•  
  • (452)

 "BBC Paşinyan’ı yine dünyaya rezil etti, şaşkına çevirdi, Paşinyan cevap veremedi, Paşinyan’a soğuk duş” tezahüratlarını duyuyorsunuzdur.

“Dış güç” hezeyanları pazarlayan medyadan yükseliyor hem de.

Daha da eksantriği, haklı olmaları.

Ermenistan Başbakanı Paşinyan, ikidir BBC’de fena tersleniyor. Dağlık Karabağ’da işgalci ve haksız taraf olduğu yüzüne vuruluyor.

Paşinyan, gazetecilikten gelme bir siyasetçi. Ama BBC sunucuları, sadece dindaş dayanışması esirgemiyor ondan. Meslektaş torpili de geçmiyorlar. Ne zaman Türkiye’yi saldırgan göstermeye, Azerbaycan’ı suçlamaya kalksa lafı ağzına tıkıp kötü bozuyorlar.

Demek ki “Türkiye’yi işgal planları”nı parçalayıp çöpe attı Hans’la George. Petrol, doğalgaz zengini Azerbaycan topraklarında da gözleri yokmuş meğer.

“Londra merkezli finans çetesi liramıza saldırı” da başlatmayacaktır bu durumda.

Ekonomimizi çökertmek, bayrağımızı indirmek, ezanlarımızı susturmak gibi projelerden vazgeçtikleri sonucunu da çıkarabiliriz sanırım.

“Faiz lobisinin, bu son baharda ekonomimize yeni bir operasyon hazırladığı” tespit edilmişti. Ağustos ayındaydı. Haliyle o atak da iptal edilmiş olmalı. Senaryoda görev alan piyasa ajanı tetikçiler, çoktan merkeze geri çağrılmışlardır.

Bu saatten sonra, kutsal din savaşında Haçlıların bize karşı birleştiğinden de söz edemeyiz herhalde.

Güçlenmemizi istemeyen yedi düvel bir olup bize diz çöktürme derdindeydi. Ama başaramayacaklardı. Belki onlar da anladı artık.

Birbirlerini kollamıyorlar bile, baksanıza! Azerbaycan iman gücüyle vuruyor; Haçlı medyası seyretmekle kalmıyor, ‘bizdendir’ demeden, gözünün yaşına bakmadan Paşinyan’ın ağzına bir şamar da onlar atıyor.

BBC dahi Ermenistan’a karşı Azerbaycan’ı savunuyor.

İlkinde de yerli ve milli medyamız zevkten dört köşe olmuştu. “Kimi sevindiriyoruz, kime koz veriyoruz, kimin ağzıyla konuşuyor da biz böyle kimlerle kol kola giriyor, amaç birliği yapıyoruz” diye irkilip kendine gelmedi BBC, bir daha yaptı.

Hazır Kraliçe’nin adamları taraf değiştirmiş bizi tutarken yerli ve millici medyamız da neden paralel evrenden gerçekler dünyasına dönmesin!

“Dış güç” paranoyaları kaşımayı, ‘öcü geliyor’ korkusu salmayı, hayali düşman üzerine sefer düzenlemeyi, küffar tepelemeyi bırakmanın zamanı gelmedi mi?

 

Çuvaldızı Macron’a iğneyi kendimize

Ahmet Taşgetiren, dün “Macron’un kötülüğü ve bizim sorunlarımız” başlığıyla madalyonun öbür yüzünü yazdı.

Kanunla “Aydınlanmış bir İslam” düzenlemek Macron’un haddi değil, halt etmiş elbette. Fakat bunu neden “Ayrılıkçı İslamcılıkla Mücadele” tasarısı olarak sunuyor? Bir de o tarafı var.

Yaklaşımı, Fransız toplumunda entegrasyona değil ayrılıkçılığa yarar, amacın tersine hizmet eder. İslamofobiyi, Müslüman düşmanlığını kışkırtacağı eleştirileri de haklı.

Fakat Fransa’da hayat kurup ‘Batı ve Hristiyan düşmanlığı’ yapmak da ayrılıkçılığı, İslam düşmanlığını kışkırtmaz mı?

Vatandaşlığını aldığı ülkeye, içinde yaşadığı topluma ‘din düşmanı, tepelenecek küffar’ gözüyle bakmak da sorunlu değil mi?

İktidar, bir zamanlar dünyada ‘Medeniyetler İttifakı’nın bayraktarlığını üstleniyordu. Şimdi içte ve dışta “Küfür tek millettir, hepsi Haçlı artığı” şuuru telkin ediyor.

“Haçlı artığı” gibi, dini kullanan popülist siyasi söylemler, Batı toplumlarında İslam korkusu ve karşı nefret söylemini körüklemez mi?

Taşgetiren, “Kendimize de bakalım” diyor. Buradan başlayabiliriz.