• 27.04.2021 06:24
  • (103)

“Tarihi, tarihçilere bırakın" diyorsun ama kendin zırnığını tarihçilere bırakmamışsan...Gerek yeniden yazmak gerek uydurmak suretiyle tarihi, siyaseten tepe tepe kullanıyorsan kim ciddiye alır bu teklifini! 

Ankara'nın sıkıntısı, Biden'dan çok kendisiyle. 

İktidara şu tip yardımcı analizler yetiştiriliyor: 

"İlk kez bir ABD başkanı, 1915 hadiselerini 'Ermeni soykırımı' olarak tanıdı, bu istemediğimiz bir şeydi.  

Fakat Türkiye'yi sorumlu tutmadı, Osmanlı'ya mal etti. Osmanlı'yı da suçlama maksadı gütmediğini söyledi. İstanbul'un bile adını geçirmedi, Kostantinopol diye andı. Kaçındığımız sonuçlarından Türkiye'yi sakınmaya özen gösterdi.  

Hem her 24 Nisan'da yaşadığımız 'soykırım diyecekler mi, demeyecekler mi' geriliminden de bizi kurtardı. Artık tehdit ve şantaj aracı olarak kullanılamayacak, ilişkilerimizi rehin alamayacak.  

En kötüsü olmadı yani. Sevinsek bile yeridir..." 

Ancak serde geçmişsevicilik ve ucuz hamasetçilik var. İktidar, kendisini bozar diye bu yardımcı analizlerden yararlanmıyor. 

Ankara, Biden'ın Türkiye'yi ayrı tutmasına sevinse Osmanlı mirasını reddetmiş olacak.  

Daha iyi bir gelecek vaat edemeyenlerin, tarih bilinci aşılama görüntüsüyle topluma enjekte ettiği maziperestliği incitir bu. 

Sonra milleti geçmişin görkemli günlerinde nasıl yaşatacak, ecdadın ihtişamlı zaferleriyle avutup kırık gururunu neyle okşayacaklar? 

Biden, Türkiye'yi gözeterek  kelimelerini dikkatli seçmiş. İstanbul dememiş, Osmanlı'daki adıyla Kostantinopol demiş... 

Altında iyi niyet aramak, racona aykırı. Dış güçler paranoyası kaşıyanların şanına yakışmaz. 

Tam tersine, kurulmuş propaganda makinesi hemen Üst Aklın buradaki sinsi emellerini, Türkiye'yi işgal edip İstanbul'u Yunan'a peşkeş çekme hazırlıklarını anlatmaya başladı.  

Oyun, bir kez daha büyüktü; soykırım lafının arkasında çok daha tehlikeli bir plan yatıyordu... 

Akılla alış verişi kesmiş sipsipullahlara sorsan, yoksa niye İstanbul'a Kostantinopol desin! 

Sanki 1915'te Osmanlı, Kostantiniyye değil İstanbul diyormuş da Biden kasten Bizans'taki adını kullanmış.  

"Bunların hepsi emperyalizmin tuzakları, başımıza yeni çoraplar örüyorlar, görmemek için kör olmak lazım" diye tribününü inandırırsan, paranoyayı köklersen olacağı budur. Alkış ve yuhalamalarla yönetilirsin, kendi ürettiğin tezahürat ve sloganların oyuncağı olur siyasetin. 

Demek ki zorun Biden'la değil kendinle.  

ABD Başkanı'nın "soykırım" demesi bugüne kadar engellenebildi. Bugün niye engellenemedi?   

Türkiye'nin, aleyhindeki bir gelişmeyi önleyebilme gücüne, dost ve müttefikleri nezdindeki hatırına, caydırıcılığına ne oldu? 

"Koca imparatorluğu pul gibi dağıtanlar Türkiye'ye neler yapmaz" teraneleriyle korku pompalıyorlar bir de. 

Suç hep dış güçlerde, biz hiç yanlış yapmıyoruz. 

Bir gün de şunu sorsunlar: Acizlik itirafı değil mi bu, kafasına vurulup ağzından ekmeği alınacak edilgen taraf mıyız biz, dış güçler imparatorluğu dağıtırken biz neredeydik, her şeyimiz doğruysa niye başkaları kazanıyor? 

Aman ayakları üşütme hocam! 

Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden Doç. Ebubekir Sifil, yeni inciler saçmış, hiç söylemiyorsunuz. 

“İdeal bir eğitim sistemi” için  “başı sıcak tutmak” şartmış. İngiltere’deki çok kıdemli bir profesör, bu sırrı bir MEB heyetine açıklamış, o heyetten biri de formülü etrafına fısıldamış, ta Sifil’in kulağına kadar gelmiş. 

Neyse ki Hoca, bir YouTube kanalında, meçhul İngiliz’in ağzından şunları anlattı da millet aydınlandı: 

“Derste öğretmen ve öğrenci yerde oturacak. Kız ve öğrenciler ayrı ayrı olacak. Erkeklerin de kızların da başları kapalı olacak. Araştırmalarımız bize gösterdi ki insan beyni belli bir sıcaklığa ulaşınca ideal çalışır. Ders böyle yapılmalı.” 

Acaba dedim, İngilizceden çevrilirken ayakla baş karışmış olabilir mi? 

Öyle ya, 128 milyar dolarlık MB rezervi bile yer değiştirebiliyor, at izi it izine karıştı, böyle bir devirdeyiz. 

Sağ olsun TRT Haber, bir ara nöroloji uzmanı Dr. Mustafa Uygur’la beyin sağlığı üzerine konuşmuş: 

“Sıcak, beyin hücrelerine zararlı etkenlerden birisi. Beyin hücrelerini dumura uğratıyor yani, beyin sulanabiliyor, hatta beyin kanamaları olabiliyor...” 

Tanıyan, bilen Sifil Hoca’ya da iletsin, beyni ısıtacağım derken hararet yaptırıp devreleri yakmasın. 

Stefan Zweig’ın Amok Koşucusu’nu okusa, Allah muhafaza bunalıp sağa sola saldırmamak için başı sıcaktan korumak gerektiğini bilirdi. 

Cinnet geçirten sıcaklarla ilgili de hiç haber okumamış ömründe. 

Kitaplarla olmadığı gibi haberlerle de arası iyi değil demek. 

‘Sıcak tutulacak olan ayaklardı, başa serinlik gerek’ diye, hiç değilse şu ecdat sözünü kendisine iletelim, mübarek gün sevaptır: 

“Ayaklarını sıcak tut, başını serin/Yapacak bir iş bul, düşünme derin.”