Akın ÖZÇER
Akın ÖZÇER

Gazete: Serbestiyet.com

Başkanı ile birlikte yaşam savaşı veren ülke

  • 8.01.2013 00:00

 2009’da yaptığı demokratik ölçütlere uymayan bir anayasa değişikliğiyle dördüncü kez Başkan adayı olan ve seçilen Hugo Chávez bir aya yakın süredir tedavi gördüğü Havana’da yaşam savaşı veriyor. Oysa 7 Ekim seçimlerinin üzerinden sadece üç ay geçmiş bulunuyor. Belli ki Büyük Vatansever Cephe (GPP/Gran Polo Patriótico) kazansın diye Chávez, sağlık durumu halktan gizlenerek aday yapılmış. Zira GPP’nin ondan başka bir adayla Demokratik Birlik Divanı’nın (MUD/Mesa de la Unidad Democrática) dinamik adayı Henrique Capriles Rodonski karşısında hiç şansı bulunmuyordu.

Latin Amerika’nın “emperyalist” ABD’ye ve “eski sömürgeci” İspanya’ya kafa tutan bu karizmatik liderinin 1999’da iktidara gelmesi başlı başına bir devrim olmuştu. O, ülkenin kurtarıcısı Simon Bolivar’ın izinden yürümüş, adeta onun devrimini (revolución bolivariana) gerçekleştirmişti. Dünya solu da, ülkesinde yolsuzluklara karşı bayrak açtığı için, O’nu darbeci asker geçmişine (92 darbe girişiminde rol almıştı) karşın bağrına basmıştı. Ama Chávez devrimi çok da başarılı olamadı.


Venezuela
 bugün, başta ekonomik alanda olmak üzere, tıpkı Havana’dan bir türlü geri dönemeyen Başkanı gibi ölüm kalım savaşı veriyor. Bir kere, petrol üreticisi bir ülke olarak inanılması güç bir şekilde döviz kıtlığı çekiyor. Caracas Maiquetía Hava Limanı’na ayak basan yabancının etrafını hemen resmî kurun üç dört katına döviz almak isteyenler sarıyor. Ülke dışına çıkanlara yılda azami nakit 400, kredi kartından da 2500 dolar harcama sınırı getirilirse olacağı bu elbette.

İşadamları Federasyonu Başkanı Jorge Botti, geçen hafta bu soruna parmak basarak, döviz kısıtlamasının ülkede ithalata dayalı olan temel ihtiyaç maddeleri kıtlığı yaratacağına dikkat çekmiş ve döviz musluğunun açılmasını talep etmişti. Başkan Yardımcısı Nicolás Maduro’nun bu talebe yanıtıysa “biz size daha çok dolar değil baş ağrısı vereceğiz” olmuştu. İşadamlarına baş ağrısı vermek alkışlanacak bir sol söylem sayılır mı bilemem, ama temel ihtiyaç maddeleri kıtlığı yoksul kitleleri eskiden bizde de görüldüğü gibi uzun kuyruklara sokmak anlamına geliyor.


Moisés Naím
El País’te çıkan “Venezuela’da ne olacak?” başlıklı yazısında, döviz kıtlığını, benzinin ülke içi fiyatının düşük, (45 kuruş/litre) tüketimininse aşırı olması, dost ülkelere ucuz petrol verilmesi, Çin’e satılan petrolün peşin parasının çarçur edilmesi ve ağustosta Amuay rafinerisinde meydana gelen patlama sonucu üretimin düşmesi gibi birçok faktöre bağlıyor. Kamu açığının GSMH’nın yüzde 20’sini aştığı, dövizin karaborsada üç dört kat daha değerli hâle geldiği ülkede ciddi birdevalüasyon baskısı olduğuna dikkat çeken Naím, kur ayarlamasının ise yüzde 30’a dayananenflasyonu daha da arttıracağının altını çiziyor.

Kısacası, Venezuela yoksul kesimin faturasını önümüzdeki dönemde çok daha ağır ödeyeceğiekonomik bir krizin içinde bulunuyor. Bu krizin devrimin amaçlarıyla örtüştüğünü söylemek mümkün değil herhalde. Hele iktidara yakın durmaktan ötürü ayrıcalıklar edinmiş yeni bir oligarşinin (boliligarquía) egemenliğini giderek hissettirdiği bir toplumda.

Bugün Venezuela’da yerleşik düzeni Chávez’den çok onun yerleşik düzeni olan Chavizm’in temsil ettiğini söylemek daha doğru olur. İktidarını sürdürmek için, yaşam savaşı veren Chávez’i apar topar seçime sokan Chavizm’in içinde de iktidar kavgası var aslında. Bir yanda, Chávez’in bir ay önce halefi ilan ettiği Yardımcısı Nicolás Maduro, diğer yanda da Meclis Başkanı eski darbeci askerlerdenDiosdado Cabello. İki isim arasında şimdilik sürtüşme yok belki ama bu kavganın Chávez’in olası vefatı ardından su yüzüne çıkacağına güçlü bir olasılık olarak bakılıyor.


[email protected]

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar