• 29.04.2021 05:56
  • (103)

IMF yanılacaktı, küresel devler salgında küçülür ve çökerken Türkiye ekonomisi büyüyecek ve şahlanacaktı, dünyadan ayrışacaktık, böyle deniyordu bize. 

Büyüme rakamları, Merkez Bankası rezervlerinin akibeti, 128 milyar doların nereye gittiği filan derken bir ayrışma haberi daha geldi. 

IMF raporuna göre, salgında devletin halka verdiği destek ve yardımlarda da dünya bir yana, biz bir yana düşmüşüz. 

Ekonomik büyüklüğünün yüzde 10’undan fazlasını halkına dağıtan devletler var. Biz onlar arasında değiliz. 

Ekonomisinin yüzde 5’i ila 10’u arasında kalan devletler, en çok para dağıtan ikinci grubu oluşturuyor. Biz orada da yer almıyoruz. 

Sonra üçüncü grup geliyor. Ekonomisinin toplam ederinin yüzde 2 buçukla 5’i arasındaki bir meblağı, dardaki vatandaşının imdadına yetiştirenler. Bakın, biz bu sınıfta da yok yazılıyoruz. 

Ya hangi lige giriyoruz! Gücü ancak ekonomisinin yüzde 2 buçuğundan azını halkına iade etmeye yeten şampiyonlar ligindeyiz. Fakat Allah var, orada da başa yarışıyoruz, favoriler kategorisindeyiz. Yüzde 2’lik dilimin bile altındayız.  

Anlayacağınız, vaat edildiği üzere dünyadan ayrışma hedefini aşağı yukarı yakalamış sayılırız.  

IMF’yle girdiğimiz bahsi kazandık görünüyor. Yalnız küçük bir farkla...Dünyadan ayrışacaktık ama bu pozitif yönde olacaktı. Meğer kaza eseri negatif yönde ayrışmışız.  

Yine de iddia iddiadır, tutturduk mu ona bakalım. 

Bu saatten sonra dünyayla bir derdimiz kalmadığına göre, iktidarın ahiretimizi kurtarmaya soyunması normal. 

Dünya işlerini halletmiş milletlerin iktidarları, henüz bunu keşfetmedi. Aş, iş, barınma sorunlarını savdıktan sonra sıranın ahirete el atmaya geleceğini bilmiyorlar.  

Bakın Hans’la George’un yönetimlerine! Milletin ahiretini değil de dünyasını kurtarmak için seçildiklerini zannediyorlar. 

O yüzden de milletin inancıyla, giyimi kuşamıyla, yediği içtiğiyle ilgilenmek gelmiyor akıllarına. 

Bizde ise iktidarların aklından bu hiç çıkmıyor ki!... 

Beş para etmez fani hayatı kim, ne yapsın hem! Öbür tarafta ebedi bir hayat bekliyor. 

Çok şükür bizde iktidarlar, aş ve iş gibi fani dünya işleriyle vakit kaybetmek yerine ebedi hayatımıza odaklanmaları gerektiğinin bilincinde. Cennetteki yerimizi sağlama almak için seçildiklerini gayet müdrik durumdalar. 

Devlethanelerden birer çuval patates ve soğan hibe ederek bu dünyada fakirhaneleri doyurur, şad bile eder, yetimlerin yüzünü güldürürsün. Ondan kolay ne var! 

Marifet o ki, öbür dünyada da yüzlerini güldürerek iki cihan saadetine vesile olasın. 

Dünyadan ayrışmakta epey yol aldığımız hususlardan biridir. Bu şuurda bir idare, her halka nasip olmuyor. 

Hala nedir bu nankörlük, bu memnuniyetsizlik, bu sızlanmalar! Reva mı! 

Yoksa siz, dünyanızı boşversinler de ahiretinizi kurtarsınlar diye oy vermemiş miydiniz? 

Suud’a Kaşıkçı teşekkürü 

2018’de Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğuna girmiş, bir daha çıkamamıştı.  

Suudi gazetecinin, Suud’dan gelen özel bir infaz timi tarafından vahşice ortadan kaldırıldığı anlaşılmıştı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, nereye uzanırsa uzansın sonuna kadar üstüne gideceğimizi, peşini bırakmayacağımızı taahhüt etmişti. 

Göstermelik yargılamalarla üstünün kapatılmasına izin vermeyecektik.  

Türkiye tek başına kalsa bile Kaşıkçı cinayetinde adaletin yerini bulması için savaşacaktı. 

Parmaklar Veliaht Prens bin Selman’ı işaret ediyordu. Kaşıkcı Prens’i kızdırdığı için hedef olmuştu. 

Dolayısıyla Suud’un fiili hakimi bin Selman’la da karşıya karşıya geldik. 

Ama Prens kaldı, yıkılmadı.  

Zaman uzadıkça şiirsel yalnızlığımız çekilmez, maliyetiyse dayanılmaz bir hal aldı. 

Şimdi dönüş manevraları alıyoruz. Mısır’la, Emirlikler’le normalleşmenin gayreti içine girdik. 

Onların yüzü ise Prens Selman’a dönük. Prens’in gönlü alınmadıkça barışı hızlandırmanın önü tıkalıydı. 

Tam bu sırada Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın’ın Kaşıkçı davasını öven sözleri, Suud medyasında büyütüldü.  

Kalın, 8 sanığın 7 ila 10 yıl arası hükümler giydiği yargılamaları saygıyla karşılıyor, sonuçtan memnuniyet bildiriyordu. Suud’la yakınlaşma, iyileşme arzumuzu da ekleyerek. 

Demek ki tetikçilerin yanında azmettirici de yakalandı, hepsi yargılandı ve hak ettikleri cezaları aldılar. 

Suud çok iyi gördü davayı, çok güzel yargıladı, boşuna evhamlanmışız desenize!