• 29.01.2021 00:00
  • (578)

 Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dert ettiği kısmı en kolayı. "Bay Kemal'in SSK’nın başında bulunduğu dönemi Z kuşağı bilmiyor, anlatmamız lazım" dedi. 

Bugüne, yarına değil de hep geriye bakan, aklı dünde kalan geçmiş sevici bir Z kuşağı bulursanız, anlatırsınız elbette. 

Zor olan onu bulmak. Ama bulduktan sonrası kolay. Fi tarihinde büyüklerinin ne kötü günler yaşadığını hatırlatırsınız. Belki böylece henüz doğmadıkları bir mazide çekilen çilelere kıyasla bugünlerine şükretmelerini de sağlayabilirsiniz.  

Allah aratmasın, yeni kuşaklar bugünün kıymetini anlar, kendilerini daha iyi hissedebilirler belki. 

Daha geriye götürebilirseniz, gençleri şanlı tarihin ihtişamlı zaferleriyle avutabilirsiniz de. Bugün geri kalmışlıktan yaralı gururlarını dahi okşayabilirsiniz. 

Fakat bugünlerinden, yarınlarından haber sorarlarsa ne diyeceksiniz? 

Dünle övünseler de, yerinseler de dünde yaşanmıyor... 

Market baskınlarını nasıl anlatacaksınız Z kuşağına? 

Hayatı eve sığdırabilirsiniz, mızrağı bile ayarlayarak çuvala sığdırabilirsiniz bir müddet. Ne ki hayat pahalılığı, TÜİK'in enflasyon rakamlarına artık sığmıyor... 

Yüksek fiyatları baskıyla düşürtmeye çalışıyor iktidar. Ateş tütmeye devam ederken, alevler bacayı sarmışken dumanıyla mücadele ediyor.  

Sebepleriyle ilgilenmeyip sonuçlarla uğraşmanın mantığını nasıl anlatacaksınız? Makyajla kapatmanın, sorunları ortadan kaldırmak için iyi bir çözüm olduğuna ikna edebilecek misiniz? 

AK Parti, maziden kah ninniler söyleyerek kah öcü masalları anlatarak, bugünün acı gerçeklerini Z kuşağına unutturacağını sanıyor. 

Bugünü, yarını konuşturmamak için dünle oyalamayı bir süre başardılar hadi...Zaman kazandı, bir seçim daha atlatacak kadar gelecek endişelerini gençlere unutturdular diyelim... 

Saadet Partisi YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk'ün, mazinin dehlizlerinden gelen ürkünç ve boğuk sesiyle nasıl bir ittifak aradıklarını anlatabilecekler mi? 

Ziyaretine giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asıltürk'e, İstanbul Sözleşmesi'ni kaldırma sözü vermiş.  

Ama bunun için Asiltürk'ün de desteğini istiyormuş. Çünkü  "Onların içerisinde bazı cahiller, kadın hakları, madın hakları falan diyenler var"mış. 

İstanbul Sözleşmesi, AK Parti'nin övündüğü eserlerindendi. Erdoğan liderliğinde hazırlanmıştı. Ev içi şiddet ve cinsiyet ayrımcılığıyla mücadelede Türkiye'yi, takip eden değil takip edilen konumuna taşımıştı. Demokratik dünyanın önüne geçirmişti. 

Şimdi AK Parti, Asiltürk'ün dünde kalmış, miadı dolmuş anlayışına ne uğruna geri dönecek?  

Milli Görüş bile kendini güncelleme sancıları çekerken  AK Parti, 2001'de çıkardığı en eski ve demode Milli Görüş gömleğini sırtına tekrar giymeyi nasıl izah edecek?  

Asiltürk'ten, AK Parti içinde kadın haklarını savunan cahillere karşı yardım istenmiş. Bu uzlaşmanın hangi sıkışmışlık ve çaresizlikten doğduğunu, AK Parti'nin yenilikçiliğine ne olduğunu, neden yeni bir hikaye anlatamadığını Z kuşağı anlar mı?  

Bay Kemal'i gösterip Asiltürk'e razı edeceksiniz, geçmişten geçmiş beğendireceksiniz, öyle mi? Sahiden mi, emin misiniz? 

Yedi düvelle cihatta son durum 

Nazi artığı Haçlı Merkel, minnettar olduğumuz sağduyu timsali Avrupa liderine dönmüştü.  

Aklından zoru olan gidici Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Noel tebriği ve Covid için geçmiş olsun mektubu yazdığı “Sevgili Emmanuel” olmuştu. 

“Siz yolunuza biz yolumuza” resti çektiğimiz Haçlı AB, geleceğimizi ayrı düşünemeyip yeni sayfa açmak istediğimiz kulüp artık. 

Yunanistan’la da yeni bir sayfa açmaya can atıyoruz.  

Mısır’la zaten din ve tarih kardeşi değil miydik? Yeri ayrı bizde. 

Kötü bozuştuğumuz Suud’la da biz ayrılamayız, muhabbetimiz baki yine. 

Çiçek atmadık, mavi boncuk dağıtmadık bir İsrail kalmıştı. 

Milli Gazete, İsrailli Haaretz ve İngiliz The Times gibi gazetelere dayanarak İsrail cephesinde de çark ettiğimizi yazdı. 

Meğer İsrail’i memnun etmek, gönlünü yapmak için Türkiye’deki Hamas kadroları ve faaliyetlerine karşı tedbir almaya başlamışız. 

Çin’i, Rusya’yı kızdırmamamak için sergilediğimiz dikkatse malum. 

Amerikan emperyalizmi ve üst aklına açtığımız savaş da sulha bağlansın diye Sözcü Çelik’in, Biden’a döktüğü dilleri okudunuz dün burada. 

Bunların herhangi birini teklif eden, direkt hain ve düşman uşağıydı. İktidara diz çöktürmek, teslim olmaya zorlamakla suçlanıyordu. 

Sandıkları coşturma dolduruşlarıydı. Millete faturası kestirildikten sonra, ‘yedi düvelle evvel Allah din savaşındayız, hepsine yeteriz’ meydan okumalarından bir bir dönülüyor. 

Yedi düvelle konuşarak çözülemeyecek hiçbir sorunumuz olmadığını, artık Cumhurbaşkanı da söylüyor hamdolsun. 

İçeriyi gaza getirme efelenmeleriyle etrafa verdiğimiz rahatsızlık, yanımıza kaldı derdim. Ama hiçbir popülist şov bedavaya gelmiyor.