Akın ÖZÇER
Akın ÖZÇER

Gazete: Serbestiyet.com

Bask erken seçimleri

  • 28.08.2012 00:00

 Bask özerk hükümeti başkanı (lendakari) Patxi López geçen hafta erken seçim kararı aldı. 21 ekimde yapılacak seçimlerle Bask Ülkesi’nin milliyetçi olmayan ilk özerk hükümetinin de sonu görünmüş oldu. Bu hükümet 1 Mart 2009 seçimleri ertesinde Sosyalist İşçi Partisi Bask kolu (PSE-EE) tarafından, dönemin ana muhalefet partisi PP’nin (Partido Popular) dış desteğiyle azınlık hükümeti olarak kurulmuştu. ETA’nın toplumsal tabanının da içinde yer aldığı radikal milliyetçi yurtsever (abertzale) solun, seçim listeleri Yüksek Mahkeme’ce yasaklandığı için geçersiz oy kullandığı o seçimlerde merkez partileri 75 sandalyeli özerk parlamentoda ilk kez salt çoğunluğa (38) ulaşmış ve aralarında anlaşmışlardı. Böylece seçimlerden birinci parti çıkan Bask milliyetçiliğinin kurucusu PNV de ilk kez muhalefete düşmüştü.

Burada bir parantez açarak, 1895’te kurulan PNV’nin 2000 yılına kadar, arada sürgünde geçen dönemler dâhil, “önce özerklik sonra bağımsızlık” şeklinde özetlenebilecek ikili bir siyaset izlediğini vurgulamakta yarar var. Son dönemde doğrudan bağımsızlığı hedefleyen politikalara yönelen, eski Lendakari İbarretche ile 2005’te bu yönde anayasal çerçevede bir girişimde bulunmuş olan bu partinin “ayrılıkçı”, Türkiye’deki statükocu çevrelerin ifadesiyle “bölücü” olduğu tartışılmaz. Ama ETA’ya cephe almış ve terörü kınamış olan PNV hakkında “bölücü” olduğu için kapatma davası hiç açılmadı. Dava ne kelime, PNV altını çizdiğim gibi son dönem hariç Bask Ülkesi’nde sürekli iktidar oldu. Demokrasilerde ayrılıkçı yani “bölücü” olanların da ifade ve örgütlenme özgürlüğü, dolayısıyla Meclis’te ve seçilirlerse demokratik kurumlarda yerleri var elbette.

Buna karşılık terörle organik bağ, teröre destek ve övgüde bulunmak, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün kapsamına girmiyor. O bakımdan demokratik ülkelerin anayasaları Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu’nun bu ölçütünü temel alıyor. Batasuna ve kurdurduğu kukla partiler (ANV, EHAK vb.) İspanya’da bu gerekçeyle kapatıldı; yurtsever solun oluşturduğu D3M ve Askatasuna gibi seçim platformlarının aday listeleri yasaklandı. Batasuna’nın İspanya aleyhine ve ifade ve örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla AİHM’e yaptığı itiraz yine aynı gerekçeyle reddolundu.

Patxi López’in erken seçim kararına dönecek olursak, bunun hem PNV, hem yurtsever sol, hem de ortağı PP’nin beklediği bir karar olduğunu vurgulamakta yarar var. Son bir yıl içinde Bask Ülkesi’nde önemli siyasi gelişmeler oldu. Bir kere erken seçim için açıklanan tarihten bir gün önce ETA’nın silahlı faaliyetine son verdiğine ilişkin açıklamasının birinci yıldönümü doluyor. Terör örgütünün kesin silah bırakması, Venedik ölçütleriyle ifade ve örgütlenme özgürlüğüne getirilen kısıtlamayı “terör örgütüyle organik bağ” optiğinden bakıldığında ortadan kaldırıyor. Özerk parlamentodan dışlanan yurtsever sol ETA’nın silah bırakmasından beri erken seçim talep ediyor. Anayasa Mahkemesi’nin bu kesimin yeni partisi Sortu’yu aynı gerekçeyle yasallaştırma kararı bu talebin haklılığını kanıtlıyor. Benzeri bir talep de seçimlerden birinci çıktığı hâlde iktidar olamayan PNV’den geliyor.

Terörden arındırılmış bir ortamın, gelenekçi ve yurtsever sol olarak bölünmüş olan Bask milliyetçilerini biraraya getirdiğine kuşku yok. Buna karşılık iki merkez partisi 2009’da bir ilki denemekten kaynaklanan heyecanını yitirmiş bulunuyor. Geçen yıl iktidara gelen PP hükümetinin ekonomik krizin üstesinden gelebilmek için özerk yönetimleri de içine alan bir kemer sıkma politikasına yönelmesi ve Patxi López’in de bu politikaya açıkça cephe alması ortakların arasını iyice açıyor. Nihayet PP’nin yerel lideri Antonio Basagoiti geçen mayısta Rajoy hükümetinin reform politikasına karşı çıktığı gerekçesiyle López’e desteğini çektiğini açıklıyor.

Kamuoyu anketleri erken seçimleri PNV’nin kazanacağı ama yurtsever solun yokluğunda edindiği 30 sandalyeye ulaşamayacağı (23-24 sandalye) noktasında birleşiyor. Seçimlerden yurtsever solun partisi EHB’nin (Euskal Herria Bildu) de kazançlı çıkacağı ve 22 sandalye ile PNV’nin ardından kıl payıyla ikinci geleceği anlaşılıyor. Böylece terörden arındırılmış ortamın öncelikle Bask milliyetçilerine yaradığı bir kez daha kanıtlanmış oluyor.

Merkez partilerine gelince, PSE-EE’nin yurtsever solun girmediği geçen seçimlere oranla büyük kayıpları olması bekleniyor. 2009’da 25 sandalye kazanmış olan sosyalistler bu defa 17 parlamenterle yetinmek zorunda. 13 sandalyeli PP ise bu sandalyelerini az çok koruma (12-13) imkânına sahipmiş gibi görünüyor.

Patxi López’in azınlığa düşmüş olmakla birlikte gensoru tehdidi almadan erken seçime gitmesini, Rajoy’un tasarruf dayatmalarından ötürü bütçesini istediği gibi çıkaramayacak olmasına bağlayanlar çoğunlukta. Sosyalistler, kemer sıkan bir bütçeyle yıpranmak yerine, Rajoy politikalarına karşı refah devletini savunan bir kampanya yürüterek erken seçime hazırlanmanın partinin kaybını önleyeceğine inanıyor.

PP anketlerde oyları pek oynamayan bir parti ama bu dönem kendisine düşen aktif bir rol olmayacağa benziyor. Rajoy hükümeti için yurtsever sollu bir Bask özerk hükümeti “en kötü senaryo” hatta “siyasi istikrarsızlık nedeni” ilân edildi. PNV lideri Íñigo Urkullu ise radikallerle anlaşabileceğini söyleyerek bu olasılığa vücut verebilecek tek lider olduğunu ortaya koydu. Tuhaf belki ama Rajoy hükümetini korkutan “milliyetçi cephe” oluşumunu önleyebilecek tek aritmetik olasılık şimdilik PNV-PSE ortaklığıymış gibi görünüyor.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar