• 11.02.2020 00:00
  • (889)

  Kudüs Mitingi denince akla, 6 Eylül 1980'de Konya'da düzenlenen olaylı Kudüs'ü Kurtarma Mitingi gelir. Bir hafta sonraki 12 Eylül askeri darbesinin gerekçelerinden biri, 'irticayı hortlatarak' bardağı taşıran son damla diye gösterilmişti.

O mitingi yine Milli Görüş partisi MSP düzenlemişti. Araya provokatörler karışmış, savcılık partiler yasasını ihlalden MSP'ye soruşturma açmış, rahmetli Erbakan da mitingi partisinin değil bir tertip komitesinin topladığını ve bütün partilerle liderlerin çağrıldığını söylemişti.

Tertip komitesinin başı gibi görünen MSP Konya Belediye Başkanı Mehmet Keçeciler ise 'yapmayalım' dediğini, partisini vazgeçiremeyince de mitinge istemeden katıldığını anlatmıştı.

İlginç olan şu...

Demirel hükümeti, İsrail'in Kudüs'ü ebedi başkent ilan etmesine tepkisiz kalmamıştı. Protesto olarak Kudüs başkonsolosluğunu kapatıp ilişkileri maslahatgüzar seviyesine indirmişlerdi. Yine de MSP'yi kesmemiş, dışişleri bakanı gensoruyla düşürülmüş, Demirel Kudüs'e ihanet etmek ve siyonist işbirlikçisi olmakla suçlanmıştı.

Daha ilginci; 'Ya Kudüs'ü kurtaracağız ya kan kusturacağız' sloganıyla yüzbinlik bir kalabalığın Konya'da yürütülmesi, askerin Demirel'i devirirken kullandığı bahanelerden biri olmuştu.

Ama en ilginci bu değil. En ilginci; askeri yönetimin bile Demirel'in kapattığı Kudüs başkonsolosluğunu açmaması, açılmasının 1992'de tekrar Demirel'in başbakanlığına nasip olmasıydı.

Pazar günü Yenikapı'daki Büyük Kudüs Mitingi'ne gelince...

Tertipleyen, yine bir Milli Görüş partisi. Fakat bu kez, davet edilen diğer partiler icabet etti. İktidar bloku hariç, hepsi ordaydı. Kudüs'e sahip çıkmak için birlik ve beraberlik fotoğrafı verdiler.

Ciddi bir lider katılımı oldu. Saadet lideri Karamollaoğlu'yla yan yana CHP lideri Kılıçdaroğlu, Gelecek Partisi lideri Davutoğlu, İBB Başkanı İmamoğlu, Hüdapar lideri Sağlam, DP lideri Uysal ve İYİ Parti lideri Akşener'i temsilen yardımcısı Sukas...

Bu seferkinin başka farkları da var. Taşkınlık, aşırılık ve provokasyona geçit verilmedi. Mitingin sabote edilmesine fırsat tanınmadı.

Amaç; slogan atmak ve iktidarı Filistin davasına ihanetle, siyonist uşaklığıyla vesair karalamak değildi. İç siyasete ve partizanlığa filan alet etmek de değildi. Kudüs'ün sloganlarla kurtarılamayacağını bütün hatipler dile getirdi. İktidar, lafla yetinmeyip icraata geçmeye davet edildi. Fakat bu da sloganla bırakılmadı, neler yapılabileceğine dair somut öneriler sunuldu.

Ayrıca, belediye seçimlerinde İstanbul'u CHP alırsa Kudüs'ün düşeceği şeklindeki popülist hezeyanlara, okkalı bir cevap verilmiş oldu. O ucuz istismar propagandası, bir kez daha çürüğe çıkarıldı.

Ezberleri bozdu...

CHP, Hamas'la aynı platformda dayanışma sergiledi. Trump'ın, dünya barışını tehdit eden Haçlı saldırısı görünümlü şarlatanlıklarına karşı durma ve Kudüs'ü yalnız bırakmayıp birlikte savunma haykırışları, Kılıçdaroğlu'ndan duyuldu.

Bu vesileyle, siyasi kutuplaşma ve önyargılara karşı toplumum özlediği bir güç birliği tablosunun pekala mümkün olduğu da görüldü.

İşte böyle Kudüs mitingine can feda, birçok açıdan verimliydi.

İçeride kavga ve düşmanlığı körüklemek bir mecburiyet değilmiş, kaçınılabilirmiş. Kudüs'e de bir şey kazandırmaz, bilakis kaybettirirmiş...

