• 29.10.2011 00:00

 Ayrılıkçı Bask terör örgütü ETA “silahlı faaliyetine son verme kararını”, İspanya’nın seçime gittiği bir dönemde açıkladı. Oysa istihbarat birimlerinin elinde bu tarihî kararın yazın alındığına ilişkin bilgiler vardı ve örgütün kararı duyurması bekleniyordu. ETA bildirisinin son kamuoyu yoklamalarında ana muhalefetteki Halkçı Parti’nin (PP/ Partido Popular) 15 puan gerisinde kalan Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) için can simidi olabileceği konuşuluyordu. Hatta lafını esirgemeyen eski Başbakan José Maria Aznar, San Sebastian Konferansı’nın ardından, PSOE’nin silahı bıraksın diye “ETA’dan jest dilendiğini” söylemişti. Kuşku yok ki terör örgütüne silah bıraktırmak, kâğıt üzerinde hükümet partisi ve Başbakan adayı İçişleri eski Bakanı Alfred Pérez Rubalcaba için değerli bir artı puandı ama bu konuda Metroscopia tarafından yapılan ilk kamuoyu yoklaması, ETA bildirisinin iki büyük parti arasındaki farkı pek etkilemediğini gösteriyor.

Bu değerlendirmelere karşın, sosyalistlerin ETA bildirisinin üzerine atlamadığı ve örgütü sonlandırma sürecinde “timeout” talep ettiği gözlemleniyor. Bu tutumun ardında, partinin 20 Kasım seçimlerinde, 2004’teki gibi bir mucize gerçekleşmediği takdirde, ana muhalefete düşecek olmasının rolü olabilir. Ancak PSOE, 20 kasıma kadar örgütle, cezaevlerindeki mahkûmlarının durumu dâhil hiçbir konuda temasta bulunulmaması ve “yol haritasının” belirlenmesinin seçimlerden çıkacak Meclis’e ve yeni hükümete bırakılması temeline dayalı tutumuna gerekçe olarak “demokratik güçlerin birliğini” gösteriyor. ETA ile mücadeleyi farklı siyasi görüşlere sahip demokratik güçlerin silaha karşı biraraya gelerek kazandığı dikkate alınacak olursa, seçimlere giderken kendi “yol haritasını” dayatmak ve ETA karşıtı cephede çatlaklara yol açmak istemiyor.

Buna karşılık, Bask milliyetçileri son iktidar günlerinde PSOE üzerinde baskılarını arttırmış durumda. Bask milliyetçiliğinin kurucusu ve önder partisi PNV’nin (Partido Nacionalista Vasco) Genel Başkanı Iñigo Urkullu önceki gün Başbakan Zapatero ile baş başa görüşerek 20 kasımdan önce ETA mahkûmları için jest ( Bask Ülkesi’ne yakın cezaevlerine nakli, hasta mahkûmların koşullarının iyileştirilmesi, Parot doktrininin(*) kaldırılması) yapılmasını istedi. Moncloa Sarayı’nda artık valizini toplayan Başbakan Zapatero bu konuda ön almazken, sosyalist aday Alfred Perez Rubalcaba, ETA mahkûmlarına 20 kasımdan önce yapılacak jest olmadığını açıkladı.

PP cephesine gelince Başbakan adayı Mariano Rajoy, ETA’nın geleceğine ilişkin bir yol haritaları olmadığını ve konuyu şimdiki hükümetle de müzakere etmediğini söyledi. Rajoy ayrıca örgütle müzakere edilecek hiçbir şey olmadığını, demokratik hukuk devletinin gereklerinin yerine getirileceğini belirtti. PP adayı ayrıca, ortada bir yol haritası varsa, bunun ETA’nın haritası olacağını, herkesin demokratik hukuk devletinin üstünlüğü ilkesi etrafında birleşmesi gerektiğini vurguladı. Görünen o ki seçime giderken PP de bu konuda polemik yaratmak istemiyor.

ETA’nın kararıyla hareketlenen tek kesim, bağımsızlık hedefini de paylaşan, gelenekçileri ve abertzale (yurtsever) soluyla Bask milliyetçileri oldu. PNV, Bask mahkûmları için jest önerisine ek olarak özerk parlamento seçimlerinin yenilenmesini talep etti. Bu talebe 22 Mayıs yerel seçimlerinde aldığı oyla (yüzde 25) rekor kıran Bildu da katıldı. PNV’den kopan Eusko Alkartasuna (EA), Alternatiba ve abertzale solun oluşturduğu Bildu, genel seçimlere şiddet karşıtı Aralar’ı da aralarına alarak yeni bir isimle (Amaiur) giriyor. Abertzale solun ilk tercihi, seçimlere dosyası halen Anayasa Mahkemesi’nin önünde duran kendi partisi Sortu ile girmekti ama seçimlerin öne alınması bu planı bozmuş bulunuyor.

ETA’nın silahlı faaliyetine son vermiş olması, sonuç itibariyle Yüksek Mahkeme’nin yerel seçimlere girmesini yasakladığı Sortu’nun yasallaşmasının ve bir sonraki özerk parlamento seçimlerine (Mart 2013) katılmasının önünü açıyor. PNV, erken seçim talebiyle, Sortu’nun bulunmadığı özerk parlamentoda yerini almasını ve böylece bağımsızlıkçı çoğunluğa biran önce ulaşılmasını amaçlıyor. Bu çoğunluğun gündeminde Gernika Özerklik Statüsü’nün gözden geçirilmesi, hedefinde ise kendi kaderini belirleme hakkının statüye bir şekilde yazılması olacak.

Aslında 2005’de bu konuda özerk parlamentodan tüm milliyetçilerin desteğiyle bir karar çıkmıştı. Ancak bu karar Anayasa uyarınca tasarı olarak geldiği Temsilciler Meclisi’nde 29’a karşı 321 oyla reddolunmuştu. Bask milliyetçileri terörden arındırılmış ortamda her şeyi bir daha denemek isteyeceklerdir kuşkusuz ama seçimlere kadar “timeout”.

***

(*)Ceza Kanunu’na göre, kaç yıl cezaya mahkûm olursa olsun bir kişinin hapis cezası çekeceği azami süre 30 yıl. İyi haller hesaplandığında bu ceza fiilen 16 yıla iniyor. Yüksek Mahkeme bu uygulamayı, 2006’da 82 cinayet sorumlusu Fransız vatandaşı Henri Parot hakkındaki kararında ikinci bir suçtan mahkûm olanlar için iyi halden indirim olmayacağı şeklinde yorumladı. İşte Parot doktrini denen bu içtihat, birçok ETA mahkûmu 16 yıllarını doldurduğu halde tahliye edilmesini engelliyor.


[email protected]