Akın ÖZÇER
Akın ÖZÇER

Gazete: Serbestiyet.com

Anayasa değişmezse tüm kazanımlar yok olur

  • 9.12.2013 00:00

 u başlık, temel sorunu demokratik bir anayasa yapamamak olan Türkiye ile ilgili değil. Dün halkoyuyla kabulünün 35. yıldönümü (6 Aralık 1978) olan İspanyol anayasasının günümüzün koşullarına uygun biçimde değiştirilmesi gerektiğini dile getiren bir söz. Bu sözün sahibi eski başbakanlardan ve “demokrasiye geçiş” döneminin (transición democrática) mimarlarından Felipe González Márquez.

Bilindiği üzere Felipe González, Kral Juan Carlos’un orkestra şefliğini yürüttüğü bu mucizevî demokratikleşme sürecinin Başbakan Adolfo Suárez’ den sonraki üçüncü adamı. İspanya’yı bölünmenin eşiğine getirmiş katı merkezi Frankist devlet yapısını kendine özgü demokratik bir özerklikler devletine (estado autonómico) dönüştüren siyasi hareketin öncüsü Sosyalist İşçi Partisi’nin (PSOE), o dönemdeki Genel Sekreteri. Felipe González’in ana muhalefet lideri olarak 1978 Anayasası’na yaptığı katkı büyük kısacası. Bu vesileyle, ayrı bir tartışma konusu belki ama CHP’nin PSOE’den, Kılıçdaroğlu’nun da González’den almaları gereken dersler olduğunu belirtmekte yarar var.

Anayasalar değişmez metinler değil

Anayasalar geniş bir toplumsal mutabakatla benimsenen ve bu nedenle basit çoğunluklarla değiştirilememesi gereken metinler. Ancak toplumların zaman içinde geçirdiği değişime koşut olarak eskiyen anayasaların yeni toplumsal koşullara uygun olarak değiştirilebilir olması gerekir. Felipe González de öteden beri İspanya’nın değişen siyasi koşullarına uygun olarak anayasada değişikliklere gidilmesini savunan siyasetçilerden. 1978 anayasa referandumunun yıldönümü vesilesiyle Cuma günü El Paísgazetesine verdiği mülâkatta bu görüşünün altını kalın çizgilerle çiziyor. 1978 anayasasının geleceğinin ancak gerekli değişiklikleri yapacak siyasi iradeye bağlı olarak var olabileceğini söylüyor.

Federal sistemin bir adım gerisinde yer alan 1978 anayasası aslında ayrılıkçı olmayan çevresel milliyetçilerin, mesela bazı BDP’li siyasetçilerin altına imza atacak kadar benimsedikleri bir metin.  BDP’nin demokratik özerklik önerisinin 1978 anayasasından esinlendiği kimse için bir sır değil. 35 yıl öncesinin İspanya’sında MHP çizgisindeki Türk milliyetçileri gibi özerkliğin ülkeyi böleceği görüşünü savunan ve bu nedenle mevcut anayasaya karşı çıkan çoğu Franco rejimine yakın siyasetçiler vardı. González, onları işaret ederek “o zaman bu anayasayı istemeyen siyasi şahsiyetler şimdi aynı sertlikle anayasa reformuna karşı çıkıyor” diyor ve bunun mevcut paradoksu çok daha karmaşık hale getirdiğinin altını çiziyor.

İspanya’nın mevcut anayasası, İspanyol milliyetçilerin 70’li yıllarda savunduğunun aksine bağımsızlık talep eden ve özerk parlamentolarında salt çoğunluğa ulaşan Katalan ve Bask milliyetçilerin önünde aşılması imkânsız bir engel oluşturuyor. Hem de anayasanın elvermesi nedeniyle (madde 150) merkezden özerk yönetimlere sürekli yetki devri yapıldığı ve bu nedenle özerklik düzeyi 78’de öngörülmeyen ölçüde genişlemiş olduğu halde. Hatta Alman Federal Yasası’ndan esinlenen 78 Anayasası’nın İspanya’yı henüz adı konulmamış bir federal devlete dönüştürdüğü öne sürülmesine karşın. Yapımı sırasında “bu anayasa İspanya’yı böler” diyen İspanyol milliyetçiler şimdi González’in altını çizdiği gibi “anayasa değişmesin” çizgisinde duruyor (Türk milliyetçileri ile ulusalcılarının bu konulardaki tutumlarını okurun takdirine bırakıyorum).

Çevresel milliyetleri İspanya ile bütünleştirmek

Aslında Felipe González de İspanyol milliyetçileri gibi ülke bütünlüğünü savunuyor ama onlardan farklı olarak anayasada değişiklik ihtiyacını ortaya koyuyor. Katalan sorununu yakından izleyenlerin bildiği gibi, Katalan özerk parlamentosunda salt çoğunluğa dayanan Generalitat (özerk hükümet) Başkanı Artur Mas, gelecek yıl sadece Katalan özerk topluluğu sınırları içinde 1978 anayasasının tanımadığı kendi kaderini belirleme hakkına dayalı bir referandum düzenlemek istiyor. Referandum yetkisi merkezi hükümette olduğu gibi Anayasa Mahkemesi’nin içtihadı da siyasi konulardaki referandumlarının özerk topluluklar temelinde değil, İspanya genelinde düzenlenmesi gerektiği yönünde.

Felipe González, Artur Mas’a devlete meydan okuma niteliğindeki tutumundan ötürü açıkça cephe almıyor. Anayasa değişikliği önerisinin temelinde özerk topluluklarla derilmemesine bir diyalog başlatılması var. González, Katalanların yeni Özerklik Statüsü’nün (Estatut) özde kabul edilmekle birlikte bazı maddelerinin bugünkü iktidar partisi PP’nin (Partido Popular) başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi’nce kısmen iptaline (2010) tepki göstermesinin anlayışla karşılanması gerektiği görüşünde. Nihayetinde özerk parlamentoda kabul edilmiş, bazı değişikliklerle Temsilciler Meclisi’nden geçmiş bir metne mahkemece dokunulmuş olması milliyetçi Katalanlarca kabul edilemiyor.

1978 Anayasası’nın en tartışmalı maddesi olan 2. maddesiyle ilgili tartışmalar sırasında Bask ve Katalan milliyetçiler metnin bugünkü haliyle, yani “milliyet/bölge ayırımıyla kabulü halinde daha ileri düzeyde bir özerklik talep etmeyecekleri” sözü vermişlerdi. Ama 2008’de Basklar, şimdi de Katalanlar referandum talepleriyle bu sözlerini tutmamış durumdalar.  González, 35 yıl sonra böyle bir durumla karşılaşılacağını o zaman hiç aklına getirmediğini itiraf ediyor. Ama bunu bir zayıflık olarak nitelemiyor ve hiçbir anayasal kurumun “dayandığım çoğunluk böyle istiyor” diyerek anayasaya aykırı davranamayacağının altını çizerek Artur Mas’a aba altından sopa gösteriyor.

Aslında 1978 Anayasası’nın 155. maddesi,  anayasa ve yasaların gereğini yapmayan ya da İspanya’nın genel çıkarlarına ciddi biçimde aykırı davranan bir özerk topluluğa yaptırım öngörüyor. Generalitat’a karşı bu maddenin uygulanıp uygulanmayacağı sorusuna karşılık,  Felipe González, Artur Mas’ın anayasaya aykırı davranacağına inanmadığını söylüyor ve anayasa değişikliği öngörülürken dahi mevcut anayasaya uyulması gerektiğinin altını çiziyor.

Başından beri federal çözümden yana olan ancak anayasa görüşmelerinde uzlaşma sağlamak için mevcut sistemi savunan PSOE çevresel milliyetler sorununu aşmak için federal çözüm öneriyor. Aslında mevcut sistemin de federalizme doğru evrildiği dikkate alınacak olursa bunun kolay olacağını düşünüyor.  González mevcut anayasa yapılırken çok tepki çekeceği için o zaman federal sisteme geçilmesinde ısrarcı olmadıklarını hatırlatıyor.

Federal çözümün bağımsızlık talep eden Katalan ve Bask milliyetçileri tatmin etmesi kolay değil. Çünkü onların istedikleri kendi kaderini belirleme hakkını içeren konfederal sistem. González daha çok âdem-i merkeziyetçilik diyor ve bunun finansal özerklikle sağlanabileceği izlenimi veriyor. Rajoy’la bu konudaki anlaşmazlığın Artur Mas’ı bağımsızlığı savunmaya kadar götürdüğü hatırlanacak olursa, sosyalistlerin önerisinin en azından Katalan krizini bir süre erteleyeceği düşünülebilir.

Buna karşılık iktidar partisi aynı dalga boyutunda değil. İki partinin liderleri arasında bu konuda görüşmeler olduğu basına yansıdı. Ancak PP lideri Başbakan Rajoy anayasanın ancak 1978 yılındaki geniş konsensüse varılabilirse değiştirilebileceğini ama böyle bir çoğunluğun olmadığını açıkladı. Aşırı sağı da içinde barındıran PP için çevresel milliyetçilere verilen tüm haklar mevcut anayasada var zaten; daha fazlasına gerek bulunmuyor.

González ise, bugün anayasa değişikliği için 1978’deki kadar geniş konsensüs olamayacağını imkânsız buluyor. O zaman diktatörlük rejimine karşı olanlarla o rejimin içinden gelenler bir araya geldiğine göre, bugün siyasi görüşler arasında o dönemdeki kadar büyük bir fark olması mümkün değil. İspanya farklı kimlikleri bir araya getiren bir ülke. Bunun İspanya’nın gerçeği olduğunun altını çizen González, bugün her zamankinden çok bu gerçeğe dayalı bir anayasa değişikliği yapmak gerektiğini vurguluyor.

http://serbestiyet.com/anayasa-degismezse-tum-kazanimlar-yok-olur/

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar