Akın ÖZÇER
Akın ÖZÇER

Gazete: Serbestiyet.com

No pasaran por encima de…

  • 14.06.2013 00:00

 Son günlerde Gezi Parkı’ndaki olaylarla ilgili köşe yazılarında İspanyolca başlıklar gördüm.  Başlıklardan biri “No pasaran” (geçmeyecekler), ötekiyse “Nunca mas” (bir daha asla) idi.  İspanyolca ikinci yabancı dilim olduğundan ben de Cervantes’in dilinde başlık taşıyan bir yazı kaleme almak istedim doğrusu.

İç savaş İspanyası’nı anımsatan “No pasaran” başlıklı yazı öylesine etkileyici ki kullandığım başlık için de esin kaynağı oldu. Ama ilk defa Verdun muharebesinde General Robert Nivelle tarafından kullanılan, özgün Fransızca versiyonuyla “ils ne passeront pas” sloganını Gezi Parkı direnişçilerine uyarlanmasını onayladığım için değil. Bu benzetmeyi “abartı” olarak nitelemek bile mümkün değil. Çünkü Gezi direnişçilerinin karşısında “kızıl” ve “kırık” İspanya’ya savaş açmak üzere yönetime el koymuş askeri bir cunta yok. Mücadele ettikleri hükümetin bir zamanlar darbe girişimlerine hedef olduğu anımsanacak olursa, insanın aklını karıştırıyor sadece.

Demokrasiyi etrafından dolanmak  

Her dil gibi İspanyolcanın da incelikleri var kuşkusuz. Yazıma ben de “no pasaran” sözcüğüyle başlıyorum ama ardına “por encima (üzerinden)  eklendiğinde “geçmeyecekler” değil “etrafından dolanmayacaklar” anlamına geliyor. Başlığımı İspanyolca “no pasaran por encima de la democracia” olarak tamamlıyorum; demokrasinin etrafından dolanamayacaklar.  

Kabul etmek gerekir ki Gezi direnişçilerinin demokratik talepleri parkın park kalmasıyla sınırlı. Böyle bir talepte bulunma hakları var; bu taleplerini ben de destekliyorum. Ancak bu taleplerini dile getirme dışında kendi çözümlerini dayatma ve direnişlerini sona erdirme karşılığında koşullar öne sürmek gibi bir hakka sahip değiller. Çünkü savundukları, benim de desteklediğim konuda karar alma süreçlerinin bir parçası olmadıkları gibi, tek başlarına halkı temsil yetkileri de, parkı günlerce işgal etme hakları da yok. Hangi demokratik ülkede bir parkı haftalarca işgal hakkı var acaba?

Polisin Gezi direnişçilerine orantısız güç kullanmalarını zamanında eleştirdik. Demokrasilerde ifade, toplantı ve gösteri özgürlüklerine kolluk kuvvetlerince saygı gösterilmesi gerekir elbette. Ama polis, büyük çoğunluk tarafından eleştirilen orantısız güç kullanımını çoktan bıraktı. Buna karşılık sadece Gezi Parkı değil, Taksim Meydanı haftalardır işgal altında. Marjinal partiler, örgütler ve militanları meydanı boşaltmaları istenildiğinde polisi Molotof kokteylleriyle saldırmak suretiyle kışkırtıyor. Bunu televizyon ekranlarından görüyoruz. Hükümetin ve Başbakan’ın istifasını istiyorlar. Bu taleplerini dile getirme hakları var tabii ama yerine getirilene kadar meydanları gösteri alanı olarak tutmak gibi bir hakkın demokrasilerde yeri var mı?

Değişime karşı direniş

1982 Anayasası’nın darbe anayasası olduğu, bu nedenle yüze yakın maddesinde yapılan değişikliklere karşın Türkiye’nin demokratik bir hukuk devletine dönüşmediği ortada. O bakımdan sivil toplum olarak yeni bir anayasa yapılmasına ön ayak olduğumuz halde, Meclis Uzlaşma Komisyonu bu konuda bir buçuk yıl gibi uzun bir süre içinde olması gereken ilerlemeyi kaydedebilmiş değil.   

Ne tesadüftür ki demokratik direnişleri övgülere mazhar olan ve köprü, hava limanı yapılmamasından AKM yıkılmasına kadar birçok koşullar öne süren Gezi direnişçilerinin aklına, yazılarımda altını çizdiğim gibi, bir türlü yeni anayasa talebi gelmiyor. Buna karşılık özel hayatına, içkisine, kaç çocuk yapacağına karışıyor diye Başbakan diktatör ilan ediliyor, Franco’ya benzetiliyor. Bu otoriterleşmeyi engellemek için çözüm demokratik bir yeni anayasa değil mi, neden bu talep gündemde hiç yer almıyor anlamıyorum.

Anlamadığım bir başka şey de herkesin ağzında “demokrasi” sözcüğünün olması. CHP sürekli demokrasiden söz ediyor, konu darbe anayasasının değişmez maddelerini yenisine nakletmeye gelince “hayırcı” kesiliyor. Ama bu partiye göre, direniş demokrasinin gereği,  meydanların işgali demokrasinin gereği, AKP’nin yıkılması demokrasinin gereği…

Kim ne derse desin,  çözüm süreci ve yeni anayasanın gündemde olmadığı bu gidişat bana maalesef demokrasiden giderek uzaklaştığımız izlenimi veriyor. Çünkü istedikleri kadar etrafından dolaşsınlar demokrasinin evrensel ilkelerini biliyor, bu ilkeleri savunmadıkları sürece gerçeği yüzlerine vurmaktan çekinmiyoruz.      

http://www.hispanatolia.com/bolum/25/id_cat,2/id,343/no-pasaran-por-encima-de-

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Rahmi Yılmaz
    Rahmi Yılmaz
    13.06.2013 17:05

    Teşekkürler Akın özçer mükemmel bir analiz.

Resmi İlanlar