Türkiye'yi, Kudüs'ü ve barışı seven; insanlık trajedileri yaşanmasın, savaşların acı, yıkım, sefalet ve perişanlıkları bitsin isteyen herkes ayrıştırıcı değil kucaklayıcı olmalıymış...

Bizlere bunu yeniden hatırlattıkları için, başta Saadet olmak üzere katılan tüm parti ve siyasilere bin teşekkür.

Miting için 'katılmak caiz değil' fetvası veren Hoca lakaplı Cübbeli Ahmet de bir teşekkürü hak ediyor. İşkembeden salladı ama mitingin başarısına epey hizmeti geçti. Gölgeleyecek sabotaj ve provokasyonlardan o kalabalığın korunmasındaki emeği inkar edilemez. Varsa sözüyle amel edenler, onları uzak tuttu, sağ olsun.

İktidarsa katılmamakla, temsilci göndermemekle, yine ayrı durmayı tercih etmekle bu fırsata yazık etti. Bariz hata!

‘Kuran kurslarına şeytan giremez’ öyle mi Hocam!

Diyanet reisi Ali Erbaş Hoca, yatılı bir Kuran kursu açılışında şöyle buyurdu:

“Biz, Kuran kurslarımızın bulunduğu yerlere, şeytandan korunmuş bölgeler diyoruz. Bir yerde Allah zikredilirse oraya şeytan giremez...”

Nedense aynı konuşmada gecen “Kuran kursunda tuğlası olanın cennette evi hazır” sözü kadar dikkat ve tepki çekmedi. Tarışılmadı bile.

Yoksa doğru olabilir mi söylediği?

Diyanet Vakfı’nın İslam Ansiklopedisi, pek öyle demiyor halbuki.

‘Nefis’ maddesinde şunları okuyunca kafam karıştı:

“Nefsin tabiatında yırtıcılık/vahşilik, hayvanlık, şeytanlık ve tanrılık vardır. Nefisteki düşmanlığın, saldırganlığın kaynağı yırtıcılık, oburluğun ve hırsın kaynağı hayvanlık, hilekârlığın ve kurnazlığın kaynağı şeytanlık, büyüklenme ve her şeye tek başına hükmetme arzusunun kaynağı tanrılıktır. Bu dört nitelik sırasıyla köpeğe, domuza, şeytana ve bilge kişiye tekabül eder. Nefis, içinde bunların tamamını barındırır...”

Üstelik, kaynakları arasında büyük din alimi Gazzâlî’yi de anıyor ansiklopedi.

Hangisine inanalım?

Şeytanı evvela aynada arayacaksa insan, iblisin meskeni insan nefsiyse, ruhumuzun karanlıklarında bir yere saklanmışsa onu dışarıda bırakarak Kuran kursu kapısından içeri nasıl adım atmayı başaracak insan?

Bu ırz düşmanı sapık, bu heva, heves ve şehvet düşkünü sinsi yılan, yine kitabi tanımıyla bu domuz gibi pisboğaz arsız, bu at hırsızı gibi doymak bilmez sahtekar;  insanın içindeki mahzenlerde yaşıyormuş. Yeraltındaki mağaraları yuva tutmuş değil ki okuyup üfleyerek zincire vurup namussuzu oralara hapsedelim.

Hem Allah’ın zikredildiği yerden şeytan uzaklaşıyor olsa, ağzından zikrini düşürmeyenler arasından Allah ile aldatanlar çıkabilir miydi? O ağızlara şeytan karışmadan nasıl?

Din tüccarı hurafeci hokkabazlar, şeytansızlaştırılmış bölgede mi oturuyorlar bu durumda? Onların hile ve desiselerinde şeytani ayartıcılığın rolü yok mu?

Bedensiz şeytandan arındırılabilir belki Kuran kursları ama ona pabucunu ters giydirecek, şeytanılainin bile aklına gelmeyen şeytanlıklara kalkışacak, içine şeytanfeneri kaçmış bedenli iblis cinslerinden nasıl arındıracaksınız?

Kuran kurslarına şeytan giremiyorsa oratlığa saçılan onca rezillik neydi? Çoluk çocuğa musallat olma sapıklıklarını kim sokuyor buralara? Kul hakkına tamah etme açgözlülüklerinin altında hangi ahlaksız mahlukun baştan çıkarıcılığını aramalıyız öyleyse Hocam?