• 9.12.2021 06:49

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar dönüşü içe, dışa son restlerini çekti.

Evvela “haram lokma yiyen stokçular”a göz açtırılmayacak, giderken de söylemişti.

Fakir fukaranın hakkı o, çalışıp helalinden kazansınlar.

“Niye helalinden çalışmıyorsun arkadaş? Niye haram yollara başvuruyorsun? Stokçuluğu bırakacaksın bir defa. Kim olursa olsun, her alanda stokçuluk yapanın tepesindeyiz.”

Yaşasın, demek ki haram yoldan kazandıkları paraları istifleyenlere de artık aman verilmeyecek, üstlerine üstlerine gidilip hamdolsun tepelerine binilecek!

Yüksek faiz fakiri sömürüyor, zengini daha zengin ediyor, düşük faizden de dönüş yok.

Demek MB, yüzde 16’yla milletin parasını borç verirken Hazine, yüzde 22’yle zenginlerden borçlanmayacak şimdiki gibi. Bundan sonra halk çalışıp elitleri ve yabancı faiz lobisini beslemeyecek. Ne mutlu!

Bir salvosu da Bay Kemal’eydi. Bütçe görüşmelerinde, milletin sırtına bindirilen yükten yakınırken elini, elinin üstüne vurmuştu.

Erdoğan, “bu şekilde küfreden bir ana muhalefetin başına nereye kadar sabredeceksiniz” diye CHP’li kardeşlerine seslendi. 2023’te onu oradan göndermelerini istedi.

Kılıçdaroğlu’nun o jest ve mimikleri, “AK Parti ve taraftarlarına Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde görülmemiş bir ağır küfür”se...Ve “Kim öğrettiyse ona bunu, iktidar aynı edepsiz, ahlaksız dille ona cevap vermeyecek” ise...

Sevinin, demek ki mesela DEVA lideri Babacan’ın “ırz ve namus”una iktidardan edilen laflar da en azından hafif küfür sayılacak ve artık sabredilmeyecek!

Dolar manipülasyonuyla bize operasyon çekip diz çöktütmek isteyenlere de kılıçlar çekildi. Evvelallah kendilerini kollasınlar.

Cumhurbaşkanı, müjdeyi tekrar verdi. Devlet Denetleme Kurulu, arkasında kim varsa bulup icaplarına bakacak, parası pul olanlar hiç üzülmesin. Kayıpları yerde kalmayacak.

Bu arada Erdoğan, fiyatlardaki artışın küresel enflasyonla açgözlü fırsatçılardan kaynaklandığını da bir daha hatırlattı.

Dünyanın derdi yani, bir biz boğuşmuyoruz. Avrupa bile enflasyondan kırılıyor, bizden daha kötüler. Fakat rahat da durmuyorlar, bizdeki kötüleşmeden de onlar sorumlu.

Gerçi fırsatçının, hayının yüzüne tükürürken Ahmed Arif’in “Bir umudum sende, anlıyor musun” dediği Anadolu’ydu.

Ama ne fark eder, dış güçlerin bizi çökertme saldırısına karşı iktidarın bir umudu kaldı, o da dış destekte.

Kayıp MB rezervlerine gelince yine açık, net söyledi Cumhurbaşkanı. Yabancı merkez bankalarıyla dayanışma içinde tekrar yerine konuyor, inşallah konacak. Emanet para beğenmeyecek hal mi kaldı millette, çok şükür!

Bir gözümüz de yollarda, yabancı yatırımcıları şöyle bir hasretle bekliyoruz:

“Ciddi bir rezerv sıkıntımız söz konusu değil. Yeter ki yatırımcı bulalım. Yeter ki bu konuda yatırımcılarla beraber geleceğe daha güçlü bir şekilde yürüyelim...”

Ekonomik kurtuluş umudumuz yabancı yatırımcıya kaldıysa, o da hukuk güvencesi olmadan gelmiyorsa neye güvenerek mi hala AİHM’e kafa tutuyoruz?

Bir dakika, onu da nereden çıkardınız!

O soru “Avrupa Birliği’nin icra komitesinin Osman Kavala’yla ilgili Türkiye’ye ihlal cezası verdiği, Selahattin Demirtaş’la ilgili de benzer karar alabileceği” şeklinde soruldu.

Erdoğan da cevabında AB’ye meydan okudu. “Biz AB’nin Kavala’yla, Demirtaş’la, şuna, bunla ilgili aldığı kararları tanımıyoruz. Olay bu kadar basit. Yok farz ediyoruz. Bizim indimizde bunlar yok hükmündedir. Bunları kaç kez açıkladık. İster anlasınlar ister anlamasınlar. Bizim yargımızın vermiş olduğu kararın üzerinde biz, Avrupa Birliği kararı tanımıyoruz. Ne biliyorlarsa onu yapsınlar.”

Oysa AB’nin böyle bir kararı da yetkisi de yok zaten. O karar, kurucu üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi’nin. Nedeni ise AİHM kararına uymamamız.

AİHM, Avrupa Konseyi’nin yargı kurumu, AB’nin değil. Uymazsak bize yaptırım uygulayabileceğini kabul etmişiz. Hatta AK Parti, Anayasa’yı değiştirerek AİHM kararlarını kendi mahkemelerimizin üstüne koymuş, tam bağlayıcı olsun diye.

Dolayısıyla Erdoğan, asıl Avrupa Konseyi’ne “tanımıyoruz, yargımızı bağlamaz” resti çekerse korkun ve yabancı yatırımcıyı unutun.

Diğer şamar oğlanlarının cemi cümlesi kendini kollasın, kılıçlar çekildi, gözümüz kara, gazamız mübarek ola!