• 20.05.2020 00:00
  • (796)

 İktidarın 'ideal gençlik' tanımına göre 'gençlik elden gidiyor' demektir.

Dün, Euronews Türkçe'de okudum. SODEV, bir gençlik araştırması yapmış. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı münasebetiyle...

AK Partili gençlerin yarısı, yani ikisinden biri yurtdışında yaşamak istiyor. Buradaki hayatından memnun değil, gelecek görmüyor, fırsat bulsa kaçacak. 

Suudi Arabistan mı, İsviçre mi peki? İki katı maaşla Arabistan'da yaşayacağına, yarısına İsviçre'yi tercih ediyor çoğu. Oran yüzde 60'ların üstünde.

Torpilsiz yükselemeyeceğine inananların oranı yüzde 70'lere çıkıyor.

Sosyal medyada özgürce konuşabildiğini söyleyenler ise yüzde 30'larda.

Yani resmi sloganları alabildiğine yerli ve milli. Fakat gayriresmi görüşleri de bir o kadar Batı hayranı. Gözleri, ilk fırsatta kapağı Batı'ya atmakta.

CHP gençliğinde bu oranlar, AK Partililere göre 20 puana varan artışlar gösteriyor. MHP ve HDP'lilerde ise AK Partililerle CHP'liler arasında bir yerde.

Şaşırtıcı mı!

Korona öncesi genç işsizliği yüzde 25'teydi. 15-25 yaş aralığındaki her 4 kişiden biri. TÜİK verisi üstelik. Allah bilir, koronadan sonra ne oldu.

İş, aş, yarınına güven veremezseniz; kuru bir yerlilik ve millilik hamasetiyle elde tutabilir misiniz gençleri!

Gelecek vaat etmek yerine geçmişle avutan, geçmişi yücelten maziperestlik, belli ki gençleri kesmiyor. Ne karın ne kafa doyuruyor. Ama kesiyormuş gibi yapıyorlar. 

Anlaşılmaz şey mi!

Gerçek fikirlerini saklamazlarsa mimlenmekten, zarar görmekten korkuyorlar. Sistem ikiyüzlülüğe, riyakarlığa zorluyor. 

Gençleri suçlayabilir misiniz bunun için!

Necip Fazıl'ın istediği 'kininin ve öcünün davacısı' rövanşist gençliğe benzemiyor bu.

Kötü mü!

Ama Mehmet Akif'in aradığı gençlik de değil sanki.

"Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem/Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.../Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam" dizelerindeki tarife de pek uymuyor profil.

Kimi o geçmişe, kimi bu geçmişe; ağzına ne gelirse...

Acı ama SODEV araştırması doğru yansıtıyorsa böyle.

Gençlik, siparişe uygun yetiştirilmeye gelmiyor.

Tutsa, FETÖ'nün 40 yıllık çabası maya tutardı.

Üstelik gençleri ağlarına düşürme taktiklerini bir romandan kopyalamışlardı. Tarık Buğra, sinsi elebaşı 'ihtiyar'la onun en büyük projesi 'delikanlı'nın entrikalarını anlatıyordu. 77 yazımı  romanın adı, "Gençliğim Eyvah"tı.

Gençlik, geleceğinin peşinde. Geçmiş sevici ideolojilere takılıp tarihte yaşamayı reddediyor görünüşe bakılırsa.

Gençlik bayramında bile nasıl bir geleceğin beklediğini tartışamıyoruz. Hala geçmişle hesaplaşma üzerinden kutuplaşma kovalayanlar var. Aynı kulak tırmalayıcı nameleri okuyor, aynı bıktırıcı teraneleri tekrarlıyorlar.

Gençliğin gerisine düşenler, varsın 'kaybediyoruz' diye telaşlansın...

Gençlik projeleri niye iflas edip çöküyor, hatayı nerede yapıyoruz diye mi sorardınız? Yoksa "Eyvah Gençliğim" diye diz dövüp hayıflanır mıydınız siz olsanız?

İçişleri’nden veri akışı hâlâ kesik

2 hafta oldu, arıza giderilemedi. 

“Asılsız ve provokatif” paylaşımlarla ilgili yakalanan, tutuklanan sayısı her hafta güncelleniyordu. 

En son 5 Mayıs’ta yenilendi. Sonra bıçakla kesilmiş gibi durdu.

Teşbihte hata olmasın, 31 Mart seçim gecesi İstanbul sandıklarından AA’ya veri akışının birden kesilmesini anıştırabilir kimine.

Tehlikeli çağrışımlar bunlar, ihtimal vermem, kaza olmuştur. Kedidir kedi.

Tam da olmayan darbe çığırtkanlığını varmış gibi göstererek muhalefete tehdit yağdırma furyasına denk geldi belki, evet...

Ama zamanlamasında manidarlık aramayın, tesadüftür muhakkak.

Eminim sorun en kısa sürede düzeltilecek ve veri akışına tekrar başlanacaktır.

Güncel rakamları merakla bekliyorum.