• 15.12.2021 07:06

Öyle olsa Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 aya kadar yeni modelin meyvelerini toplayacağımızı, yatırım ve üretimle istihdamda büyüyerek neticelerini alacağımızı müjdelemezdi.

Öyle olsa Hazine ve Maliye Bakanı Nebati, “Çok hızlı bir şekilde düzelecek ekonomi. Yeter ki bize güvenin, inanın. Faizi artırmayacağız. Bu işi faiz artırmadan da yapabildiğimizi göreceksiniz. Sadece güvenin” mesajı vermezdi.

İktidar, ekonomiyi batırmak değil düze çıkarmak için yapıyor ne yapıyorsa.

Ama karşıdan öyle görünmediği için altında başka hesap aranıyor.

Ekonomi bu şekilde düzelmeyeceğine, daha da kötüleşeceğine göre...İktidarın başka bir planı olmalı diye düşünüyor çoğu kimse.

Hukuk profesörü İzzet Özgenç de aradıkları komplo teorisini şüphecilere bir tivitle sundu.

Özgenç’e sorarsanız... TL’nin yabancı paralar karşısındaki değer kaybı, ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkacağı süreci başlatmış. Kaçınılmaz görünen bunalım sebebiyle de Anayasa’nın 119. Maddesi’ne göre OHAL ilanına hazırlıklı olmalıymışız.

Belli ki Özgenç de yeni modele akıl sır erdirememiş. Olsa olsa ekonomiyi krize sürükleyip OHAL ilan etmek için yapılıyordur, yoksa niye denensin ki böyle bir şey diye varsaymış.

Başka anlam verememekte yalnız ve haksız değil.

Dün Yeni Şafak bile ekonomiye bu kötülüğü yapsa yapsa, iktidara diz çöktürüp muhalefete destek vermek isteyen gizli bir el yapabilir havasındaydı.

“Merkez Bankası, Türkiye’de yaşanan ‘döviz’ manipülasyonlarına yönelik yeni bir müdahalede bulundu” deyip şuna bağlıyordu:

“Gün içinde peş peşe yaşanan gelişmeler, Türkiye ekonomisine diz çöktürmeye ve muhalefete destek vermeye yönelik kasıtlı hamlelere bir yenisinin daha eklendiğini gösterdi.”

Öyle ya, faizi enflasyonun altına indirmek, kur kovasının altını delmekten farksız.

Elekle su toplamak gibi. Hem kovanın altını delip hem de emanet rezervlerle içini doldurmaya çalışmak, akıl kârı değil. Ancak bir dış güç marifetiyle olabilir. Kimse kendi kendine bunu yapmaz.

Faiz düşürülünce enflasyon düşseydi, faizin sıfırı gördüğü Avrupa’da, ABD’de enflasyon patlar mıydı? Enflasyona, eğer durmazsa faizi yükselterek müdahale etmeye hazırlanırlar mıydı?

İktidarın deneyine bir anlam verilememesi anlaşılabilir.

Fakat denediği modelin mantıklı bir açıklaması yok diye iktidarın, şartlarını oluşturup ülkeyi OHAL’le seçime götürmeyi planladığına ihtimal verilebilir mi? Ya da sandığa hiç götürmemek için OHAL’e sürüklediğine, bu sebeple ekonomiyi batırmayı dahi göze aldığına?

Hadi canım!

Çoğumuza OHAL’den daha çılgınca ve imkansız geliyor ama iktidar, bu modelle ekonomiyi 6 aya uçuramasa bile iyileştireceğine inanıyor, besbelli.

İnanmasa Erdoğan, bunu vaat etmezdi.

İnanmasa Bakan Nebati, “Dış saldırı yok, çok net” diyerek AK Parti’nin, o klasik sorumluluğu inkar politikasını terk etmezdi. Numan Kurtulmuş gibi ‘kur ve faizle yeni bir şey denemiyoruz, Allah Allah fiyatlar niye şahlandı ki, biz yapmadık başkası yapıyor’ demeye devam ederdi.

Bu vaat ve üstlenmenin, hayal kırıklığını daha beter büyüteceğini hesap ederlerdi.

Ekmek ve yokluk kuyruklarına, açlıkla imtihana sokarak, ekonomisini batırarak halkı sefalete sürükleyen bir iktidarı, OHAL’in bile kurtaramayacağını bilirlerdi.

Evet, ‘ekonomik bağımsızlık savaşı’ gibi uçuk söylemlere inandırıcılık ve gerçekçilik kazandırmak için MGK’yı, ekonomiye karıştırabilirler.

Yol açtıkları krize, milli güvenlik sorunu süsü verebilirler.

Başarısızlık, beceriksizlik ve kötü yönetime türlü kılıflar uydurabilirler.

Ama OHAL’den medet ummaya vardıracaklarına ihtimal vermem.

Ekmekle oynamak yetmedi mi!

İstanbul ve Ankara’da, halk ekmek büfelerinın önündeki kuyruklar uzuyor. Uzadıkça da iktidar ve medyası hırçınlaşıyor. CHP’li başkanlara karşı saldırganlaşıyorlar.

‘Niye halka ucuz ekmek veriyorsun’ diyemedikleri için, İmamoğlu’nu İBB’ye terörist doldurmakla suçluyorlar.

Karın ağrıları belli. Hizmet yarışında muhalefet belediyelerini iyi, iktidarı kötü göstermesinden rahatsızlar.

Tabii ki bu kampanyayı da Soylu, başlattı. Fakat binlerce terörist belediyede işe girerken İçişleri, neredeydi?

Binlerce İBB çalışanı teröristse mahkeme kararı nerede? Türkiye, polis devletine döndü de haberimiz mi yok?

Ya görevi ihmal ya da devlet yetkisini kötüye kullanma ve terörle mücadeleyi siyasi rekabete alet etmeye girmez mi bu?

Doğru değilse devlet adına iftira atmaktır. Doğruysa mahkeme kararını saklayıp suça göz yumarak siyasi rakibe komplo ve tuzak kurmak.

Devlet, daha nasıl töhmet altında bırakılır?

Mahkeme kararı olmadan kişileri terörist diye fişleyerek kanunları çiğnemekten de çekinmeyecek kadar gözü karartmış durumdalar.

Fakat ekmekle oynandığını çaktırmamaya faydası olur mu?