• 28.02.2020 00:00

 Milli Savunma Bakanlığının açıklamasına bakıyorsunuz. Saldırının kimden geldiği belirtilmiyor. Sadece kime misilleme yapıldığı söyleniyor. 

Vuran yine meçhul. Ancak cevapsız bırakılmadığının da bilinmesi isteniyor. Karşılığının katbekat rejime verildiği, şuradan anlaşılıyor:

"Ateşkesi sağlamak üzere İdlib bölgesinde bulunan unsurlarımıza düzenlenen hava saldırısı sonucu 2 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 2 kahraman silah arkadaşımız da yaralanmıştır. Bölgedeki Rejim hedefleri derhal ateş altına alınmış; alınmaya devam edilmektedir..."

Sorumlu tutulduğu muhakkak. Fakat doğrudan rejim mi yaptı hava saldırısını? Kapalı geçilmiş.

Ruslar da ketum. Önceki hava saldırısını üstlenmekten çekinmemişlerdi. Bu sefer ne 'biz yaptık' diyorlar ne de yapmadıklarını söylüyorlar.

Ankara'daki ABD Büyükelçiliği, taziye mesajı yayımlamayı ihmal etmedi yine. Twitter üzerinden, rejimin İdlib'de giriştiği vahşetin arkasında Rusya ve İran'ın desteği olduğunu ayrıca hatırlatmadan da geçmemişler.

Tivitlerindeki vurgulara dikkat: 

"Dün İdlib’de bir kez daha gerçekleşen saldırıda hayatını kaybeden Türk askerlerinin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. NATO Müttefikimiz  Türkiye’nin yanındayız ve ateşkes ilanı için birlikte çalışıyoruz."

Amerikan sefaretinin tiviti medyada öne çıkarılırken Rusların sessizliğini anana rastlıyor musunuz?

Rus büyükelçiliğinin Twitter hesabına göz attığınızda, ayrı telden çaldıkları çıkıyor.

Son tivitlerinden birinde, domates kotasını arttırdıklarını şöyle müjdeliyorlar:

"Rusya Tarım Bakanlığı tarafından onaylanan kararnameye göre, Rusya’nın Türkiye’den ithal ettiği domatesin kotası 50 bin ton artırılarak 200 bin tona çıkarıldı."

Bu haberin Türkiye'yi sevindireceğini düşünüyor olmalılar. 

Bir diğeri ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın doğum günü kutlaması hakkında.

Onu biliyorsunuz:

"Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan‘a doğum günü münasebetiyle tebrik telgrafı gönderdi."

Ankara'yı bir teselli çabası seziliyor paylaşımlarında. Fakat doğum günü kutlamasından geri durmazken İdlib şehitleri için taziye dilemeye bile dillerinin varmadığı ortada.

Domates ithalatını 50 ton arttırarak acıyı hafifleteceklerini, tepkileri bir nebze yatıştıracaklarını mı zannediyorlar?

Yoksa Esad'ı kırmama, küstürmeme özeni mi?  Ondan mı, Astana ortaklarına başsağlığı dilemekten ısrarla kaçınmaları?

Ya da saldırı, kendi güçlerinden geldiği için mi?

Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la gerek Astana formatında gerekse ikili görüşme şeklinde bir araya gelmekten de kaçınıyor. 

Tahran'da zirve toplamayı daha önce reddetmişlerdi.

İstanbul'da ikili görüşme seçeneğini de dün Kremlin Sözcüsü Peskov'un ağzından geri çevirdiler. Putin'in programının o tarihte dolu olduğu gibi tepeden bakan bir gerekçeyle...

İktidar sözcülerinin üst üste 'bağlıyız, masadan kalkmıyoruz, bizden yana rahat olun, bir yere ayrılmıyoruz' teminatı verdiği Astana'yı da, Soçi'yi de fiilen askıya almak bu.

Hani 'dostumuz' olduklarını bilmeseniz, yarı yolda yüzüstü bıraktıklarına dahi yorabilirsiniz.

Bu umursamazlığa ne yol açtı?

Ankara’nın, kendini Astana ve Soçi masalarında arkadan hançerlenmiş, ihanete uğramış hissetmesini bile umursamadıklarını sanmam.

Müzakerede el yükseltiyorlar belli ki. 

Ankara, Esad’ın burnunu sürtmeye çalışıyor, süngüsünü düşürüp geri adım attırmaya...

Koruyucu meleği Moskova da izin vermiyor buna. Esad’a ‘dik dur, burnundan kıl aldırma, arkandayım’ mesajı gönderiyor.

Türkiye’yi kazanma-kaybetme yarışında, ABD’ye mevzi kaptırma pahasına Esad’dan vazgeçmiyorlar. 

Ne, tercihe zorlandıklarında hangi tarafı seçeceklerini saklama gereği duyuyorlar. Ne de propaganda savaşında ABD’nin gerisine düşmekten, Türkiye’nin kaygılarına duyarsız ve vurdumduymaz görünmekten çekindikleri var.

İçleri o kadar rahatlatılmasaydı, ‘gidecek yerleri yok, bize mecburlar’ duygusu verilmeseydi...Kaybetmeyeceklerinden emin olmasalardı...Yine de Türkiye’yi böyle ihmal etmeyi göze alırlar mıydı?

Rusya’nın askeri eylemlerini yok saymanın, saldırılarda rejimden başka muhatap tanımamanın geçerli bir nedeni olduğu kesin.

Rusya’yla savaşa girecek, askeri olarak karşı karşıya gelecek değil Türkiye. Bunu öneren de yok.

Ama bu sağduyuyu, Rusların zayıflık ve alttan alma gibi yanlış anlamaması da mı, fırsat kaçmadan önce sağlanamazdı?