• 10.04.2020 00:00
  • (885)

 Haçlı Avrupa, meğer ezanlarımızı susturmak istemiyormuş, bütün dert bu değilmiş, söylendiği gibi küffarla din savaşı da yaşamıyormuşuz, boşa bilenmiş, boşa heyheylenmişiz.

Bize niye öyle geldiği tartışmasını yine yaparız.  

'Küfür tek millettir, ezanlarımızdan vazgeçmedikçe bizi kendilerinden kabul etmeyecekler' dedikleri şu 'gavur'un yaptığına bakalım...

Almanya'da öğlen ve akşam ezanları hoparlörden okutuluyor, en son Köln'de duyulmuştu tekbir sesleri. 100 camiye ulaşmış izin verilenler. Sadece Essen'de 50 deniyor. Diyanet ve Milli Görüş camileri ağırlıkta...

Hollanda'da cuma ezanları giderek yaygınlaşıyormuş. 

Buralarda borusunu öttüren İslamofobik aşırı sağcı akımlara rağmen. Bekler miydiniz?

Hans, George imana geldi, Allah'a yöneldi, İslam'a döndü, hidayete erdi de ondan mı? Hayır!

Ülkelerinde yaşayan Müslüman toplumlara, "Biz birlikte Almanya'yız" duygusunu vermek için. "Kaderimiz bir, aynı gemideyiz, el ele verelim" demek için.

Anadolu Ajansı, yakından izleyip sağ olsun, kamuoyumuzu günbegün bilgilendiriyor. Bu jesti teşekkürle karşılayan Müslüman cemaat temsilcilerinin sevinç ve memnuniyetini bilelim diye, bizlere özellikle aktarıyor ajans.

Hoparlörden ezan okutmadaki amaç, koronavirüs salgınına karşı Müslümanlara moral ve psikolojik destek vermekmiş. 

Amaç, tedirgin olan her kesime din, dil, ırk, parti farkı gözetmeden dayanışma içinde olduklarını göstermekmiş. 

Korona gerçeği, bizde iktidarın var farz ettiği Haç-Hilal savaşını sürdürmeyi de imkansızlaştırıyor.

Avrupa'daki İslam düşmanlığını bitirmediyse bile seslerini kesiyor, azgın marjinallerin din savaşı çığırtkanlığını geriletiyor salgın. Haçlılarla cihatta olduğumuz söylemini de havada bırakarak...

Kendimize bakalım bir de. Korona, aynı etkiyi neden bizde de yapmıyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şahane bir jestle Türkiye'deki dini azınlıkların cemaat liderlerini aradı önceki gün.

Kimler yoktu ki duyurulan arama listesinde: Fener Rum Patriği Bartholomeos, İstanbul-Ankara Süryani Kadim Kilisesi Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin, Türkiye Musevileri Hahambaşı İsak Haleva, Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan ve Türk Yahudi Toplumu Başkanı Erol Kohen...

Cumhurbaşkanı'nın, farklı dinlerin temsilcilerine Milli Dayanışma Kampanyası'na verdikleri destek için teşekkür ettiği açıklandı.

Çok iyi düşünülmüş. Unutulmadıklarını en üst düzeyde gösteren bu incelik ve duyarlılığı kutlamak gerek.

Hatta bir önerim var.

Neden aynı inceliği, farklı siyasi partilerin temsilcilerine de göstermesin Cumhurbaşkanı?

Haç-Hilal kutuplaşmasının bile sürdürülemediği, ezanların Avrupa'da dahi susturulamadığı bir zamanda, 'ezan düşmanlığı' üzerinden yürütülen bir AK Parti-CHP kutuplaşması ne kadar anlamlı?

Din savaşı fanatizmi aşılabiliyor da, siyasi farklılıklar daha mı güçlü ki aşılamıyor?

Yemen'deki mezhep savaşına dahi salgın molası verilebiliyor da, bizdeki particilik kavgası, iktidar-muhalefet anlaşmazlıkları daha mı derin ki ara verilemiyor?

Hem...Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin yardım  kampanyasının engellenmesine tepki gösterdi. Ama Cumhurbaşkanı'nın açtığı Milli Dayanışma Kampanyası'nın desteklenmesine karşı çıkmadı.

"Biz bize yeteriz" sloganının içine anamuhalefetin de dahil edilmesine, kimsenin dışlanmamasına mani ne!

Cumhurbaşkanı, en inatçı küslerin barıştığı, zıtların uzlaştığı şu zor günlerin hatırına, bütün muhalefet liderlerini arasa...Tek tek de olur, telekonferansla toplamak şeklinde de, takdirlerine kalmış...

