• 17.09.2020 00:00
  • (563)

  İktidar medyasına bakarsanız, Kılıçdaroğlu fena zikzak çizerken yakalanmış. 

Daha geçen sene şöyle dememiş miymiş: 

“S-400 niye alındı, bize kim saldıracak? Yunanistan’la mı kavga edeceğiz?” 

Sanki bunu diyen kendisi değilmiş gibi. ‘Skandal sözlerini unutmuş’, şimdi de kalkmış şöyle diyormuş: 

“ABD, Yunanistan ile tatbikat yapıyorsa sen de S-400’leri aktive edeceksin. Yüreğin varsa yapacaksın...” 

Sadece iktidar medyası mı? Muhalefet içinden de tepki topluyor bu çıkış. 

CHP liderini, iktidarla savaş çığırtkanlığı ve hamaset yarıştırmakla suçluyorlar. Kendi tezlerini topluma anlatmak varken hem de. İktidarın dümen suyuna giriyor, değirmenine su taşıyormuş.

Başka bir politikayı savunmak mümkün değilmiş gibi... 

Mümkün mü ki? 

“Faiz, enflasyonun sonucu değil sebebidir” propagandasına direnmek ne kadar mümkündüyse bu da ancak o kadar... 

İktisat bilimi aksini söylüyor diye, doğru bildiğini anlatmaya çalışan Merkez Bankası başkanlarının akıbetini gördük. Vatana ihanetle de faiz lobisine hizmetle de suçlanmayı tattılar. 

İktidar, faizleri düşürerek halkın kanını emen faizcilerle savaşırken, enflasyonla mücadele ederken karşı çıkmak ha! 

Yüksek faizi savunuyor, faizcileri tutuyor gibi görünmeye hangi siyaset göğüs gerebilir? 

Yöntemin ve dayandığı faiz-enflasyon teorisinin yanlışlığını kanıtlamanın tek yolu, deneterek sonuçlarını göstermektir. 

Damardan ucuz popülizmle baş etmenin daha etkili bir yolu ne yazık ki yok. 

2017’de, 1 Nisan şakası temalı Ülker reklamlarından subliminal darbe ve Erdoğan’a suikast mesajları çıkarılmış, büyük pandomim kopmuştu.

Meğer kızgın bir reklamcının işiymiş. Eski şirketinin kampanyasını baltalamak için, sahte bir hesaptan uyduruk bir karalama mesajı atmış. Darbe paranoyası kaşıyarak topluma deli gömleği giydirmek için aportta bekleyenler de atlamış üstüne, köpürtmüşler. 

Ancak şimdi, 3 yıl aradan sonra failin itirafıyla arka planını öğreniyoruz. Dün Yıldıray Oğur aslını, nelere mal olduğunu da hatırlatarak yazdı. 

İntikam girişimiymiş meğer. Amacına ulaşmış, reklamı sabote etmeyi başarmış. Ama Türkiye’ye de cinnet geçirterek. 

Geri dönüp o günkü şartlarda düşünün, bu cinnet önlenebilir miydi? 

İddialara ‘deli saçması’ diyenler lince uğradı. Ülker gülüp geçemedi, ciddiye almak zorunda kaldı. 

Estirilen deli rüzgarlara karşı durmak ne mümkün! 

Ülker’in patronu, bu saçmalığı yayanlara teşekkür etmese...”Şimdi duydum. Kumpası kuranlar hak ettiklerini bulacak. Milletimizin yanındayız” tiviti atmasa, darbecilikle suçlanmaktan kurtulabilir miydi? 

Delirtici paranoyalar yok satarken makulün, sesini duyuracak kadar alıcısı çıkmıyorsa suç kimde! 

Kasa gibi, popülizm de her zaman kazanıyor. Gerçekliğini test ederek foyasını ortaya çıkarmadan yenilemiyor. 

S-400’lerin alınma nedenini sorguladı. Baktı olmuyor, işe yarama sırası gelmişken de caydırılık için neden kullanılmadığını sorguluyor. Ve her iki durumda da Kılıçdaroğlu mu haksız oluyor? 

Alınması da doğru, iş düştüğünde hazır edilmemesi de doğru; sorgulamak mı hep yanlış? 

MOODY'S NASIL DURDURULACAK PEKİ?

Cumhurbaşkanı, Moody’s’in ekonomi notumuzu baş aşağı düşürmesinden S&P’yi sorumlu tuttu. “Para mı istiyorsun. Sana kuruş yok” bile dedi. 

Fakat... 

Üstüne alınmadığından mı nedir, Moody’s durmadı, dün de 13 bankamızın puanını kırdı. 

Bizim paramızla yapıyor üstelik. 

Dış güçlerin tetikçiliği adına, ekonomimize saldırı için gerçeklerimizi çarpıttığı, durumumuzu kötü gösterdiği doğruysa eğer...Paramızla dünyaya rezil oluyoruz demektir. 

S&P’nin parası 7 yıldır kesik zaten, bizden ödeme almıyor. Notları da daha bol veriyor. 

Ona laf var da paramızla reytingimizi ölçtürdüğümüz Moody’s’e hala laf yok mu? 

Hadi, S&P’yle kesildiği gibi Moody’s ile de ilişki kesilmeyecek...Ödemesinden, uyarı cezası kadar kesinti de mi yapılmayacak?