Akın ÖZÇER
Akın ÖZÇER

Gazete: Serbestiyet.com

Arabayı atın önüne bağlamak

  • 4.12.2012 00:00

 Hükümetin izlediği terörle mücadele politikası, Batı dillerinde yaygın olarak kullanılan “arabayı atın (veya öküzün) önüne bağlamak” deyimini anımsatıyor bana. Bu deyim, “sonra yapılması gereken işi önce yapmak” ve “bir işe, ancak o işi bitirirken atılacak adımla başlamak”anlamına geliyor. Bu deyimle vurgulamak istediğim şu ki terörle mücadelede öncelikle atılması gereken demokratikleşme adımları vardı. Ama Türkiye’yi demokratik bir hukuk devletine dönüştürecek bu adımlar atılmadan, KCK operasyonları yapıldıdaha birçok önlem alındı. Ardından PKK’lılarla kucaklaşan bazı BDP milletvekillerinin terörle aralarına mesafe koymadığı gerekçesiyledokunulmazlıklarının kaldırılması gündeme geldi ve tartışılmaya başlandı. Demokrasilerde terörle ilişki, partiler için kapatılma, siyasetçiler için de yargılanma nedeni değil midir?

Kuşkusuz öyledir. Demokratik hukuk devleti, güvence altına aldığı geniş ifade ve örgütlenme özgürlüğü alanında siyaset yapacağı yerde terör örgütüyle birliktelik mesajı veren siyasi partinin kapatılmasının, siyasetçinin de yargılanmasının yolunu açar. Bunun örneklerine İspanya’da rastlıyoruz. Herri Batasuna’nın (HB) 1996 seçimleri TV propaganda kuşağında ETA’nın amblemini ve maskeli militanlarını gösteren bir videokaset yayınlaması, Başkanlık Divanı’nın tüm üyelerinin tutuklu yargılanması sonucunu doğurmuştu. Yüksek Mahkeme konuyla ilgili kararında, “anayasa ilkelerine aykırı da olsa, kendi kaderini belirleme hakkını talep etmenin ifade özgürlüğü çerçevesinde bir hak” olduğunu ama bu hakkın “terör örgütü aracılığıyla ve örgütün kamuoyunda meşruiyetini sağlayacak biçimde kullanılmasının” suç oluşturduğunu vurgulamıştı.

Daha sonra, 2002’de çıkarılan Siyasi Partiler Organik Yasası uyarınca HB’nin faaliyetleri askıya alınmış, 2003’te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne İspanya aleyhinde yaptığı ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin başvuru da reddolunmuştu. Ayrıca tarihî lideri Arnaldo Otegi“terörle organik bağ” ve “teröre övgü” suçlarından defalarca yargılanmış ve hüküm giymişti. ETA’nın silah bırakmasında aktif rol oynayan Otegi halen cezaevinde yatıyor.

Bütün bunları ve ünlü yargıç Baltasar Garzón’un ETA destekli STK’ları nasıl kapattığını kanıt gösterip terörle mücadele politikamızı İspanya örneği üzerinden tüm veçheleriyle savunanlar çıkabilir. Çünkü demokratik hukuk devletinin bu araçları kullanması meşru sayılıyor. Ama burada “demokratik hukuk devleti” kavramının altını kalın çizgilerle çizmek durumundayız. İspanyol örneği verilecek, HB’nin kapatılması, Otegi’nin yargılanması dile getirilecekse, İspanya’da demokratik bir anayasanın yürürlükte olduğunu ve siyasetin kısıtlama olmaksızın serbestçe yapılabildiğini de mutlaka vurgulamak gerekir.

Türkiye’nin sorunu demokratik hukuk devleti olmadığı hâlde yaptırımlarını kullanmasından kaynaklanıyor. Mevzuatımız ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan hükümler içeriyor; Kürt siyasetçi, şiddetle ilintili olmamak kaydıyla, dilediği politikaları geliştirme imkânına hâlâ sahip değil. Seçimlerden bu yana geçen 18 ayda anadilde savunma ve birkaç yargı paketi dışında demokratikleşme yolunda atılan ciddi bir adım da yok.

Dokunulmazlıkların kaldırılması böyle bir siyasi ortamda gündeme geliyor. Gerekçesi kuramsal olarak yanlış değil ama siyasetin yolu tıkalıyken soruna nasıl çözüm bulunacak? Unutmayalım ki silah bıraktırmanın yolu, İngiltere ve İspanya’da olduğu gibi, siyasetin önünü açmaktan geçiyor. Yoksa bu arabayı yerinden kaldırmak mümkün olmayacak.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar