• 6.05.2021 01:25
  • (98)

Furkan Vakfı gönüllülerine, itikaf için girdikleri camide müdahale edilmiş, polis zoruyla çıkarılmışlardı. 

Salgın gerekçeli ve biber gazlı müdahale tepki toplamış, bir bekçi görevden uzaklaştırılarak sorumlulara soruşturma açılmıştı. 

Gaziantep Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek bununla kalmadı, sorumluluk alarak emekliliğini istedi.  

Müdahaleyi savunduğu ve Furkan cemaatini, “itikaf bahanesiyle dini kutsalları istismar ederek halkı kışkırtmaya çalışmak”la suçladığı halde, hatayı kabullendi.  

“Bir personeli hataen provokatörlerin ekmeğine yağ sürdüğü” gerekçesiyle Emniyet Müdürü emekliye ayrılır mı? 

İster, polis teşkilatının yıpratılmasına izin vermemek için kendi iradesiyle bu kararı almış olsun... 

İsterse de iktidara karşı kullanılacağı endişesiyle siyaseten buna zorlanmış olsun... 

Zeybek, saygın ve örnek bir davranış sergilemiş oldu. Kutlar, arkasının gelmesini dilerim. 

Mesela, iktidara yardımcı aklıevvellerden Hulki Cevizoğlu, İmamoğlu’nun kendi kendini ihbar etmiş olabileceğinden şüphelendi.  

Gerçi, canlı yayındaki diğer iktidar muavinleri, ‘nasıl olur’ demedi.  

“O zaman, şikayeti işleme koyan başsavcılıkla İçişleri Bakanlığı da mı İmamoğlu’na alet oluyor, hadi canım” diyen çıkmadı. 

Ama Cevizoğlu, türbede elini arkaya atma incelemesinin İmamoğlu’na yarayacağını düşündüğünden içine böyle bir kurt düştü. 

İktidar medyası, arkadan yetiştirilen bu kılıfın üstüne atladı. Demek ki ‘türbeye saygısızlık’ incelemesinin ters teptiğine katılıyorlar, İmamoğlu’na yaradığında hemfikirler.  

Peki Emniyet Müdürü Zeybek’in aldığı sorumluluğu almayacak mı kimse? 

Başsavcılık ve İçişleri, soruşturma açıldığını yalanlarken şunları yazıyla doğruladı: 

İmamoğlu, elleri arkada dolaşarak Fatih Sultan Mehmet türbesine saygısızlık ediyor diye şikayet edilmiş. Bir yıl önce. Bu ciddi bulunup işleme konmuş. Başsavcılık, İçişleri’ne bildirmiş. İçişleri, ön inceleme başlatmış. Ve geçen ay müfettiş görevlendirip muhataptan ifade vermesini istemiş... 

“İmamoğlu kazanırsa Rum Pontus kazanır, Bizans kazanır, Sisi kazanır” karalamalarına asılanlar, başta bu zırvalığı destekliyordu.  

İmamoğlu’nu, Bizans’ın acısını İstanbul’u alan Fatih Sultan Mehmet’ten çıkarma hıncıyla ellerini arkaya atmış gibi gösteriyorlardı.  

Ne yaygara basmıştı iktidar medyası. İBB önünde protestocuları bile ayağa kaldırmışlardı. 

“Meydan okuma pozu, ancak bir kripto Rum böyle nispet yapar” diyorlardı. 

Şimdi tüm bunların bir kumpas olduğuna  ikna oldular, kendi kendini ihbar etmiştir diye suçu İmamoğlu’na yıkıyorlar. Muhbir kendileri değilmiş, ilk kez duyuyorlarmış gibi. 

Fatih’ten İstanbul’un intikamını almak için o pozu kasten verdi, hakaret safsatasını İmamoğlu uydurdu, biz de inandık diyelim...Kendisine karşı kullanılan nefret söylemini kendisi üretmiş; o propaganda yalanlarını kendisi pompalamış olsun... 

“İmamoğlu’nun ekmeğine yağ sürenler” açısından bir sonuç doğurmayacak mı? 

Biri de çıkıp teşkilatını veya iktidarı tepkilerden korumak için sorumluluk üstlenmeyecek mi, emekliliğini istemeyecek mi? 

Rabia emekliye sevk edilmezse iyi! 

İmamoğlu’na iki kere kazandıran İstanbul seçmeni, Sisi’yle Bizans’a ve Yunan’a kazandırmış, sandıkta “gavurun rövanşını almış” durumuna düşürüldü.  

Millete, milletin tercihlerine ve değerlerine böyle yabancılaşmanın, yerli ve millilikten millet iradesine iftira atacak kadar uzaklaşmanın vebali ne olacak?  

İmamoğlu mu, artık kimse, hadi tezgahlayandan hesabı sorulmuyor. Alet olanlar da mı ‘bana mısın’ demeyecek, oralı olmayacak! 

Sisi demişken...Adı Kahire’deki meydandan gelen dört parmak işareti Rabia; dünyada Sisi darbesine direnişin, Türkiye’de ise AK Parti’nin sembolü olmuştu. 

Sisi yönetimiyle normalleşmek üzere Mısır’a Dışişleri heyetimiz gönderildi. Dünden beri yakınlaşma için yapmamız gerekenleri görüşüyorlar.  

Endişem o ki bu gidişle kabak, Rabia işaretinin başına patlayacak.  

Ortadaki fiyaskonun ardından, ayrıla ayrıla Rabia emekliye ayrılmasın da, neme lazım.a