• 19.11.2021 20:46

Casusluk suçlamasıyla tutuklanan İsrailli çift, 9 gün sonra bırakılmış. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’la Başbakanı Lapid’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkürüyle öğrendik.

Çamlıca Kulesi’nden cep telefonuyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın evini çekip WhatsApp’taki aile grubunda paylaşmaktan yakalanmışlardı.

Mordi ve Natali Oknin çifti, dün sabah dönüş uçağında mutluluk pozu verirken görüldü.

Akla gelen ilk soru:

Tutuklama kararını bağımsız yargı verdiyse, salıverilmelerinden dolayı niye Cumhurbaşkanı’na teşekkür ediliyor? Siyasi bir jest mi ki?

İkinci soru da şu:

Casusluk gibi ciddi bir suçta, delil yoksa savcı neye göre tutuklama istedi, mahkeme neye göre tutuklama verdi? Delil varsa mahkeme hangi gerekçeyle serbest bıraktı, delil yetersizliğinden mi?

Oysa İçişleri Bakanı Soylu, suçüstü yapılan casusluk faaliyetini 3 gün önce şöyle anlatmıştı:

“Birtakım çekimler yaparken Sayın Cumhurbaşkanı’mızın konutunu, ikametini de çekmişler. Sadece bununla da yetinmemişler aynı zamanda buraya yoğunlaşmışlar, bununla da yetinmemişler aynı zamanda işaretlemişler. Bunu orada gören güvenlik unsurları, meseleye müdahale etti. İş, eldeki bilgilerle savcılıklara intikal etti. Burada da savcılıklar kanun, hukuk çerçevesinde bir değerlendirme ortaya koydular, tutuklama gerçekleşti. Bundan sonrası süreç, mahkeme sürecidir. Mahkemeler ilerleyen süreçte, kendi kararlarını vereceklerdir.”

Ömrü 9 gün süren casusluk suçlaması olur mu peki?

Kararı mahkeme verdiyse teşekkür neden siyasi iradeye gidiyor?

İlk kez de olmuyor üstelik. Trump, Macron ve Merkel’den de benzer teşekkürler gelmişti. Bu kaçıncı!

İktidar, saklama gereği de duymuyor zaten. Bilakis, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, Brüksel’de ulu orta baklayı ağzından çıkarmışlığı bile var.

2017’deydi. “Rica üzerine bırakılan casus duydunuz mu” diye yazmıştım.

Çavuşoğlu, gazetecileri ajan olarak kullanmanın moda haline geldiğini söylemiş ve yakaladığımızda ne yaptığımızı şöyle duyurmuştu:

“Yakalandığında nasıl olsa kıyamet kopacak, Türkiye üstünde baskı oluşacak. Şimdi Alman vatandaşı bir Türk (gazeteci) ajanlık yapmaktan yakalandı, ne yapacağız? İki gazeteciyi biz sınır dışı ettik, iki farklı ülkeden. İkisi de casusluk yapmaktan yakalandı. Ülkeleri bizden rica etti, iade ettik. Daha herhangi bir hüküm de yoktu...”

Şaka değil, gülmeyin. Yakalıyoruz, bağımsız yargıya teslim ediyoruz, o arada ilgili ülke yönetimiyle müzakere başlıyor ve ricaları üzerine yakaladığımız casuslarını bırakıyoruz. Bu da hukuk sürecinin işlemesi ve bağımsız yargının takdiriyle olmuş oluyor. Teşekkürü de hükümet kabul ediyor.

Gazeteciler, insan hakları aktivistleri, en son da turistler, ortada bir hüküm yokken casus ilan edilip ricayla salınacak. Ama yargınızın bağımsız olduğunu söyleyeceksiniz. Kim inanır!

Memnuniyetler iktidara da şikayetler kime?

Yolsuzluklardan müteahhitler, kıyılardaki yağmadan yok mu şu paragözler, işsizlikten açgözlü patronlar, enflasyondan kazıkçı marketler, fahiş fiyatlardan karaborsacılar, hayat pahalılığından vurgun çeteleri, yüksek faizden küresel tefeci lobileri, ekonomideki kötü yönetimden genelde ise Bay Kemal’in berbat CHP yönetimiyle Bayan Meral’in feci İYİ Parti yönetiminin şer ittifakı, iktidarı zora sokan yüzde 50+1 tuzağından Sorosçular, paramızı pula çeviren dolardaki patlamadan da dış güç saldırıları sorumluydu. Yine de yetmezse nankörlükten halk mesuldü.

Ay aydın hesap belli, kafalar rahattı. Memnuniyetler, AK Parti’nin şahane iktidarına ve süper para yönetimine bildiriliyordu. Şikayetlerse bilumum diğerlerine...

Fakat para politikasına, dinin faiz yasağıyla ilgili nassı karıştırılınca işin rengi değişti.

Doların 11 liraya dayanması, 128 milyar dolar rezervden sonra cebimizdeki paranın da buharlaşması Allah’tan bilinecekse...Zarar ziyana rıza göstermekten başka çaresi kalmıyor. Şikayetler artık dış güçlere de iletilemeyecek mi demektir?