Akın ÖZÇER
Akın ÖZÇER

Gazete: Serbestiyet.com

Yeni anayasanın seyir defteri

  • 26.11.2011 00:00

 

17 Mayıs 2011 Salı. Başbakan Erdoğan seçim kampanyasında Çorum’da halka sesleniyor. Diyor ki “En büyük projemiz, ülkemizi yeni bir anayasaya kavuşturmak”. Başbakan mevcut anayasanın ne kadar tadil edilirse edilsin Türkiye’ye dar geldiğinin altını çizerek, hedeflerinin “kapsayıcı, kucaklayıcı, bütünleştirici, özgürleştirici, çeşitliliğe imkân veren” yeni bir anayasa yapmak olduğunu söylüyor. Bu, toplumun önemli bir kesiminin talebinin karşılık bulduğunu gösteriyor. Diğer büyük partilerin yeni anayasa konusundaki görüş ve yaklaşımlarını sığ bulan bu kesim seçimlerde çoğunlukla AK Parti’yi destekliyor. Bunda, yeni anayasaya muhalif kesimin hem ilk üç maddeyle ilgili katı tutumunun, hem de “AKP iktidar olursa Türklüğü Anayasa’dan silecek” yalanıyla yürüttüğü propagandanın etkisi oluyor.

8 temmuz cuma. Başbakan Erdoğan hükümet programını okurken, yeni anayasanın özelliklerinin de altını çiziyor: “Yeni anayasanın bireyi ve onun haklarını esas alan, toplumsal çeşitliliği bir zenginlik olarak kabul eden, tek sesliliği değil çoğulculuğu öne çıkaran ve demokratik hukuk devletinin tüm unsurlarını içeren bir metin olmasını savunuyoruz.” Başbakan bu metnin nasıl olacağını biraz daha açıyor konuşmasında: “Demokratik ülkelerin kabul ettiği temel siyasi değer ve ilkeleri benimseyen ve BM İnsan Hakları Bildirgesi’ni ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) esas alan bir anayasa.” Açıklama, yeni anayasa isteyen herkesi umutlandırıyor doğal olarak.

14 temmuz perşembe. PKK Silvan saldırısıyla bu umutları törpülüyor. Tırmanan şiddetle güvenlik önlemleri gündeme gelirken siyasi üslup giderek sertleşiyor. KCK operasyonları gündemi demokratikleşmeden belirsiz bir karanlığa doğru kaydırmaya başlıyor. Örgüt elinde silah tuttuğu sürece bu operasyonlara teorik olarak karşı çıkmak mümkün değil ancak yasalarda şiddetle ifade özgürlüğü arasındaki farkı vurgulayan değişikliklere gidilmeden salt güvenlik önlemleriyle yetinilmesi bir kere terörle mücadeleyi topal kılıyor. İfade özgürlüğü alanındaki kısıtlamalar ayrıca yeni anayasa sürecinde olması gereken özgür tartışma ortamını da baltalıyor.

7 ekim cuma. Gazeteler, Başbakan Erdoğan’ın Güney Afrika ziyareti sırasında sarf ettiği “Bir yılda bir değil birkaç anayasa çıkarılır, iki-üç ayda anayasasını hazırlayanlar var” sözlerini aktarıyor. Başbakan, yeni anayasa derken üzerinde ittifak edilen maddelerin bir tarafa konulacağını, tartışmaların ihtilaflı maddeler üzerinde olacağını vurguluyor. Ama o ihtilaflı maddeler zaten yeni anayasanın olmazsa olmazlarını oluşturuyor.

14 ekim cuma. CHP Genel Başkanı diyor ki “Anayasa’nın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek ilk üç maddesi, bizim kırmızıçizgilerimiz”. Kılıçdaroğlu, buna gerekçe olarak ilk üç maddenin “kurucu iradenin iradesi” olduğunu söylüyor. Peki, ama bu sözler, 1982 Anayasası’nı ve 12 Eylül darbesini yapan komutanların iradesini yeni anayasaya taşımak anlamına gelmiyor mu?

16 ekim pazar. Gazeteler MHP’nin yeni anayasaya destek için belirlediği şartlardan söz ediyor. Partinin CHP gibi değiştirilemez ilk üç maddeye dokunulmaması dâhil tam dokuz kırmızıçizgisi olduğu dile getiriliyor. Bunlar arasında anadilde eğitim gibi bireysel bir temel hak da yer alıyor. Peki, bireysel temel hak ve özgürlüklerin bir bölümüne karşı çıkarak demokratik bir anayasa yapmak mümkün mü?

22 kasım salı. Bu soru AK Parti için de geçerli hale geliyor. Başbakan bedelli askerlikle ilgili düzenleme hakkında bilgi verirken, AİHS’in din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin 9. maddesine dayanan “vicdani ret” konusunda pot kırıyor çünkü. Övünülecek bir şeymiş gibi, “Vicdani ret olarak adlandırılan bir düzenleme hükümetimizin gündeminde asla olmamıştır” diyor. Vicdani ret gibi temel bir özgürlük, hatta profesyonel ordu gündeme gelmeden “demokratik ülkelerin kabul ettiği temel siyasi değer ve ilkeleri benimseyen ve BM İnsan Hakları Bildirgesi’ni ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) esas alan” yeni bir anayasanın nasıl yapılacağı aklına bile gelmiyor belli ki.

23 kasım çarşamba. Bu kez AK Parti Kırıkkale Milletvekili Erkan Tan’ın programında Anayasa’nın ilk üç maddesinin değişmeyeceğini söylüyor. Hem de “AK Parti Türkiye’nin geleceğinin teminatıdır. Kimse endişe etmesin o maddeler değişmez” diyebiliyor. Bu sözler yeni anayasa isteyen herkesi kaygılandırıyor doğal olarak.

Başbakan Erdoğan, Kızılcahamam’daki AK Parti istişare toplantısında demişti ki “Yeni anayasa bürokratik ideolojilerin değil, milletin eseri olacak”. Bunun gerçekleşmesi için siyasetçilerin bürokratlardan akıl almak yerine, önlerine evrensel ilkeleri koyup gerekli çalışmayı yapmaları talimatını vermesi şart. Oysa Başbakan’ın son açıklamasındaki “Biz askerimize ‘Mehmetçik’ derken bunun bir anlamı var; ‘Küçük Muhammet’ anlamındadır. Biz askerliği ‘Peygamber Ocağı’ olarak görmüşüz” ile başlayıp devam eden cümlelerini bürokratik bir ideolojiden arındırmak ne kadar mümkün merak ediyor insan.

Asker, sivil bürokratlar siyasetçilere çoğu kez kendi istediklerini yaptırır. Türkiye’ye özgü bir durum değil bu. Ama Türkiye’ye özgü bir vesayet rejimi var değişmesi gereken ve demokratik ilkelerden ödün verildikçe yerini sağlamlaştıran. Yanıtlanamayan bunca soru ve bu kadar çok çelişki varken, yeni anayasa konusunda başlangıçtaki kadar iyimser olmak kolay değil kuşkusuz.


[email protected]

 

Diğer

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar