• 16.11.2021 23:04

Kılıçdaroğlu’nun helalleşme teklifi, ilk kez 15 yıl önce Erdoğan tarafından yapılmıştı.

Ekim 2006’da, Meclis’teki grup konuşmasında ‘sosyal restorasyon’ dönemi başlattı.

Baykal’ın CHP’si, o zaman ve sonraki tekliflerinde Erdoğan’ın uzattığı eli tutmadı. Helalleşmeyi değil hesaplaşmayı, kutuplaşmayı seçtiler.

Şimdi teklif, Kılıçdaroğlu CHP’sinden geliyor.

Bu kez de AK Parti cenahı, helalleşmek istemiyor. Reddetme, Kılıçdaroğlu’nun elini havada bırakma çağrıları o taraftan yükseliyor.

Bir de muhalefetin şahin, militan kesimleri rahatsız oldu. Onlar da helalleşmek değil kavgayı, kamplaşmayı sürdürmek istiyorlar.

Erdoğan’ın ilk ‘kucaklaşma’ çağrısının kaydını bulmak için, Google’a baktım.

Sorgulama, ilginç bir sonuç verdi.

‘Sosyal restorasyon’ diye sorduğum halde, ilk bir sayfada sadece inşaat restorasyonu haberleri çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla başlanan, tamamlanan, açılan restorasyon projeleri...

‘Sosyal restorasyon’la ilgili ancak ikinci sayfada, o da tek bir arşiv kaydına rastlayabildim.

Erdoğan, Başbakan olarak AK Parti grubuna ve Tükiye’ye şöyle sesleniyordu:

“Son 4 yıldır siyasi istikrarı sağladık. Şimdi yapılması gereken sosyal istikrarı sağlamaktır. Türkiye uzun zamandır bir ’sosyal restorasyona’ ihtiyaç duyuyor. Güçlü olmak için, önce toplumsal barışı zayıflatacak kavgaları, tartışmaları belli uzlaşma noktalarına taşımak zorundayız.”

Nasıl başarılacağını da söylüyordu.

Ülkeye, milletin birliği ve ortak değerlerine karşı tehditler olabilirdi. Ama onlar toplumun geneline mal edilemezdi, aşırı uçtu. Ve aşırı uçlar da bizim insanımızdı, dışlamak yerine merkeze çekilip kazanılmalıydılar.

“Türkiye yıllarını kendi içine kapanarak, kendi kendisiyle kavga ederek, kendi gölgesinden korkarak geçirmiş”ti. “Bu yıllar kayıp yıllar”dı. “Böyle devam edemez”dik.

“Edersek, bu kavgalar bizi güçlendirmez, zayıflatır”dı.

“Ülkesini seven, geleceğine inanan herkese büyük sorumluluklar düşüyor”du.

“Toplumsal barışı zedeleyen ve insanımızı belli tartışmalarla karşı karşıya getiren anlayışlara karşı hepimizin uyanık olması gerekiyor”du.

“Yaraları kanatan değil, yaraları iyileştiren olmalı”ydık.

“Kavgalara değil sadece toplumsal barışa, dostluğa, kardeşliğe taraf” olmalıydık.

Erdoğan, bu ‘sosyal restorasyon’ hedefini daha sonra ‘helalleşme’ kavramıyla da sürdürdü. Temiz, beyaz yeni bir sayfa açmaktan söz etti.

Bugün benzer bir girişim Kılıçdaroğlu’ndan geliyor.

CHP lideri, toplumu oy uğruna karşı karşıya getiren nefret ve düşmanlıkları körüklemek yerine bitirmekten, helallik isteyip vermekten bahsediyor. Siyasi iktidar mücadelesi sırasında haksızlık ederek kırdıkları, küstürdükleri kesimlere yapıyor bu teklifi.

Peki elinin tersiyle geri çevirenler ne istiyor:

Toplum barıştırılmasın, huzur bulamasın, kavgaya devam mı ettirilsin?

Yeni bir sayfa açılıp yaralar iyileştirilmesin, seçim kazanmak için daha da kanırtılsın, kanatılsın mı?

Toplumsal barış ve sosyal restorasyon projelerinin yerini, inşaat restorasyonu ihaleleri mi alsın? Bunun için mi kavgaya taraf olalım?

Hani kavga millete, memlekete kazandırmaz, kaybettirirdi?

Hem AK Parti’nin karşısında görmek istediği CHP ve muhalefet söylemi, tam da bu değil miydi?

Millet, memleket kazanacaksa kaybetmeye razı olan siyaset anlayışı nerede kaldı?

Ekonominin kitabı yeniden yazılmasa mıydı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz ekonominin kitabını yazdık” dedi.

Sorun da bu galiba.

Ekonominin kitabına uyulsa, kur ve enflasyonla birlikte hayat pahalılığı patlamazdı.

Ekonominin kuralları uygulansa, kişi başına milli gelirimiz 7 yıldır düzenli olarak düşmezdi. Oysa 2005 seviyelerine doğru geriledi.

İktidar, 2013’te yakaladığı milli gelir düzeyini, 2023 için vaat bile edemiyor. Diğer 2023 hedefleri de yarısından aşağı çekildi.

Aşkın kanununu yeniden yazmaya benzemiyor. Ekonominin kurallarını baştan yazmak, bazen defterini dürmekle de sonuçlanabiliyor.