• 30.12.2012 00:00

 Dünkü yazımda Katalan sorununun İspanya’nın birlik ve bütünlüğü için oluşturduğu ciddi tehdidi ele almıştım. Özerk parlamentosunda Katalunya gibi bağımsızlıktan yana bir çoğunluk bulunan Euskadi’de ise egemen parti PNV ile EH Bildu arasında korkulan işbirliği gerçekleşmedi. Oysa geleneksel ve yurtsever (abertzale) milliyetçiler bağımsızlık hedefine öncelik veren ortak bir hükümetle İspanya’nın başını ağrıtabilirdi. Ama PNV’nin 2008 referandumu fiyaskosuyla itibar yitiren eski lideri İbarretcheyerine seçilen yeni Başkanı Iñigo Urkullu, seçim kampanyasında olduğu gibi ertesinde de “alçak profil” izlemeye özen gösteriyor. Bu tutumunun ardında Gernika Statüsü’nü tüm siyasi partilerle diyalog içinde yenileme arzusu yatıyor.

Urkullu’nun azınlık hükümeti olarak kurduğu Euskadi’nin en az bakanlı (sekiz) özerk hükümetinin önceliklerinin başında krize çözüm bulmak ve ETA’nın kendini fesih sürecini noktalayıp kalıcı barış ortamını yaratmak geliyor. Urkullu’nun ocak ayının başlarında bir nezaket ziyaretinde bulunacağı Başbakan Rajoy’la görüşmesinde bu iki konuyu ağırlıklı olarak ele alacağı söyleniyor. Katalunya’daArtur Mas’ın bağımsızlık hedefine yönelmesinin ardında “mali pakt” önerisinin Rajoy tarafından reddolunmasının yattığı gözönüne alınacak olursa, Urkullu’nun ekonomik krize alınacak önlemlerle ilgili olarak diyaloga girmesi kuşkusuz hükümetin elini rahatlatıyor.


ETA
’nın kendini fesih sürecine gelince, Rajoy hükümetinin bu konuda ödün vermeyen tutumu henüz bir sonuca ulaşmış değil. Bu tutum, somut olarak, örgüt militan ve mahkûmlarının topluma kazandırılmasına (reinserción) yönelik yakın cezaevlerine nakil, hasta mahkûmlar için af ve Parot doktrininden vazgeçilmesi gibi toplu taleplerin reddi anlamına geliyor. İçişleri Bakanı JorgeFernández, zamanın ETA aleyhine işlediği düşüncesiyle, kendini feshetmediği sürece örgütle görüşme olmayacağını yineleyip duruyor. Ancak Rajoy hükümetinin bu tutumu ETA’nın kendini fesih kararını sadece geciktiriyor.

Bu konuya odaklanan EH Bildu ve yurtsever sol eğilimli birçok sivil toplum kuruluşu önümüzdeki 12 ocak günü büyük bir gösteriye hazırlanıyor. Bu gösteride, ETA silah bırakalı bir yılı aşkın bir süre geçtiği hâlde halen beş yüzü İspanya’da olmak üzere 650 mahkûmunun İspanyol ve Fransız cezaevlerinde “reinserción” olanağından yoksun durumda ve evlerinden uzakta tutulduğu vurgulanacak. Bu da, ekonomik krizin yanı sıra Katalan sorunuyla baş etmek durumunda olan Rajoy hükümeti için yeni bir cephe açılması anlamına gelecek.

İspanya’yı ayrıca AİHM Büyük Dairesi’nin Parot doktriniyle ilgili davası bekliyor. Parot doktrini, İspanya’da azami 30 yıl olan mahkûmiyet süresine terör mahkûmları için ceza indirimi uygulanmamasını öngörüyor. Örneğin İnés del Rio isimli ETA militanının 30 yıllık mahkûmiyet süresinin 20 yılını tamamladıktan sonra ceza indirimiyle 2008’de gerçekleşmesi gereken tahliyesi, bu doktrini uygulayan mahkemece 2017 yılına ertelenmişti. İç hukuk yollarını tüketen İnés del Rio AİHM’e başvurmuş, AİHM de İspanya’yı mahkûmu derhal tahliyeye, ayrıca 30 bin avro tazminat ödemeye mahkûm etmişti. İspanya’nın itirazı üzerine Büyük Daire 20 martta bu davaya üst mahkeme olarak bakacak. Büyük Daire’nin AİHM kararını onaması halinde Rajoy hükümeti daha da zor duruma düşecek.

ETA’nın sonlandırılması sürecine liderlik etmek isteyen Urkullu’nun bu konuda Rajoy’a koşul öne sürmeden tavsiyelerde bulunacağı söyleniyor. Tavsiyeler ne olursa olsun, Urkullu’nun izlediği bu alçak profil, İspanya ve Başbakan Rajoy için başlı başına büyük bir şans oluşturuyor.


[email protected]