• 23.11.2021 06:33

Kılıçdaroğlu helalleşmeyi, toplumu barıştırmayı Allah göstermesin ya başarırsa (!)...

Korkusunu saklayamayan sadece iktidar cephesi değil. Hafta sonu Diyarbakır’daydım, duydum ki HDP cenahında da kavgadan beslenip normalleşmeden ödü kopanlar var.

Selahattin Demirtaş haklıymış. 18 Kasım’da Politikyol sitesinde çıkan “Helalleşme” yazısında öngörmüş ve göze almıştı alacağı tepkileri.

CHP liderinin çağrısına, cezaevinden tam destek verirken şöyle demişti:

“Buradan özeleştiri yapmamız kimilerince istismar edilecek, birilerine yaranma çabası olarak yorumlanabilecektir.”

Beklediği gibi, varlığı ‘çözümsüzlüğün devamı’na bağlı olanlar, paniğe kapılmış.

Çatışma biterse varlık nedenleri, geçim kapıları ortadan kalkacak olanlar bunlar.

Barışmaktan, helalleşmekten, normalleşmekten Azrail’den korkar gibi korkuyorlar.

Güya Demirtaş, birilerine göz kırpıyor, yaranmaya çalışıyormuş.

Şu sözleri, belli çevrelerin gözüne girmek, şirin görünmek için etmekle suçlanıyor:

“...Bu durumumuza rağmen, bizim de halka karşı özür borcumuz var. Ben şahsen, bu özeleştiriyi ve özür dileğimi halka sunmaktan geri durmam, özeleştirimizin muhatabı siyasetin aparatına dönüşmüş mahkemeler değildir elbette. Bununla birlikte halkımıza, tüm Türkiye toplumuna sözümüz olsun, biz de kendi hatalarımızla yüzleşecek ve hep birlikte helalleşeceğiz.”

Toplumu kavga ettirerek, birbirine düşürerek kazanmaya ayarlanmış siyasetin iki tarafı da rahatsız.

Öyle ya, nereden çıktı şimdi bu helalleşme? Yaraları kaşıyarak, öfkeleri kızıştırarak, kimlikleri çarpıştırarak karşılıklı ne güzel kazanıp gidiyorlardı.

Halkı kin ve nefrete kışkırtmaktan, birbirine karşı doldurmaktan geçinenler, yumruklarını indirip kavgadan çekilenlere kızgın. Çok da belli ediyorlar.

Kim derdi ki gün gelecek AK Parti sözcüleri, Kılıçdaroğlu CHP’sini, ‘CeHaPe zihniyeti’nden uzaklaşıyor, başörtüsüyle de barıştı diye kendi tabanına şikayet edecek!...

Hatta muhafazakar duyarlılıklarla didişen Baykal CHP’sini yerli ve milli bulacak, didişmeyi bıraktı diye Kılıçdaroğlu CHP’sini yerli ve milli olmamakla suçlayacaklar, kim derdi!...

Yine de iktidarı anlayabiliyorsunuz. Kolay yoldan seçim kazanma imkanı elden gidiyor.

Fakat helalleşme çağrısından rahatsız olan muhalifleri anlamak ne mümkün!

Hem ana muhalefeti, iktidarın bütün yıpranmışlığına rağmen yüzde 25’i aşamamakla suçluyorlar...Hem de bunca sene niye aşamadığı ve nasıl aşabileceği üzerine hiç düşünmüyorlar.

Din ve değerler üzerinden AK Parti’yle her kavgaya tutuşan, hangi inatlaşma minderine çekilmek istendiyse gelen, CHP’yi din ve diyanet düşmanı göstermelerine yarayacak her kozu iktidara veren siyasetten şahin muhalifler ne hayır gördü!

Kutuplaşma siyaseti biter, yaralar kapanır, öfke ve düşmanlık geride bırakılırsa boşta kalacaklarından, anlamsızlaşacaklarından mı korkuyorlar?

CHP ve HDP taraftarı helalleşme karşıtları, eğer iktidara çalışmıyor ve ezeli mağlup olmaktan tuhaf bir haz almıyorlarsa başka izahı yok.

Helalleşme istemeyen AK Partililer ne istiyor?

Helalleşme; karşıdakini tek taraflı özre, af dilemeye zorlayarak mı olacaktı?

Kendi öfkeni tatmin ederek mi karşı öfke dindirilecek, öbür taraf öfkesinden vazgeçirilecekti?

Kinini, öfkesini diri tutanlar, karşı kin ve öfkeyi diri tutmaktan başka bir şeye hizmet etmedi bugüne kadar.

Onlar bir taraftan, karşıtları diğer taraftan körükledikleri öfkeyi kullandılar, yaraları kaşıyarak ve kanırtarak sömürdüler.

İstismarın sonlanma ihtimali, o yüzden uykularını kaçırıyor.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin geçmişte açtığı yaraların sorumluluğunu alarak, hatalarını üstlenmekten kaçmayarak çıktı yola.

Bu, CHP seçmeninin hiç öfkesi, yarası yok demek değil ki...

Demirtaş da iğneyi önce kendi tarafına batırarak başladı. HDP’nin de çatışmadan beslenenlerin ekmeğine yağ süren hatalar yaptığını kabul etti. Şiddet ve teröre karşı siyasetçilerin yeterince inisiyatif alamamasıyla yüzleşti. Kendi payına bu hataların sorumluluğunu üstlendi. Kırılıp incinenlerden özür dilemekten çekinmedi.

Bu, HDP seçmeninde de kırılıp incinenlerin varlığını inkar değil ki...

Kavganın ekmeğini yiyenler işsiz ve güçsüz kalmasın diye millet, birbirinin gözünü mü oysun, bunu mu istiyorsunuz?