• 31.08.2021 06:32
  • (195)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, barajda yüzde 7’nin netleşmiş vaziyette olduğunu açıkladı.

Cumhur İttifakı ortakları arasındaki bir netleşmeden söz ediyoruz.

MHP de olumlu bakıyormuş bu orana.

AK Parti, yeni Anayasa çalışmalarının taslağını MHP’yle paylaştıktan sonra nihai şeklini alacak.

CHP ve İYİ Parti baştan kapıyı kapattıkları için, muhalefetten görüş sorulmayacakmış.

Fakat bu gerekçe, yüzde 10 seçim barajının niye sıfırlanmadığını açıklamıyor. Ya da niye yüzde 5’e değil de 7’ye indirilmek istendiğini.

Bu sorunun cevabı henüz ortada yok.

Oran, neye göre hesaplandı?

Muhalefet muhalefetliğini yaptığı için dışlanıyor, hadi orası anlaşıldı...

Cumhurbaşkanı, muhalefet partilerinden herhangi bir beklentilerinin olmadığını neden söylüyor, orası malum...

Fakat niye, neye göre yüzde 7’de karar kıldıkları bilinmiyor.

Muhalefetin zaten muhalefetlik yapması, iktidar partilerine, seçim yasalarını kendi yararlarına göre yeniden düzenleme hakkı mı veriyor?

Yüzde 10’luk barajın dayanağı şu ilkeydi: Temsilde adalet, yönetimde istikrar!

Temsilde adaletle yönetimde istikrarın, yüzde 7’yle daha iyi sağlanacağı kanaatine nasıl varıldı?

Cumhurbaşkanlığı sisteminde, kişi hükümeti seçiliyor. Tek başlılık esas.

Seçim barajının, yönetimde istikrara eskisi gibi bir etkisi yok.

Geriye temsilde adalet kalıyor.

Milli iradeyi, Meclis’e eksiksik yansıtacak bir düzenlemenin tam sırası.

Atılan her oyu Meclis’te temsil ettirmenin önünde, istikrarı bozacağı gibi bir engel kalmadı artık.

Temsilde adaletle yönetimde istikrarı birlikte sağlama ihtiyacı, yeni sistemle ortadan kalktı.

Cumhurbaşkanlığı sistemini getiren iktidar, hangi gerekçeyle yüzde 7’lik barajı savunuyor?

Parti çıkarlarına göre seçim sistemi dizayn etmek, siyaset mühendisliğidir.

Mesela seçim bölgesi sınırlarıyla oynayarak avantaj sağlamaya, ‘Gerrymandering’ deniyor.

‘Gerry’, Boston’da 1800’lerde bunu yapan Amerikalı kurt siyasetçinin adından geliyor. ‘Mander’ ise çizdiği keyfi sınırların şeklen benzetildiği semenderden.

Ama bu seçim kurnazlığı, bir siyasi cinlik örneği olarak iyi anılmıyor. Kötü örnek.

Pakette başka ne sürprizler var, bilmiyoruz.

Şimdilik, seçim barajıyla neye göre oynandığı izaha muhtaç.

Hadi muhalefetlik ettiği için, muhalefet partileri bırakıldı bir kenara...

Yüzde 7 hesabının, parti çıkarı gözeten bir mühendislik projesi olmadığına, temsilde tam adaleti gözettiğine millet ikna olur mu?

Aşı karşıtlığında ayran deliliği

Maalesef komplo satıyor, hazır alıcısı var.

Ve maalesef bu zaafı keşfeden komplo bezirganları, sınır tanımıyor. Kanırta kanırta istismar ediyorlar.

Sahneden inmemek için her gülünçlüğü deneyenlerden biri de Doç. Oytun Erbaş.

Bu kez “hamilelikte tuzlu ayran içmek otizme yol açıyor” çıkışıyla adından bahsettirdi.

Bir düzine fare üzerindeki bir deneyden çıkarmış.

Mısır şurubu da aynı şeyi yapıyormuş.

Kendisi ise Covid-19 aşısının hamileliğe etkisini araştıracak bir deney peşindeymiş.

İnsan hayatı, sağlığı üzerinden gelişigüzel spekülasyon yapmakta sakınca görmüyor.

Deneyi bilenler ciddiye bile almadı. Bilimsel bir temeli olmadığını iki tivitle ifşa ettiler.

Bir deneyin kısmi ve erken sonuçlarını çarpıtarak, kesin bir bulgu gibi sunarak alay konusu oldu.

Yine de ilginçlik ve hayret avcılığıyla kendisini konuşturmaktan vazgeçmiyor.

Başka ilgi tüccarları da aşı karşıtlarının paranoyalarını fütursuzca kaşımaya devam ediyor.

Bu sorumsuzluğa hokkabazlık, şarlatanlık diye tepki gösterenlere lafım yok.

Ama bana sorarsanız ‘ayran ağızlı, ayran budalası, ayran delisi’ tabirleri daha iyi karşılar.

Peki bu ayran budalalarına itibar edenlere ne demeli? Onun tam karşılığını ise henüz bulamadım.