• 10.11.2021 06:14

'Oldu olacak muhalefet partileri komple kapatılsın’ deniyordu ki Mehmet Barlas işaret fişeğini yaktı.

Sabah’ta dün beklenen müjdeyi şöyle verdi:

“Yani bir bakarsınız, Kılıçdaroğlu’nun yönettiği CHP kapatılmış ve seçime girmesi yasaklanmış olabilir.”

HDP için istenen zaten malum da, ya İYİ Parti, o ne olacak!

Merak buyurmayın, unutulmuş değil. Barlas, aklını başına almazsa onun da kapısına kilit vurulacağını sertçe çıtlatıyor.

Söylediklerinin ciddiye alınmasını da özellikle tembihlediğine göre kafasından uydurmuyor, iktidar içinde tartışılıyor demek bunlar.

“Bu gerçeklerin ışığında gerek CHP’nin, gerek İYİ Parti’nin dikkatli davranmaları gerekiyor” uyarısı boşa değil.

Muhalefet partilerinin seçime girmesi hangi gerekçeyle mi yasaklanacak?

İlahi, onu bilmeyecek ne var, şu tabii ki:

“Çünkü 2023 seçimleri Türkiye için geleceğe yönelik bir dönüm noktası olacaktır. 85 milyon insanın kaderini 2-3 sorumsuz politika heveslisinin gayrimeşru çabalarına kurban edemeyiz.”

Yine de ikna olmadınız mı? Bu parmak size sallıyor:

“Eğer siyaseti ciddiye alıyorsanız söylediklerimi hafife almayın.”

Bu gidişle kapatılmamak ya da seçimden yasaklanmamak için muhalefetin ne yapacağı açık.

İktidar, terörle ve dış güçlerle mücadele ediyor. Karşısında terör örgütleri ve dış güçler var.

Muhalefet de ona göre tarafını seçecek. İktidardan yana değilse karşısındadır. Terör örgütleri ve dış güçlerle beraber. Muhtıra verildi, ortası yok.

İktidarla değil de terörle beraber olanların meşruiyeti mi kalır? Meşruiyetini kaybeden partiler yasal parti olmaktan da çıkar. Kapatılmayı da seçime girmekten men edilmeyi de hak ederler.

Müstahak değil mi?

Barlas üstat da bu basit gerçeği, muhalefetin dikkatine sunmaktan başka bir şey yapmıyor.

85 milyonun kaderi, meşruiyetini yitirmiş üç heveskar siyasetçinin eline mi bırakılacaktı, bırakılmayacak elbette.

Önüne seçenek olarak koyarsan, milletin kimi tercih edeceği belli olmaz. Son yerel seçimlerde olduğu gibi yanlışı da seçebiliyor.

Milletin kendi iyiliği için bir tedbirden bahsediyor üstat.

Model, bildiğiniz vesayet modeli.

Çalışma usulü tanıdık: Milletin iradesine güvenilmeyeceğinden yerine siyasi iktidar karar verecek. Yanlış seçeneği önden eleyecek. Sandığa sadece doğru seçenek yansıyacak.

Böylece milli irade, büyük bir yanlış seçim yapmaktan korunacak. Halkın kaderi, halka rağmen kurtarılacak. Budur.

Hadi iyisiniz yine, sizin iyiliğinizi sizden çok düşünen büyükleriniz var başta, daha ne istiyorsunuz!

Her millete nasip olmaz. Böyle bir sevinci, bugünlerde Nikaragua halkı da yaşıyor.

Eski diktatörü devirerek iktidara gelen Başkan Ortega, bir kez daha demokrasi mucizesi gerçekleştirdi.

Ortega, rakiplerini tutuklatarak girdiği seçimi yüzde 75’le kazandı. Yüzde 20 katılım sonucunda. Sonra da televizyona çıkıp “teröristler ve şeytanlar”a karşı milli iradenin demokrasi zaferini kutladı.

Yardımcı ağız rollerindeki Barlas’a ve esas ağızlarının söylemlerine bakılırsa iktidar da doğru çıkışı buldu: Muhalefeti sandığa sokma, zafer garantidir biiznillah, ha gayret!

'Onlar konuşur Ak Parti yapar'

AK Parti’nin sloganıydı, sözünü tuttukça muhalefetin hayalleri de gerçek oluyor.

En son, elektrik faturalarından TRT payı kaldırıldı. Daha fazla kesilmeyecek.

Söylemekten muhalefetin dilinde tüy bitmişti, iktidar nihayet onu da yaptı.

CHP milletvekili Gamze Taşçıer, daha önce taşerona kadro ve emeklilere bayram ikramiyesini de böyle böyle yaptırdıklarını Twitter’dan hatırlatıyordu.

‘Onlar konuşsun AK Parti yapsın’, ne ala!

İktidarla muhalefet hizmette yarıştıkça millet kazançlı çıkıyor.

Bay Kemal’in asgari ücretten vergiyi kaldırma, polislere ve sağlık memurlarına 3600 ek gösterge, EYT’lilere çözüm, KHK mağdurlarına hak iadesi gibi vaatleri de yakında yerine getirilirse şaşmamak lazım.

Demokrasinin nimeti işte, siyasi rekabet millete yarar.

Ama abartmanın alemi yok. Muhalefetin geçmişte söyleyip lafta bıraktığı şey antidemokratikse de yapılmaz. Parti kapatmak, milli irade üstünde vesayet kurmak gibi.

Demokrasiyi ve siyasi rekabeti ortadan kaldırırsanız zararını millet görür, izin de vermez sanki.

‘Onlar ne istediyse hepsini illa yapacağım’ diye tutturmak, ters tepecek bir yanlışa benziyor. Yine de siz bilirsiniz.