Akın ÖZÇER
Akın ÖZÇER

Gazete: Serbestiyet.com

Dünyada ölüm cezası

  • 17.11.2012 00:00

 Başbakan Erdoğan’ın başlattığı idam tartışması, ölüm cezasını öteden beri savunagelen MHP’nin “hodri meydan” demesiyle kızıştı. Sivil toplumun “daha çok demokrasi” talebiyle düzenlediği yeni anayasa toplantılarında “şaka gibi” idamın geri getirilmesini öneren BBP de idam cephesinde yerini aldı doğal olarak. Ama ölüm cezasının geri getirilmesi bir tarafa, bu konunun tartışmaya açılmasının bile Türkiye için ne kadar gerekli olduğu tam bir soru işareti oluşturuyor. Çünkü bu konuda aşağıda ana hatlarıyla özetleyeceğim bir küresel tablo var.

Ölüm cezası aslında insanlık tarihi kadar eski bir ceza; Babil’in “Hammurabi kanunları” olarak bilinen MÖ 1750-60 yıllarına ait ilk yazılı yargı kararlarında bile yer alıyor. O dönemden bu yana birçok ülkede bir şekilde uygulanmış; özellikle 18. yüzyıldan bu yana da sıkça tartışılmış. Ama ölüm cezası tarihte ilk kez 1786 yılında Toscana Gran Dükü I. Leopold tarafından kaldırılmış. Bugün varlığını sürdüren ülkelerden San Marino 1843, Venezuela 1863, Portekiz 1867 ve Tibet 1898 yılında bu cezayı yasalarından çıkarmış. Ama Dalai Lama Tenzin Gyatso, Tibet’te idamın daha önce, 7. yüzyıldan bu yana yasaklanmış olduğunu öne sürüyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ölüm cezasının yasaklanması yönünde dünyada bir eğilimin ortaya çıktığı görülüyor. Bu eğilim demokrasi ve temel insan haklarının gelişmesine koşut olarak giderek güçleniyor. Nitekim bu yönde ilk adım BM Genel Kurulu’nun kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile atılıyor. Bildirgenin 3. maddesi herkesin ölüm cezasıyla çelişen yaşam hakkının altını çiziyor. Genel Kurul bu maddeyi temel alarak ölüm cezası yasağını zaman içinde adım, adım geliştiriyor.

Ölüm cezasının BM çerçevesinde yasaklanması yönündeki ikinci adım, 1966 tarihli Medenî ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile atılıyor. Sözleşmenin 6. maddesinin birinci fıkrasında yaşam hakkının dokunulmazlığı vurgulanırken, 5. fıkrasıyla 18 yaşından küçükler için ölüm cezası yasağı getiriliyor. Buna ek olarak, hamile kadınların cezalarının infaz edilemeyeceğinin de altı çiziliyor. Ancak sözleşmeyle ölüm cezası tümüyle yasaklanamıyor.

Bunun için 23 yıl kadar beklemek gerekiyor ama sonunda o adım da atılıyor. 1989’da BM Genel Kurulu, Medenî ve Siyasi Haklar sözleşmesine ek ikinci ihtiyarî protokolü kabul ederek ölüm cezasını taraf ülkeler için ve en azından “savaş hâli” dışında yasaklıyor. Bu protokolle birlikte, dünyada idamın yasaklanması yönündeki eğilim daha da güçlenmiş oluyor.

BM Genel Kurulu o tarihten bu yana da ölüm cezasının dünyada yasaklanması ve yasalarında bu cezaya yer vermiş olan ülkelerin en azından moratoryum ilan etmesi yönünde çaba harcıyor. Mesela 20 Aralık 2007’de 54’e karşı 104 oyla benimsediği ölüm cezalarının infazını evrensel düzeyde yasaklayan tarihî kararı bu çabaları gösteren örneklerin başında geliyor. 2011 sonu itibariyle dünyada 101 ülkenin idam cezasını her koşulda yasakladığı, sekiz ülkenin sadece askerî suçlar için muhafaza ettği ve 29 ülkenin de hiç uygulamadığı dikkate alınırsa, Genel Kurul’un bu çabalarında başarılı olduğunu söylenebilir.

Birçok ülkede ölüm cezasının kaldırılmasında rol oynayan uluslararası örgütlerin başında Avrupa Konseyi (AK) geliyor. Ölüm cezasını her koşulda yasaklayan sözkonusu 101 ülkeden 46’sının AK üyesi olduğunun altını çizmekte yarar var. AK üyesi olup bugün ölüm cezasını kaldırmamış tek ülke Başbakan Erdoğan’ın “idam var” diye adını zikrettiği Rusya. AK moratoryum uygulamakla yetinen Rusya’ya bu konuda baskı yapıyor.

Bir önceki yazımda altını çizdiğim gibi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) ek 6 sayılı protokol ölüm cezasını savaş hâli dışında, 13 sayılı protokol ise her durumda yasaklıyor. Bu protokoller AK çerçevesinde yapılmış ve imzaya açılmış olduğundan örgüt bu konuda oldukça hassas. Kurucu üyesi olduğumuz AK’ye üyelik koşulları arasında artık ölüm cezası yasağı da var; başka bir deyişle bu yasak Strasbourg ölçütlerinden birini oluşturuyor.

Sonuç itibariyle ölüm cezası yasağı bugün artık dünyada demokrasi ölçütlerinden biri olarak kabul ediliyor. Demokratik bir ülke sayıldığı hâlde ölüm cezasını uygulayan tek ülkenin ABD olduğu görülüyor. Bugün itibariyle hem bazı suçlar için federal düzeyde, hem de 50 eyaletten 33’ünde ölüm cezası var. Giderek idamı kaldıran eyaletler artıyor (Illinois 2011, Connecticut 2012) infazlar azalıyor olsa da ABD, Başbakan Erdoğan’ın yine örnek olarak kamuoyuna takdim ettiği Çin ile İran’ın başını çektiği infaz edilen mahkûm sayısı kara tablosunda beşinci sırada yer alıyor.

Sonuç olarak, ölüm cezası konusunda dünyadaki genel eğilim böyle özetlenebilir. İdamı kaldıran ülkelerin sayısının giderek artacağı ve bir gün dünyada bu cezayı uygulayan ülke kalmayacağı öngörülebilir. Ama bu gidişat idam tartışmasını yukarıda sözü edilen tüm protokolleri imzalamış bulunan Türkiye’nin siyasi gündemine dâhil etmeyi hiç de mantıklı kılmıyor doğal olarak.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar