• 11.11.2020 00:00

  farklari.jpg

Biri, iki saat içinde şu başlıkla cevaplanmıştı: 

"İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun İstifa Açıklaması Hakkında". 

Diğerine, 27 saat sonra uygun görülen başlık ise şu oldu: 

"Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın Görevden Af Talebine İlişkin Kamuoyu Açıklaması". 

Albayrak'ın Instagram paylaşımı "kamuoyuna" hitaben yazılmıştı.  

Cumhurbaşkanlığı da "kamuoyu açıklaması"yla cevap verdi. 

Karşılıklılık ilkesi 'mütekabiliyet'i gözeterek yani. 

Soylu'nunki reddedildi, Albayrak'ın istifasıysa kabul edildi. Ama istifa açıklamalarındaki üslubun gerektirdiği mütekabiliyet diliyle. 

TEŞEKKÜR FARKI 

Albayrak, Soylu'nun aksine, kendisini o göreve atayan Cumhurbaşkanı'na bağlılık ve şükranlarını sunmamıştı. 

Doğrudan halka seslenmiş, teşekkürünü vatandaşa yapmıştı. 

Cumhurbaşkanlığı da cevabi açıklamasına, kabineyi kimin kurduğunu ve milletin takdirine sunduğunu hatırlatarak başladı. 

Albayrak, birkaç kez millete 5 yıllık hizmetinden dem vurmuş, nasip eden 'mutlak güç sahibi' Allah'a hamdetmişti. 

Cumhurbaşkanlığıysa "Kabinede yer verilen bakanlarımız, 30 Temmuz 2018 tarihinde Meclis’te yemin ederek resmen görevlerine başlamışlardır" cümlesiyle, görev tarihi ve süresini yerine oturttu.  

Görevin kim tarafından verildiği de tekraren ihtar edildi.  

Fakat Albayrak'a, vedalarda adet olduğu üzere bugüne kadarki hizmetlerinden dolayı teşekkür edilmedi. Öylece uğurlandı. 

PATRONU KARIŞTIRMAMA FARKI 

Şu cümledeki ayrıntılar, kimilerine anlamlı ve gerekli gelmemiş olabilir. Fakat dolgu değil, manidar: 

"Daha önceki hükümette Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yapan İstanbul Milletvekili Berat Albayrak, Cumhuriyetimizin 66’ncı Hükümeti olan bu kabinede Hazine ve Maliye Bakanı olarak yer almıştır." 

Yani 5 yıllık bakanlık kariyerinin sadece ilk yarısında milletvekiliydi. Son kabinede seçilmiş milletvekili sıfatıyla değil, atanmış biri olarak bakanlık yaptı. 

Böylece denmiş oluyor ki: 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde, halka karşı doğrudan sorumlu olan tek kişi Cumhurbaşkanı'dır.  

Hükümetteki diğer herkes, Cumhurbaşkanı'ndan yetki alıp Cumhurbaşkanı'na hesap verir.  

Kimse kerameti kendinden bilip havaya girmesin, teşekkürü kime edeceğini şaşırmasın, geldiği yeri milletle kurduğu kişisel bağa borçlu olduğunu sanmasın.  

Bakanların gördüğü teveccüh, şahıslarına değil, onları oraya getiren iradeyedir... 

TAKDİR FARKI 

Yer, konum bildirildikten sonra, bir cümlede de Albayrak takdir edilmiş. Şu kadarla: 

"Sayın bakanımızın başarıları sayın Cumhurbaşkanımız tarafından takdir edilmiştir." 

Bir imayla da istifa yönteminin münasebetsizliğine değinilmiş. 

"...Albayrak, sosyal medya hesaplarından birinde sağlık nedenleriyle görevden affını isteyen bir açıklama yayınlamıştır." 

Buradan; Cumhurbaşkanı'na hitaben usulünce yazılmış, makama saygıyla arz edilmiş ayrı bir istifa dilekçesinin olmadığı da anlaşılıyor. Instagram paylaşımı işleme konmuş. 

Bu husus kayda geçirildikten sonra, lafı uzatmıyor Cumhurbaşkanlığının cevabı.  

"Görevden af talebi kabul edilmiştir" diyerek noktalıyor. 

SAYGI FARKI 

Soylu için "15 Temmuz darbe girişiminin hemen arkasından İçişleri Bakanlığı görevine getirilen" denmişti. 

"Sayın Süleyman Soylu, bugüne kadar başarılı çalışmalarıyla milletimizin takdirini kazanmıştır" diye devam edilmişti. 

Terörle mücadelede "Sayın Bakanımızın yürüttüğü kararlı mücadelenin büyük payı" dahil, hizmetleri bir bir sayılarak övülmüştü. 

Ancak ondan sonra "Sayın Bakanımız istifa talebini sayın Cumhurbaşkanımıza sunmuş, Cumhurbaşkanımız bu talebi uygun bulmadığını kendisine ifade etmiştir"e gelinmişti. 

Son nokta da şöyle konmuştu: 

"İçişleri Bakanımızın istifası kabul edilmemiştir, kendisi görevine devam edecektir." 

Albayrak için nümunelik kullanılan 'sayın' ve 'bakanımız' ifadeleri, Soylu'dan esirgenmemişti. Soylu'ya övgüde de gayet cömert davranılmıştı. 

SADAKAT FARKI 

Çünkü Soylu, Cumhurbaşkanı'na sadakatini tazeleyerek 'bağışlanma'sını istemiş, affını talep etmişti. 

Cumhurbaşkanlığı da 'saygıda kusur etmeyen' Soylu'ya, içinde af tabiri geçmeyen bir saygı ve nezaketle karşılık vermişti. 

Albayrak örneğindeyse; af, bağışlanma talep etmediği halde, istifa değil "af talebi kabul edilmiştir" denildi. 

Merkezi sistemle yapılan koro yayınlarında da bu vurgu öne çıkarıldı. Tesadüf olmasa gerek. 

İÇERLEME FARKI 

Albayrak "Cumhurbaşkanımız tarafından takdir" edilirken, Soylu'nun "Milletimiz tarafından takdir" edildiği söylenmişti. 

Allah bilir ya; Albayrak, Cumhurbaşkanı'nı atlayıp milleti muhatap aldığı içindir. 

Sistemin işleyişiyle, karar sahibinin kim olduğuyla ilgili anımsatmalar, Allahüalem hep bundan. 

Albayrak'ın satır aralarına sıkıştırdığı ne kadar sitem, serzeniş ve gücenmişlik varsa hepsi örtülü biçimde iade edilmiş. İkisi hariç. 

Biri, "Mutlak güç sahibi Cenab-ı Allah bizleri doğru yoldan ayırmasın, sonumuzu hayreylesin" havalesi. 

"Kadere kırkbeş, Allah'a emanet meçhule gidiyoruz, sonumuz belirsiz" diye anlaşılmaya müsait bir finaldi. 

Buna verilmiş bir cevap tespit edemedim Cumhurbaşkanlığı metninde. 

İkincisiyse "At izi it izine karıştı, Hak ile batılı ayırt etmek zorlaştı" lafları. 

Yenilir yutulur olmayan bu kısmı, hiç kale alınmamış görünüyor. Muhtemel ki iler tutar yanı olmadığından. 

Has daireden beklenmeyecek bir çıkış olması, tahmin edersiniz ki içlerlemenin şiddetini arttırmıştır. 

Bu sebeple, listeye bir 'has daire farkı' da eklemek yanlış olmaz sanırım.