• 4.02.2021 00:00
  • (352)

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni bir anayasa yapmaktan bahsettiğinde heyecanlanan AK Partililer oldu. 

Onların başında da Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına uymanın Anayasal bir mecburiyet olduğunu söyleyen Adalet Bakanı Gül ile Meclis Başkanı Şentop geliyordu. 

Yeni anayasanın, Anayasa'ya uyma mecburiyetini tekrar getireceğini sandılar muhtemelen.  

Öyle ya, uymayacaksan yeni anayasa niye ihtiyaç olsun ki. Bahçeli de "bir ihtiyaç olduğu açıktır" dedi. 

AK Parti ve MHP oyları, yeni anayasayı Meclis'ten geçirip halk onayına sunmaya yetmiyor. Bu vesileyle İYİ Parti'yi, Cumhur İttifakı saflarına  katmaya yardım edeceğini de ummuşlardır.  

Ama MHP lideri Bahçeli, yeni anayasa çağrısına destek verirken bir çerçeve de çizdi.  

Buna göre yeni anayasa, Cumhurbaşkanlığı sistemine uymayan mevcut Anayasa ve eski sistemin artıklarından rejimi kurtarmayı amaçlamalıydı. 

Madem yeni sistem Anayasa'ya uymuyordu, Anayasa yenilenip ona uydurulacaktı. 

Herhalde şöyle değişikliklerle: 

AİHM kararlarını bağlayıcı olmaktan çıkarmak gibi... 

AYM kararlarına uyma mecburiyetini kaldırmak gibi... 

AYM'ye bireysel başvuru hakkını iptal etmek gibi... 

Anayasa'ya bu emredici hükümleri koyan AK Parti  reformlarını, yeni demokratikleşme reformu yapıyoruz diye geri almak gibi... 

Hatta ve hatta...Daha önce Anayasa Mahkemesi de yeni sistemin sırtında kambur olmakla suçlanmış ve kaldırılması istemişti. Yeni sistemi, Anayasa Mahkemesi kamburundan da arındırmak gibi... 

Daha dün bile AYM, Berberoğlu kararına uyulmamasının Anayasa'yı ihlal ettiğini, açık emre karşı gelindiğini hatırlatıyor, yasama ve yargı makamlarını uyarıyordu.  

Bu AYM'yi tasfiye etmeyip de sisteme taşıtmaya devam mı edilecekti? 

Çizilen çerçeve, sadece AYM kararlarına uyma zorunluluğunu ortadan kaldırmayı öngörmüyor. AYM'nin kendisini de ayak bağı görüp ortadan kaldırmayı öngörüyor sanki. 

Böylece sorun kökten çözülmüş olacak. 

İktidarlara, beğenmedikleri mahkeme karalarına uymama hakkı da tanıdınız mı, yeni anayasanın tadından yenmez. 

Menderes'in başlattığı, Özal'ın ilerlettiği, AK Parti ile zirveye çıkan AİHM kararlarına uyma yükümlülüğünü de haliyle sonlandırması gerekecek bu anayasanın. 

"Yaşasın, yeni demokratikleşme reformları geliyor, yeni anayasayla da bunlar taçlandırılacak. İYİ Parti'nin de sürece katılımıyla Cumhur İttifakı güçlenecek" diye sevinenler hala bu umudu koruyor mu? 

Hala aynı fikirdelerse şunu da düşünsünler... 

Parlamenter sisteme dönmeyi vaat eden İYİ Parti yönetimi, Cumhurbaşkanlığı sistemine Anayasa'yı uydurmaya destek verirse yıldızı parlarken kendini sıfırlayacağını, tabanında taşa tutulacağını bilmez mi? 

Bu çerçeve İYİ Parti'nin desteğini bırakın çekmeyi, aksine imkansızlaştırıp önünü kesmiyor mu? Olacağı varsa bile o ihtimali öldürmüyor mu? Ve İYİ Parti olmadan Meclis'te yeterli sayı nasıl sağlanacak? 

İkinci Gezi böyle mi engellenecek! 

İktidar ve medyası, Boğaziçi’nde ikinci bir Gezi provasına kalkışıldığını yayıyor. Söylediklerine inanıyorlarsa neden bunu önleyecek şekilde davranmıyorlar? 

Sokakların karışmasından endişe ediyorsan, rektörü protesto eylemlerine böyle mi müdahale edersin? 

Ancak büyütüp çığırından çıkarmak isteyenin yapacağı şekilde, ateşe benzin dökülerek üstüne niye gidiliyor öyleyse? 

Uzar da öğrencilerin itiraz ve protestoyla sonuç alma umutları kırılmazsa yol olur, başkaları da cesaret bulur, kötü örnek alınır diye korkuldu ve bir an önce eylemleri bitirmek için sertlikle bastırma tercih edildiyse...Yine anlaşılır gibi değil. Çünkü, ters sonuçlar üreteceği tecrübeyle sabit. 

“Rektör bahane, din düşmanı sapkınlar devlete karşı başkaldırıyor. Kahrolsun baskı, yaşasın özgürlük sloganlarıyla darbe çığırtkanlığı yapıyorlar. Öğrenci değil terörist bunlar” deniyor. Böyle evham ve paranoya kaşıma çalışmalarıyla mı önlenecek, kaos ve kargaşa senaryosu? 

Başka yerlerde muhalefet gösterilere gaz verir, ateşe benzin döker. İktidarlarsa provakasyona kapı açmaz, engellemeye çalışır. Biz de tersi... 

CHP lideri Kılıçdaroğlu, muhalif kesimlerin tepkisini göze alarak sağduyuya davet ediyor, yatıştırıcı rolde. 

Bir avuç öğrenciye karşı iktidar söylemiyse alabildiğine sert, öfke ve nefret dolu, hedef gösterici ve kışkırtıcı. 

Sokakta dirlik ve düzen böyle mi sağlanır, emin misiniz, hayırdır inşallah!