• 6.01.2022 06:37

Şevki Yılmaz’ın Akit TV’deki sözleri çarpıtılmış, eklemeler yapılmış, oysa dediği şuymuş:

“Dolarsız, domatessiz yaşayabiliriz ama devletsiz yaşayamayız.”

Bir de şu:

“Seçime gelmeden AK Parti’nin kasanın ağzını açması lazım. Kime bırakacaksınız, bu hırsızlara mı?”

Fakat bu haliyle de yanlış anlaşılmaya müsait, düzeltmesine yardımcı olmak isterim.

Tamam, “insanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesini terse çevirmiş, “önce insan” diye iktidara gelip “önce devlet” demeye başlamış olabilir.

Ama perestiş edip yücelteyim derken herhalde devleti, dolarla domatesle tartıyor olamaz.

Ayrıca devlet, iktidardaki partiye tapulu olmadığı gibi onunla bir ve kaim de değil.

Ateşli parti vaizi Şevki Hoca olsa olsa ‘devlet’i, o cümlede ‘iktidar’ın yerine koyup kullanıyordur.

“İktidarsız yaşayamayız” demek ayıp kaçacağı için, “devletsiz yaşayamayız” demiş olsa gerek.

Yoksa devletle iktidarın aynı değil, ayrı şeyler olduğunu bilebilecek kadar iyi siyasi hatiptir. “Mahkeme kadıya mülk değil” deyimi üstüne iki saat soluksuz nutuk bile çekebilir. Haksızlık etmeyelim.

Belli ki “Biz iktidarsız yaşayamayız” demek istiyor.

E öyleyse ikitdarda kalmak için ne lazımsa yapmalı. Kasada ne var ne yok, son kuruşuna dek seçmene oy karşılığı dağıtmalı.

Hem kasayı boşaltmayıp da “bu hırsızlar”a mı bırakacaksınız!

İkinci cümleye gelince; “bu hırsızlar”dan dış güçleri kastetmiyor tabii ki Şevki Hoca. Seçime onlar girmiyor.

İktidarı sandıkta, milletin oylarıyla AK Parti’den alabilecek muhalefet partileri oluyor elbette “bu hırsızlar”.

Yalnız, ucu zülfüyare dokunabilir.

Hayır, muhalefete “hırsız” dediği için değil. Söylenmedik ne kaldı!

Muhalefete “terörist” mi denmedi, “hain”mi, “gayrimilli” mi! Bunların yanında “hırsızlık” ithamının lafı mı olur!

Zaten fetvacısı Hayrettin Karaman, iktidara zarar verecekse söylemeyi caiz bulmadığı doğrular arasında ‘hırsızlığı’ da sayıyor, yapıldığını kabul ediyordu.

Bulgur kurtlanmış ve çürüme, yozlaşma, kayırmacılık gibi yolsuzluk da iktidara bulaştırılmış olabilirdi. Ama hırsızlık eskiden yok muydu sanki, bin yıldır vardı, başkaları gelse yapmayacak mıydı canım!

Dolayısıyla kötü olan onların hırsızlarıydı, iktidar tarafındakilerin değil. Bu konu halledilmişti.

Ha “Senin hırsızın kötü, benim hırsızım iyi” söylemi ayrımcılığa girer derseniz; yine sorun olmaz. Endişe buyurmayın.

Milli iradenin bir yarısını milletten dahi saymayabildikten sonra buna mı takılacak iktidar?

Kendisini devletin tek sahibi, kendisine oy veremeyeni ise devletin eline bırakılamayacağı ikinci sınıf vatandaş gören siyaseti böyle ayrımcılıklar durdurmaz.

Unutulmasın ki bizde nefret söylemi, iktidar ayrıcalıklarından yararlananların kendisine karşı yapıldığında kötüdür, suçtur. Kendileri başkasına yaptığında meşru haktan gelir.

Şevki Yılmaz ‘bizden sonrası tufan, biz iktidarda kalmadıktan sonra batsın bu dünya, kıyamet kopsun’ demeye getirmişse ne olmuş yani.

Fakat para saçmazsa AK Parti’nin kaybedeceğini, muhalefetin kazanacağını telaffuz etmesi yok mu! Ağzından yel alsın, işte o felaket tellallığı kızdırır iktidarı.

Şevki Yılmazgiller iktidarsız yaşamasın diye millet domatessiz, parasız pulsuz yaşamaya mahkum edilmiş, geleceği çarçur edilmiş, ne önemi var!

Gerçi AK Parti’nin mücadele vaadiyle iktidara geldiği 3Y’den biri yolsuzluk, biri yoksulluk, biri de yasaklar idi. Milli irade ne derse o olurdu, kimin yöneteceğine halk karar verirdi, hak da söz de milletindi, sandığa saygısızlık affedilmezdi.

Velakin o kadarcık fedakarlığa da artık katlanacak aziz millet, şansa bırakılacak şey değil, açlıkla sınanmadan da olmaz, iktidarın kurtuluş ve beka savaşı veriliyor, kolay mı?

Bu propagandayla temsil edilmekten rahatsız olsa Şevki Hoca takımını uyarır, kendi adına konuşmamalarını, az ötede oynamalarını söylerdi iktidar.

‘Nasıl laflar onlar, konuşulur mu öyle’ denmediğine, reddedilmediğine göre...Yeter ki şom ağızlarını açıp kaybetmekten bahsetmesinler, gerisi maşallah dokunmuyor demek.