• 21.05.2021 23:13

Devlet yetkilileri, varsa haklarındaki suçlamalardan aklanana kadar yetkilerini bırakırdı. Bırakmayanlara da bıraktırılırdı.

Gelin görün ki İçişleri Bakanı Soylu’ya sökmüyor bu prensip, çetin ceviz çıktı.

TRT Haber’de izledim. Soruşturmanın selametinden bahsetmiyordu. Onun yerine, “İçişleri Bakanı’yım diye savcıların elini mi tutuyorum” şeklinde bir savunma geliştiriyor.

Bir de organize suç örgütlerinden nasıl nefret ettiğini anlatıyordu.

Sorun, sesle görüntünün birbirini tutmaması...

Yuvarlak ifadeler yerine şu soruya tutarlı bir cevap verse yeterdi:

Peker’e polis koruması, kendi döneminde kaç yıl uzatıldı? Aslında kim olduğunu ve ne yaptığını anlaması ne kadar zaman aldı?

Soylu, Bataklık Operasyonu’nda yakalanan uyuşturucu baronuyla Peker’in aynı karede resmini gösterdi. Peker’in baronu koruduğunun delili olarak...

Ama bin dereden su da getirse, laf kalabalığına da boğsa şu sorunun cevabı yok:

Bu doğruysa Peker’in yakalanan uyuşturucu baronuyla suç ilişkisi ne zaman tespit edildi?

Çünkü operasyondan aylar önce yurt dışına çıktığı duyuldu.

O tarihte biliniyorduysa gidişine nasıl ve neden göz yumuldu?

İçişleri Bakanı’ndan beklediğiniz bilgi bu ama vermiyor.

Peker, “Köfteci Yusuf’a çökmeye çalışmak”tan takibe alınınca kaçmış. Çökme çalışmasının kamera görüntüsü ellerindeymiş.

Sokak röportajında iktidara iki laf eden vatandaş, evine varmadan yakalanıyor. Kamerayla kaydedilen bir örgütlü suçun faillerini yakalamak için polis neyi bekledi?

Bakan’dan basit ve somut bir cevap istiyorsunuz, yok.

“Devlet suçu belgeler, yarına bırakır ama yanına bırakmaz” gibi mafya dizisi replikleri, bunu açıklar mı?

Devlet, polis, yargı suçluyu enselemek için bekler mi yahu, niye beklesin, zoru ne?

Muhalif siyasetçi ve gazeteciler sokakta saldırıya uğradığında Soylu “Devletin uçan kuştan bile haberi var, bizden kaçmaz, rahat olun” demişti.

Uçan kuştan haberi olan istihbaratımız, Peker’i nasıl gözünden kaçırdı?

Bakan, alakası olmayan olayları birbirine bağlayarak demagoji ve ajitasyonla yuvarlıyor hep.

Peker, FETÖ, PKK, uluslararası uyuşturucu çeteleri, küresel mafya, dış güçler, emperyalist ABD ve darbeci Dubai’yle içerideki gazeteci-siyasetçi işbirlikçileri bir araya gelip organize saldırı başlatmış. Bir buçuk iki yıllık süreçmiş.

İnandık diyelim. O sırada istihbaratımız neredeydi?

Muhalefet de Peker’den etkilenerek bu kokteyl terör ve suç örgütüne alet oluyor, onların ağzıyla konuşuyormuş.

Oysa hedef şahsı değil devletmiş, oyun yine büyük anlayacağınız.

Bundan önce ikna edici bir adli süreçle kamu vicdanında aklanmak isteyenler, soruşturmanın selameti için boşuna görevden ayrılmış desenize.

Kutsal devlet zırhına bürünüp o gerekçeyi geçersiz kılmak hiç mi birinin aklına gelmedi, bakın şu işe!

Açılmayan soruşturmanın bile selameti vardı

Düşünün, bu ülkede açılmayan soruşturmaların selameti için bile seçimle gelmiş belediye başkanları seçimsiz gitmeye zorlandı. Apar topar...

Daha birkaç sene önceydi. AK Partili başkanlar, kendi yönetimlerinin çektiği bir operasyona uğradı. Böylesi ne duyulmuş ne görülmüştü.

İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanları da aynı yolla istifa ettirilmişti.

Unutmuş olamazsınız!

İçişleri Bakanlığında haklarında dosyalar olduğu söylendi. Yolsuzluk, usulsüzlük, görevi kötüye kullanma zannı altında bırakıldılar. En yetkili ağızlardan manşetlere çekildi bunlar.

O soruşturmalar hala açılmadı. O dosyaların akıbeti hala bilinmiyor. Tehdit ve baskı amacıyla kötüye mi kullanıldılar? Siyasi planlara alet edilip sonuç alınınca örtbas mı edildiler? Hala sır.

Bir savcı da çıkıp ‘hayrola, ne iş’ diye sormadı...

Fakat seçilmiş başkanlara olan oldu, başlamayan o soruşturmaların selameti için baskıyla görevden el çektirildiler.

Başlayan soruşturmaların selameti için, idari kararla görevden uzaklaştırılıp yerlerine kayyum atanan seçilmiş HDP’li belediye başkanlarını saymıyorum bile.

Hakimler, savcılar, bürokratlar...Kimler, haklarında başlayan soruşturmanın selameti için koltuğundan ayrılmadı ya da geçici tedbirle uzaklaştırılmadı ki!

Yalnızca yargı sürecinin sağlıklı işlemesi için gerekli bir hukuki tedbir değildi. Aynı zamanda demokratik bir teamüldü.

Artık sizlere ömür, o da bir çürütme operasyonuyla etkisizleştirildi.