• 24.11.2012 00:00

 Dünyanın gözü Ortadoğu’da barış ve güvenliği tehlikeye düşüren son olaylara odaklanırken, yerkürenin başka bölgesinde on yıllardır barışı tehdit eden bir sorunun çözümü yolunda sessiz adımlar atılıyor. Kendisini “halkın ordusu” (EP/ ejército del pueblo) olarak adlandıran Kolombiya Silahlı Devrimci Güçleri (FARC-EP) ile hükümet temsilcileri arasında öngörülen müzakerelerin on günlük ilk turu pazartesi Havana’da başladı. FARC heyeti başkanı ve örgütün iki numarası Iván Márquezaynı gün görüşmelerin şiddetten arındırılmış bir ortamda yürümesini sağlamak için iki aylık tek yanlı ateşkes ilan etti.

1964’ten beri “halkın iktidarı” için yaptığını öne sürdüğü silahlı mücadeleye öncelik veren ve kendisini “marksist-leninist” olarak tanımlayan FARC, Kolombiya’nın tüm komşuları paylaşmasa da, şiddeti siyasette araç olarak kullandığından demokratik ülkelerce terör örgütü kabul ediliyor. BM ile Amnesty International ve Human Rights Watch gibi hükümet dışı kuruluşların Cenevre Konvansiyonları ve eki protokolleri çiğnemekle suçladığı örgütün ciddi insan hakları ihlallerinin altında imzası var. Sivilleri rehin alan, katleden, yargısız infaz, kötü muamele ve işkence yapan FARC ayrıca, üreticiden aldığı “gramaj vergisi” ile uyuşturucu kaçakçılığına da boğazına kadar batmış durumda.

Latin Amerika’nın en eski gerilla örgütü olan FARC’nin bugüne kadar geçirdiği aşamaları, yaşadığı bölünmeleri ve hükümetlerle üçü de başarısızlıkla sonuçlanmış önceki müzakere süreçlerini bir köşe yazısına sığdırmak zor. Ama en azından Havana sürecinin halkın yüzde 80 oranında desteğine sahip olduğunu, bununla birlikte sürecin başarılı olacağına inancının yüzde 37’de kaldığını vurgulamakta yarar var.

Bu güvensizlik, büyük ölçüde, örgütün geçmişte ateşkesle desteklenen müzakereleri yeniden yapılanmak ve askerî açıdan güçlenmek için kullanmış olmasından kaynaklanıyor. Mesela 1999 yılındaki son barış denemesinde ilan edilen çift taraflı ateşkes çerçevesinde 42 bin kilometrekarelik bir alan askerden arındırılmış ve FARC bundan yararlanmıştı. O bakımdan Başkan Juan Manuel Santos, kesin çözüm olana değin güvenlik operasyonlarının devam edeceğine ve askerden arındırılmış bölge olmayacağına vurgu yapıyor. Hükümetin bu kaygıları anlaşılabilir kuşkusuz ama M. A. Bastenier’in El Pais’teki son yazısında altını çizdiği gibi, FARC ateşkes kararıyla sürece 1-0 önde başlamış bulunuyor.

Taraflar kısa süre önce Oslo’da biraraya gelmiş ve beş noktadan oluşan bir yol haritası üzerinde uzlaşmışlardı. Bu noktalardan ilki “eşitlik içinde kırsal kalkınma” başlığı altında toprak reformu yapmak. İkincisi, şiddetten arındırılmış ortamda muhalefet politikaları yürütülmesini güvence altına almak. Üçüncüsü, FARC’nin silahlarını bırakmasını ve mensuplarının topluma yeniden kazandırılmasını sağlamak. Diğer noktalarıysa,uyuşturucu kaçakçılığına son verilmesi ile terör kurbanlarının yakınlarına tazminat ödenmesi ve örgütçe el konulan toprakların sahiplerine iadesi oluşturuyor.

Bu başlıklarda ilerleme kaydetmek kolay değil çünkü her iki tarafta müzakere sürecine karşı güçler var. Ama son aylarda sivil toplumda MP (Marcha Patriótica/ Yurtsever Yürüyüş) isimli bir hareketin giderek sesini duyurduğu ve çözüm için baskı yaptığı görülüyor. Hükümete göre, bu hareket FARC’nin desteğine sahip ve örgüt yasal siyasete girecekse siyasi kolunu oluşturabilir. O zaman barış sürecinde olumlu rol oynaması da mümkün olur elbette ama hükümet bunu görene kadar MP ile mücadeleyi yeğliyor.


[email protected]