İlaç gibi gelmez mi millete? Gurbette ezan sesi duymak kadar iyileştirici bir moral dopingi olmaz mı? Şu soğuk ve   kasvetli izolasyon günlerinde kimin içini açmaz, ısıtmaz böyle bir jest?

Sözcü Çelik ne söylediğini duyuyor mu?

AK Parti Sozcüsü Ömer Çelik, dün Twitter’dan AB’yi bombardımana tuttu.

Türkiye’yi çekemiyorlar ama vurgusuyla şöyle dedi: “Balkanlar’ın ihtiyacı olduğunda hiçbiri ortada görünmüyor. Türkiye ise Balkan ülkelerine en zor zamanda yardım ulaştırıyor. Türkiye’nin tek başına yaptığını, AB ne İtalya ve İspanya için ne de Balkan ülkeleri için yapabildi.”

Hızını alamadı, Türkiye’nin güçlü bir Avrupa devleti olarak, Avrupa coğrafyasının teminatı olduğunu da söyledi.

Söylendikçe açıldı, ‘biz yoksak hiçsiniz’ demeye dek getirdi: “Türkiye olmadan Avrupa tanımlanamaz. Güçlü Avrupa devletlerinden birinin uçağının İtalya, İspanya, Sırbistan, Bosna Hersek, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Kosova’yı dolaştığı görülmedi. Türkiye ise insani dayanışma adına her yerde bayrak gösteriyor, tek başına kıta düzeyinde bir sorumluluk icra ediyor.”

Coştukça coşturuyor da. ‘Vur vur inlesin, Avrupa dinlesin’ moduna geçebilirsiniz bir anda.

Fakat şunu atlıyor. Bu tafralardan daha bir gün önce, 15.6 milyar avroluk yardım paketini 20 milyar avroya çıkardığını açıkladı AB.

Latin Amerika’dan Ortadoğu ve Afrika’ya, Avrupa coğrafyasının dışına da uzanarak hangi bölgelere ne kadar destek ayrıldığı kalem kalem belirtiliyor.

Sadece Çelik’in saydığı Balkan ülkeleriyle Türkiye’ye tahsis ettikleri bütçe, 800 milyon avroymuş.

Para hesabını Sözcü Çelik’ten iyi bilmeyebilirim. Fakat bu rakamın, 5 buçuk ila 6 milyar liraya denk geldiğini anlamayacak kadar da değil.

Cumhurbaşkanlığı kampanyasında toplanan bir buçuk milyar lirayla birlikte, devletin ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza vereceği toplam nakit desteği 4 milyar 400 milyon liraydı. Değil mi? 4 milyon 400 bin vatandaşımıza biner lira hesabıyla.Yanlış mıyım?

Dışı kalaylı, içi alaylı hamasetle nağme yapmaktan çekinmediğine göre, Sözcü Çelik hepimizi dünyadan bihaber sanıyor olmalı. 

Daha kötüsü, ucunun nereye gideceğini düşünmeden AB ile kıyaslatarak, Türkiye’nin Balkanlara yardımlarının değerini de durduk yere sorgulatmıyor mu?

İYİ Parti lideri Akşener’e “Paramız varsa dağıtmaya önce niye kendi vatandaşımızdan başlamıyorsunuz’ deme fırsatı da sunmuyor mu?

AB, yardım paketinin ederini açıklıyor. Bizim yolladığımız maske, tulum, dezenfektan ve ilaç kolilerinin toplam tutarı ne? Açıklamadan neyi neyle kıyaslıyorsun demezler mi?

Rusya, askeri konvoyla tıbbi yardım kargosu çıkardı İtalya’ya. Sembolik miydi; bir tek hastaneye mi, bütün hastanelere yetecek miktarda mıydı? Her İtalyanın cebine para koymuş gibi göze soktular ama kaç paralık yardımdı, bilen yok.

Sözcü Çelik, gelişigüzel atıp tutarken en sona sakladığı tehditkar suçlamayla mı çeneleri kapatacağına güveniyor yoksa: 
“Dostlarımız ve müttefiklerimiz Türkiye’ye teşekkür ederken, içimizdeki hastalıklı zihniyet ülkemizi kötülemek için yarışıyor. Türkiye aleyhine propaganda bu zihniyetten türüyor. ‘Türkiye’ye kötülük yapma yarışı’ bunların tek duygusu haline gelmiş durumda...”

Kudretimizin nişanesi yardım kolileri, ulaştığı coğrafyalarda yaralara merhem olurken; bu karalama ve iftira alışkanlıklarımızı da oraların siyasetine bulaştırmayız inşallah.