• 15.10.2020 00:00

  Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’ın vesayetçi, darbeci geçmişi mi var ki...Bir tivitle darbecilik, vesayetçilik yaptığından şüphelenelim!

 
Ama evhamlanan iktidar cenahı ayağa kalktı.

Yıldırım, AYM binasının görüntüsünü “Işıklar yanıyor” mesajıyla paylaşmıştı. Yanlış yorumlanmaya müsait olduğunu, kötüye çekilebileceğini düşünemeyerek hata yaptığını kendisi de kabul etti.

Ne ki bunun maksadı aşan bir düşüncesizlikten ibaret olduğuna bazılarını ikna edemedi. Altında vesayet ve darbe özlemi aramaya devam ettiler.

Yıldırım’ın, adı darbecilik ve vesayetçilikle  yan yana anılacak son kişi bile olmadığını, gel de en iyi bileceklere anlat!

En atik ve zinde tepkiyi İçişleri Bakanlığı verdi.

Sadece “Işıklarımız hiç sönmüyor” notuyla paylaştıkları misilleme görüntüsü değil...

Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy, “Demokrasiye ve milletimize meydan okuyanların Kandillerini, tek tek söndürdük. Yine söndürürüz” tiviti attı. Manalı “Kandil” imasıyla.

Diğer Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı ise şöyle yazdı: “Dün Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor diyerek darbecilere selam çakanların bugün görevini üstlenenler bir saniye durmasın, istifa etsin!”

Adalet Bakanı Gül de “Vesayet özlemi içinde olanlar, hukuk adına konuşma ehliyetini yitirirler. Işıkları millet açar, millet kapatır” dedi.

Çok haklılar!

AK Parti, antidemokratik müdahaleleri hep böyle püskürttü, yargı vesayetini de böyle yendi. Milletin önüne sandığı koyarak, ışıkları millete açtırıp kapattırarak...

İradesine yine bir müdahaleye kalkışıldığına gerçekten inanıyorsa, neden millete hemen müracaat etmiyor ki iktidar?

Erdoğan’ın siyasi yasağı, Gül’ün cumhurbaşkanlığını engellemeye dönük 367 skandalı, kapatma davası, askerin 27 Nisan e-muhtırası vesair...Hep milli iradeye, demokratik meşruiyete yaslanarak aşılmadı mı?

Yargı vesayetine cevap, her seferinde millete verdirildi.

En son 2010 referandumunda da milletten, yargı vesayetinin tabutuna son çiviyi çakması istendi. Çakmadı mı?

Yetmedi, 2017’de bu kez Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne oy vererek vesayeti sandığa gömmeye çağrıldı millet. Gömmedi mi?

Koyun önüne yine sandığı, hangi ışığı söndürüp hangisini yakacağına millet karar versin.

HUKUKLA MI DARBECİLİKLE Mİ MÜCADELE EDİYORSUNUZ?

Türkiye’yi AİHM’e Menderes taşıdı. Bireysel başvuru hakkını Özal getirdi. AİHM kararlarını iç hukukun üstüne AK Parti çıkardı. Bunu Anayasa’ya yazmakla AK Parti övündü.

AİHM’den önceki son kapı olarak AYM’ye bireysel başvuru hakkını da AK Parti, 2010 referandumuyla Anayasa’ya geçirdi.

Şimdi gereğini yapıyor diye AYM’yi hedefe koyanlar da aynı AK Partililer değil mi? Ne değişti?

Vesayet AYM’si gitti, tam istedikleri gibi demokratik AYM geldi. Bu kez de bağımsız, tarafsız ve özgürlükçü kararlarından rahatsız oluyorlar.

Bakan Soylu, kararlarını beğenmeyince “Bizim AYM, AİHM’in şubesi midir” diye çıkışabiliyor.

Son örnek...

12 üyesi Cumhurbaşkanı, 3’ü Meclis tarafından seçilen AYM, oy birliğiyle karar alıyor. Enis Berberoğlu’nun hakları ihlal edildi, yeniden yargılansın diye. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atadığı üyeler de buna katılıyor.

Ancak ilgili ağır ceza mahkemesi, bu kararı tanımıyor ve uygulamıyor. AYM kararlarının kesin ve herkesi bağlayıcı olduğu, Anayasa’da açıkça yazdığı halde.

Darbecilik ve vesayetçilik diye; Anayasal düzene başkaldırmaya, Anayasa’yı çiğnemeye, yetki gaspına filan denmiyor muydu?

Buna hiçbir duyarlılık göstermedi sözüm ona zinde demokrasi kuvvetleri. Ama bir AYM üyesini, buna münasebetsizce tepki gösterdiğine anında  bin pişman ettiler. Bayrak direğinde sallandırılmakla bile tehdit edildi.

Darbe ve vesayetle mücadele görüntüsü altında, yoksa hukukla mı mücadele ediliyor diye kuşkulanmaz mısınız?

Hem daha Anayasa emrine rağmen, kendi kararlarını alt mahkemelere uygulatamayan AYM, hangi icra gücüyle Anayasal düzene darbeye kalkışacak?

Ayrıca vesayet ve darbecilik, milletin oylarıyla ve bir daha kalkmamak üzere  en son 2017’de kesin olarak sandığa gömülmemiş miydi? Siz söylemiyor muydunuz?

Yine de o tivitte darbecilik ve vesayetçiliğin hortladığı evhamına cidden kapıldıysanız...Hiç durmayın, Twitter’da paranoya kaşımayı bırakıp her seferinde yaptığınızı yapın.

Hangisi hukuk, hangisi hukuksuzluk? Hakemliğine başvurun, millet jürisi son sözü söylesin.