• 7.05.2020 00:00

 Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, uzun süredir üzerinde çalıştıkları sosyal medya etik kurallarını sonunda yayınladı. 4 gün önce...

Hazırlıklara başladıklarını, ocak ayında müjdelemişti. Adına "Tuğçe Kazaz önlemleri" demiştim. O günden beri yolunu gözlüyordum.
 
Aylar süren titiz değerlendirmelerden sonra şunlar bulundu ve 12 madde halinde açıklandı:
 
Yalan ve iftira atmayın, küfür ve hakaret etmeyin, siber zorbalık yapmayın, nefret ve düşmanlık dili kullanmayın, tehdit ve tacizden uzak durun, saygısız ve saldırgan davranmayın, kişilerle uğraşmayın, ahlaksızlık yapmayın, provokatif olmayın, şeffaf görünün ve sahte isimlerle açılan hesaplara destek vermeyin, bu gibileri de sakın paylaşmayın...
 
Tarihin bilinen en eski ahlak yasalarının 12 maddede özeti adeta. 10 Emir'in sosyal medya alemine uyarlanması bir nevi.
 
2020 senesinde bu kadim değerleri yeniden keşfeden, tarihin derinlikliklerinden çıkarıp bizlere sunan, kendi nefsinde uygulamaya da geçiren AK Parti'ye teşekkür borçluyuz.
 
Minnetimin bir ifadesi olarak, Mahir Bey'e bir gözlemimi iletmek istiyorum: Büyük bir etki yaptı ama tersinden...
 
Nasılsa artık bizden bilinmeyecek rahatlığından mıdır...Kamuoyuna başka, trol başlarına başka komutlar gittiğinden mi...Tınan olmadı. Bilakis, çirkefliği ikiye katladılar.
 
AK Partilileri bağlayacaktı. Diğer partililer de uymaya çağrılmıştı. Ne umutlanmıştım!
 
İktidarı eleştirmek, gerize taş atmaya dönmüştü epeydir. Abdesthane çukuruna atılan taşın, geriye pislik sıçratması gibi...
 
Elektronik mikrop ve dijital haşerelerle sosyal medya fedailerinin mevzilendiği çukur, nihayet kapatılacaktı.
 
Bırakın bu hayasız akıncıları, Tuğçe Kazaz gibi rol kapmaya yarışan, göze girme çamurları atan magazin şöhretlerine bile geçit verilmeyecekti. 
 
AK Parti yönetimi de ciddi rahatsız, canlarına yetti artık sanmıştım.
 
İsimli isimsiz tetikçilerle, bahşişe oynayan alkış hademeleriyle ilişik keseceklerdi.
 
'Dur' emri anlamındaki bu talimatname, hizmetlerinin üstlenilmeyeceğini, patronluklarının reddedileceğini bildirmiş olacaktı.
 
Karalama şirretlikleri, yıpratma saldırıları bitiriliyordu. İktidar, arasına mesafe koyuyordu.
 
Hatta bürokrasideki militanlarla yargıdaki partizan kadrolar bile ahlaken hizaya getirilecek diye nasıl da sevinmiştim.
 
Üzgünüm Mahir Bey!
 
İlk 4 günlük icraat, hiçbir şeyin değişmeyeceğine işaret.
 
İktidar müdafaası adına muhalefete silah, mermi gösteren partilileri duymuşsunuzdur. Gemi iyice azıya alan bu azmışlık ürpertmiyor mu sizi de? Cezasız kalıyor, korunuyor, kayrılıyorlar. Kanunen de suç olan taşkınlıkları cesaretlendirmez mi? 
 
Emekleriniz boşa gitsin istemem. Ama eserinizi göstermelik kılıyor hayasız akınlar. 'Dur' emrinden 'Vur' emri anladılar sanki. Bilginize Mahir Bey!
 
Fedaileri iktidarı takmadığından değil
 
Neden mi iktidar savunularındaki şiddet ve saldırganlığı iktidar bile dindiremiyor?
 
Çünkü merkezden devamlı karışık sinyaller alıyorlar. Yanlış anlayacakları mesajlar da gidiyor onlara. Kafaları nasıl karışmasın?
 
İktidar sözcüleri Allah’ın her günü, muhalefeti dış düşmandan daha tehlikeli gösteriyor. 
 
Sözlerinin anlamı kaydırılarak, farklı anlamlar yüklenerek en son darbeci ilan edildiler.
 
Hain, satılmış, terörist, darbeci dedikten sonra, ‘katli vaciptir’ buyurmanıza gerek yok...
 
Tedbiren sokağa çıkma yasağı istediler diye, nelerle suçlanmadı Ankara ve İstanbul’un CHP’li başkanları?
 
Darbe planlıyordu İmamoğlu, boşalan sokakları teröristlerle dolduracaktı, PKK’yla kaos ve iç savaş çıkaracak, FETÖ’yle darbe yapıp paralel devlet kuracaktı!
 
Tabii ki İçişleri, asılsız ve provokatif paylaşımla halkı kin ve düşmanlığa tahrikten gözaltına almadı bunları. İktidar medyası, bu kapsamdaki suçlardan muaf. Onlara atış da ateş de serbest.
 
AK Partili başkan, bakan ya da valiye trilyonda biri ima edilse sonu malumdu. Kamu görevlilerini hedef göstermekten kodesi boylarlardı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sokağa çıkma yasaklarının salgını yenmede ne kadar etkili olduğunu anlatmadı mı, anlattı. Çok faydasını gördüğümüzü bizzat da söyledi.
 
Ama bunu ısrarla önerdiği için İmamoğlu neredeyse darbe tertiplemekten ipe çekiliyordu. 
 
İmamoğlu’nun, iktidar yıpransın diye katliam ve terör istediğini söyleyenlere bir şey olmadı. Tatlı tatlı sataşmış sayıldılar. Ama İmamoğlu, ölüm tehditleri aldı.
 
Olmayan darbe tehdidi varmış gibi gösterilerek, Özgür Özel’le Kaftancıoğlu’na yapılmayan gerçek tehdit bırakıldı mı? Parti yetkilileri de çekinmeden katıldılar kampanyaya, alenen suç içerdiği halde.
 
‘Yerli ve milli değil’ denilenler, her saldırıyı hak etmiş, her kötülüğe müstahak sayıldıktan sonra...’Yerli ve milli değil’ demenizin sonuçları olmaz mı! Fitili ateşlemeye yeter de artar bile.
 
Sözcü’den Saygı Öztürk, mermili pozla tehdit savuran Trabzonlu şahsı aramış.  Muhalefeti vatan haini ilan etmesinin nedenini sormuş. Cevap şu: “Kendi ağızlarından ben bir şey duymadım.
 
Ama sosyal medyada bu kişilerle ilgili yazılanları okuyunca yaptıkları benim de kanıma dokundu.”
 
İktidar, söz geçiremediği için değil yani. Bir kızıştırma var.