Akın ÖZÇER
Akın ÖZÇER

Gazete: Serbestiyet.com

Seçimlerin anası

  • 6.10.2012 00:00

 Latin Amerika’da birçok hükümete demokratikleşme, anayasal reformlar ve seçimler konusunda danışmanlık yapmış ünlü siyaset uzmanı Daniel ZovattoVenezuela’da yarın yapılacak başkanlık seçimlerini “seçimlerin anası” olarak niteliyor. Siyasi rakiplerine 1998’de 16, 2000’de 22, 2006’da 26 puan fark atan Başkan Hugo Chávez’in mimarı olduğu anayasada yaptığı değişiklik sayesinde dördüncü kez girdiği seçimleri bu kez gözardı edilmeyen bir olasılık olarak kaybetmesinin Latin Amerika’yı derinden etkileyeceğine kuşku yok. Zira Chávez’in 14 yıl önce yeni ideolojik ve sosyal projesiyle başkan seçilmesi nasıl “devrim”, hem de ülkenin kurtarıcısıBolivar’dan esinlenilerek “Revolución Bolivariana” olarak adlandırıldıysa, seçimi kaybetmesi de bu devrimin sonu sayılacak elbette.

Aslında Bolivar Devrimi’nin bilançosu hiç de parlak değil. 90’larda Venezuela’yı dev kamu idaresi ve petrol gelirine bağımlı ekonomisi nedeniyle “beyaz fil” simgelerdi. Dönemin basınının ülkenin sembolü olarak kullandığı o fil, Chávez’in iktidar döneminde daha da semirerek yaşamaya devam etti. Kamu idaresi şiştikçe şişti, petrol sektöründe çalışanların sayısı 32 binden 105 bine kadar ulaştı ama üretim 1998’deki 3,5 milyon varilin çok altında (2,4) kaldı. Petrol fiyatlarındaki sıçrama ile gelirlerde yedi kat artış oldu ama kamu sektörünün şişen harcamaları nedeniyle yoksul kesimlere gelir adaletsizliğini giderecek ölçüde kaynak aktarılamadı. Özel sektörün de beli büküldüğü için birçok sektörde üretim düşerken, ülke tükettiğinin üçte ikisini ithal eder, enflasyon kıta rekorunu (yüzde 27,9) kırar duruma geldi.

Chávez yolsuzlukları simgeleyen ve “Suudi Venezuela” olarak adlandırılan eski rejimi yıkmak için iktidar olmuştu. Yolsuzluklara bulaşmış o sınıf artık yok ama serbest piyasa koşullarının işlemediği ülkede iktidara yakınlığından ötürü ayrıcalıklara sahip oligarşik bir yapılanmadan (boliligarquía) söz etmeden geçmek de mümkün değil. Bu konuya parmak basan Luis Prado’nun Maye Primera ile birlikte kaleme aldığı El País’teki yazısının Chávez’in yeni Suudi Venezuela’sı” başlığını taşıması, Bolivar Devrimi’nin aslında başlangıçtaki hedefinden ne kadar uzak kaldığını ortaya koyuyor.

Devrimin hedefine ulaşmaması, Chávez’in yarınki seçimleri kaybetme olasılığının arkaplanını oluşturuyor ama bu tek başına sonuçları etkileyen bir faktör değil. Yazımın başlığını kendisinden ödünç aldığım Miguel Ángel Bastenier, konuyla ilgili yazısında (Madre de todas las elecciones), bu olasılığı güçlendiren faktörlerin başında Hugo Chávez’in hastalığını sayıyor. Kanser gibi yaşamsal önemde bir hastalığı yenmiş dahi olsa nekahet döneminde bir kez daha başkanlığa aday olması, Chávez için olumsuz bir puan. Ancak konuyla ilgili bir önceki yazımda altını çizmiş olduğum gibi, Büyük Vatansever Cephe’nin (GPP/Gran Polo Patriótico) Chávez’ten başka bir adayla Demokratik Birlik Divanı’nın (MUD/Mesa de la Unidad Democrática) 40 yaşındaki adayı Henrique Capriles Rodonski karşısında başarı şansı bulunmuyor.


Bastenier, 
Capriles’in gücünü eski rejimle hiçbir organik bağının bulunmamasına bağlıyor. Chávez siyasi rakiplerini bugüne kadar hep yolsuzluklarla özdeşleşmiş eski rejimle ilintileri ya da kendisine karşı darbe girişimine verdikleri destek nedeniyle suçluyordu. Miranda Eyaleti Valiliği’nden gelen Capriles’in Chávez’in kullanabileceği bir zafiyeti bulunmuyor. Capriles’i güçlendiren bir başka önemli husus da, muhalefetin ilk defa birlik içinde hareket ediyor ve Chávez karşıtı her oya sahip çıkıyor olması. Ancak muhalefetin birlikteliği ve seçimlerde şansını biraz olsun arttırması Chávez cephesinin komplo teorileri üretmesine de neden oluyor.

Savunma Bakanı Henry Rangel daha geçen gün bazı grupların seçimlerde şiddet kullanacağına dair ellerinde istihbarat bulunduğunu açıkladı. Rangel Devlet Televizyonu VTV’deki açıklamasında“şiddetin vatanı sevmeyenlerin ve özellikle Chávez’e ve halka nefret duyanların” işine yaradığını öne sürdü. Bu açıklamadan bir gün önce Venezuela’nın BM nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Jorge Valero da, Genel Kurul’a Capriles’i destekleyen bir grup radikalin “yabancı devletlerin güçlü çıkarlarıyla ittifak hâlinde” şiddet eylemleri düzenleyebileceğini açıklamıştı.

Chávez’in kendisine dördüncü seçim zaferini kazandıracak kozları var elbette. Bunların başında da ulusal görsel ve yazılı medyaya tümüyle hâkim olması geliyor. Televizyon kanalları Chávez halkıyla doğrudan konuşmak istediğinde ona bağlanmak zorunda. Chávez 2011 yılında toplam 75 saat 20 dakika canlı yayına çıkmış; seçim kampanyasının başladığı 1 temmuzdan bu yana da günde yarım saatten fazla ekranlarda boy gösteriyor. Televizyon onu çizdiği “tarih yazan atlı adam” imajıyla kırsal kesimdeki hayranlarıyla buluşturuyor. Chávez’in kozları medya ile sınırlı değil. O Venezuela gibi demokrasisi kusurlu bir ülkede devlet olmanın avantajlarına tümüyle sahip bir başkan adayı olarak seçimlere giriyor.

Seçim anketleri iki aday arasında bugüne kadar görülmedik bir teknik beraberlik öngörüyor. Ancak seçimlerin eşit adaylar arasında olmadığı ortada. Chávez’in biyografisini yazan Alberto Barrera’ya göre Capriles bir aday ya da başkanla değil doğrudan devletle mücadele edecek. Barrera, iktidarı vermeyi sembolik olarak halka ihanet sayan Chávez’in seçimleri kaybederse ne yapacağını tahmin edemiyor ama kazanırsa halkınla gurur duyacağından kuşkusu yok.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar