• 22.05.2012 00:00

 Geçen cuma günü Büyük Britanya Kraliçesi II. Elizabeth tahta çıkışının 60. yıldönümü (pırlanta) vesilesiyle Windsdor Sarayı’nda bir resepsiyon verdi. Ada basını bu davete icabet eden ve etmeyen bazı şahsiyetler hakkında eleştirilerini esirgemedi. Bahreyn Kralı Hamad Al Khalifa ve Swaziland diktatörü Msawati gibi insan hakları sicilleri iyi olmayan devlet başkanlarının resepsiyona davet edilmeleri eleştirilerin odağında yer alırken, İspanya Kraliçesi Sofia’nın da daveti son anda “geri çevirmek zorunda bırakılmasına” tepki gösterildi. Rajoy hükümeti Cebelitarık sorunu nedeniyle bir süredir gerginleşen ikili ilişkiler nedeniyle Kraliçe’nin bu dönemde Londra’yı ziyaretinin uygun olmayacağını düşünmüş ve ziyaretin iptalini telkin etmişti. İptal gerekçesi elbette Londra’ya bildirilmemişti ama Foreign Office hafta başı Dışişleri’ne çağrılan Büyükelçi Giles Paxman’dan Moncloa’nın tepkisinin nedenini öğrenmişti. İspanyol hükümeti Prens Edward’ın eşiyle birlikte önümüzdeki ay içinde Cebelitarık’a yapacağı açıklanan ziyaretten rahatsızdı.

Tesadüf şu ki İspanya Kral ve Kraliçesi bundan tam 31 yıl önce Prens Charles ile Lady Diana’nın düğünlerine de benzeri bir sorun nedeniyle katılmamışlardı. 1981’deki düğünlerinden bir süre önce bir Akdeniz turu yapan Charles ve Diana “Britannia” isimli yatlarıyla İngilizlerin Kaya (The Rock), İspanyolların “el Peñón” olarak adlandırdıkları Avrupa’nın en son sömürgesi Cebelitarık’a çıkmış ve dönemin İspanyol hükümetinin tepkisine neden olmuşlardı. Büyük Britanya Kraliyet ailesine mensup birçok şahsiyet izleyen yıllarda Kaya’yı ziyaret etmiş; her seferinde Madrid’in protestosuyla karşılaşmıştı. Peki, yıllardır süregelen bu sorun nereden kaynaklanıyor?

Büyük Britanya’nın halen denizaşırı topraklarından (British overseas territories) olan Cebelitarık, İspanya’nın içinde 4,8 kilometrekarelik bir yarımada (burun) ile onu karaya bağlayan 1 kilometrekarelik bir boğazdan oluşuyor. Cebelitarık Boğazı’nı kontrol eden stratejik konumundan ötürü İngilizcedeki “Kaya gibi sağlam” (As safe as the Rock) deyiminin The Rock’un bu ele geçirilmesi güç, sağlam konumundan geldiği söylenir. Büyük Britanya’nın 21. yüzyılda ve AB üyesi bir ülke topraklarında bir toprak parçasını hâlâ elinde tuttuğuna bakılırsa, buradan kaynaklanan sorunun en az kaya kadar sağlam olduğuna kuşku yok.

Cebelitarık aslında 1713 tarihli Utrecht Antlaşması ile İspanya tarafından, üzerinde hiçbir hukuki yetki ve kara sınırı tesis etmemesi kaydıyla sonsuza dek Büyük Britanya’nın kullanımına bırakılmış. Antlaşmanın 10. maddesiyle Britanya’nın Kaya’yı vermek veya satmak istemesi halinde önceliğin İspanya’ya ait olduğu kayıt altına alınmış. Ancak Büyük Britanya 1830 yılında Kaya’yı resmen sömürgesi ilân etmekle kalmamış, daha sonra Kaya’yı karaya bağlayan boğazın bir bölümünü önce geçici, sonra da kalıcı olarak ele geçirmiş. 1934 yılında İspanya’nın tüm itirazlarına karşın bölgede bir de hava alanı inşa etmeye, iki yıl sonra pistini genişletmeye başlamış. Sonuçta Büyük Britanya, Utrecht Antlaşması’yla kendisine bırakılan toprakları ötesine de taşırmak suretiyle tam bir sömürge haline getirmiş.

Cebelitarık sorununun 60’lı yıllarda BM içinde Büyük Britanya ile Arjantin arasındaki Malvina Adaları (Falklands) sorununa benzer şekilde geliştiğini söylemek mümkün. Nitekim İspanya’nın, 1963’te dekolonizasyon süreci gündeme geldiğinde Kaya’nın hukuken ülkesinin bir parçası olduğu tezini savunmaya başladığı görülüyor. Madrid bununla yetinmiyor, Kaya’yı ayrıca karadan abluka altına alıyor. Londra ise Malvina Adaları sorununda olduğu gibi halkın kendi kaderini belirleme hakkını savunuyor ve bu konuyu referanduma götürüyor. 1967 yılında yapılan referandumda halk ezici çoğunlukla Franco İspanyası’nın bir parçası olmak yerine Britanya kolonisi olarak devam etmeyi yeğliyor. Üç yıl sonra benimsediği anayasayla bu defa kendi geleceğini belirleme hakkını açıkça ilân ediyor.

İspanya’nın resmî tutumu aslında Utrecht Antlaşması’nın yukarıda aktardığımız 10. maddesine dayanıyor. Buna göre, bu antlaşmayla Büyük Britanya’nın kullanımına bırakılan bölgenin başka bir ülkeye devri gibi bağımsızlığı da İspanya’nın egemenlik haklarından öncelikli değil. Başka bir deyişle İspanya kabul etmedikçe Cebelitarık’ın bağımsızlığı sözkonusu edilemez. Kaldı ki Büyük Britanya’ya bırakılan topraklara daha sonra işgal yoluyla eklenmiş ve üzerine havaalanı inşa edilmiş alanlar da var ki İspanya bu alanlarla Kaya’nın karasuları üzerinde Britanya egemenliğini hukuken tanımış değil. Peki, BM bu soruna nasıl bakıyor?

BM Genel Kurulu 1960 tarih ve 1514 sayılı kararıyla Cebelitarık’ı İspanya’nın toprak bütünlüğünü zedeleyen bir sömürge olarak kabul ediyor. Kaya halkının aynı Malvina Adaları halkı gibi kendi kaderini belirleme hakkı bulunmadığının ve sorunun ikili müzakereler yoluyla çözümlenmesi gerektiğinin altı çiziliyor.

Ne var ki Büyük Britanya çıkarları sözkonusu olduğunda bu konulara aynı dalga boyutundan bakmıyor. Nitekim kendi kaderini belirleme hakkına bugün istisna oluşturan dünyanın iki ayrı bölgesindeki bu iki sorunda (Cebelitarık ve Las Malvinas) taraflardan biri Birleşik Krallık. Londra, BM kararlarına uymak ve sorunları kalıcı bir çözüme kavuşturmak değil de, zamana yayarak kendi çıkarları doğrultusunda dünyaya unutturmak istiyor izlenimi veriyor.


[email protected]