

Fiili duasını eksik bırakan, göz göre göre tedbirini almayan, yaklaştığı halde ve uyarılara rağmen yıkımlarla kayıpları önleyebilecek hazırlığı yapmayan amir kulların sorgulanmasına da sıra gelecektir. Medyadaki gelişmeler, umut verici.

CNN Türk’ü boykot meselesi

CHP’nin, bu haber kanalını boykota hazırlandığı konuşuluyor. Parti yönetiminde de tartışılmış.

‘Tek taraflı yayın yaptığı, konuk kadrosu seçiminde denge gözetmediği, kendilerine adil ve düzgün ifade hakkı tanımadığı, iktidarın borazanına ve propaganda aygıtına dönüştüğü’ gibi gerekçelerden bahsediliyor.

Muhalefete göstermelik yer verip tarafgirliklerini maskelemelerine, yansızmış numarası yapmalarına alet olmayacaklarmış. Bu tiyatroyu, figüranlığını oynayarak meşrulaştırmayı reddediyorlarmış. Kendilerini daha fazla kullandırtmayacaklarmış.

Hem ekrana çıkmayı partililerine yasaklamayı, hem de tabanlarını izlemeyi bırakmaya çağırmayı düşünüyorlar. Çifte boykot planı...

Haber duyulunca, CNN Türk yöneticileri randevu alıp CHP Genel Merkezi’ne gitmiş. Vazgeçirmeye çalışıyorlarmış.

Temas ve müzakerelerin sürdüğü, henüz bir karar alınmadığı söyleniyor.

Muhalif kamuoyundan gelen tepkilere bakılırsa boykot yanlıları çoğunlukta. Geç bile kalındığı eleştirileri var, bir an önce başlanmasını candan destekliyorlar.

Tadı tuzu çoktan kaçtı. Ama umarım gerek kalmaz; TV yönetimi politikasını gözden geçirip CHP’yi ikna etmenin yolunu açar da kriz tatlıya bağlanır.

Şimdilik diyeceğim şu..

Demek ki siyasi partiler ve gruplar, örgütlülükten gelen güçlerine yaslanarak medyayı baskı altına almak için boykot silahına başvurabiliyormuş. Bazı şartlar başka seçenek tanımayıp buna zorlayabiliyor, hizaya getirmek için medya boykotunu haklılaştırabiliyormuş.

NOT: Akşam saati Tuncay Özkan’dan açıklama geldi. Görüşmeler olumsuz sonuçlanmış, CHP boykotta karar kıldı. Yayınlarına katılmayacak ve izlemeyecekler.