Akın ÖZÇER
Akın ÖZÇER

Gazete: Serbestiyet.com

Hrant’ın yedi yıl sonra aklıma getirdikleri…

  • 21.01.2014 00:00

 Ölüm yıldönümleri hüzünlüdür, anımsamak istemez insan. Ama aramızdan ayrılanlar kin ve nefretle işlenmiş cinayetlerin kurbanlarıysa, bu haksızlığa isyan eder. Bir gün bile unutamaz onları.

Dün Agos gazetesi önünde toplanan ve yedi yıl önceki kararlılıkla “hepimiz Ermeniyiz” diye bağıran kalabalık umutlandırdı beni.  Bu haksızlığa isyan edenler bir avuç aydınla sınırlı kalmadığı, çok daha geniş bir toplum kesimince paylaşıldığı için…

O kalabalık beni gelecek için umutlandırdı. Hrant sadece onlardan, kin ve nefrete kurban gidenlerden biri değil, aynı zamanda farklılıklarıyla Türkiye’yi zenginleştiren bir toplumun sembol ismi çünkü. Tam 99 yıl önce, Osmanlı’nın son döneminde,  yerlerinden, yurtlarından edilmiş, uzaklara sürülmüş, kıyıma, “büyük felâkete” uğramış bir toplumun simgesi…

Eski bir Dışişleri mensubu olarak kin ve nefretin masum insanları acımasızca nasıl aramızdan çekip aldığını çok gördüm. Belki bu nedenle Hrant’ın canına kıyan katillere de en çok ben isyan ettim.

Bu cinayetin arkasındaki ırkçı kafaların ortaya çıkarılamaması, bugün yine sahnede görünen derin devletle ilintili oldukları izlenimi veriyor. Cumhuriyet’in Osmanlı döneminde işlenmiş suçlardan sorumlu tutulamayacağı tezini çürütürcesine sanki…

Hrant’ın katillerinin bulunmasının dışında Türkiye’de yapılması gereken daha pek çok şey var. Siyaset bir tarafa, ama hiç olmazsa -artık siyasetten ne kadar arındırılabilirse- insani yaklaşımlarla yapılması gereken şeyler var. Neler mi?

Dünyaca ünlü İspanyol yargıç Baltasar Garzon, Hrant’ın ölüm yıldönümünden bir gün önce İspanya’da farklı kurban kategorileri olmasından yakındı. Bundan çok kaygı duyduğunu söyledi ve ekledi, “isterdim ki terörizm kurbanları, Franco dönemi kurbanlarının 70 yıl sonra hâlâ daha adalet, gerçeğe erişim ve tazminat beklediklerini kabul etsinler.” Türkiye’de durum bundan çok mu farklı acaba?

Baltasar Garzon İspanya’da iç savaş ve Franco dönemi cinayetlerini araştıracak bir Hakikatler Komisyonu kurulmasını öneriyor. Bunun makul bir öneri olduğunu söylüyor ve diyor ki “bir Hakikatler Komisyonu kuruldu diye İspanya yıkılmaz.” Garzon eleştirileri önceden karşılamak için sonra şöyle devam ediyor: “Diyorlar ki uygun değil, şimdi zamanı değil. Ama aradan 76 yıl geçti, ne zaman zamanı olacak. 100 yıl geçince mi?”

Türkiye’de Osmanlı’nın son dönemindeki cinayetleri araştırmakla görevli bir Hakikatler Komisyonu kurulamaz mı? Diyeceksiniz ki Cumhuriyet dönemi için bile benzer bir komisyon kurulmadı daha. Fırat’ın doğusunda yakın geçmişte neler olup bittiğini araştırmak için de.

Garzon, bu konuda dile getirdiklerinin boyutlarının ne kadar büyük olduğunu anlaması için Başbakan Rajoy’un bir toplu mezarı ziyaret etmesi gerektiğini söylüyor. Fırat’ın doğusunda da var o toplu mezarlardan.

Eski yargıcın iç savaş ve Franco döneminde işlenmiş cinayetleri soruşturması, buna yetkisi olmadığı gerekçesiyle Yüksek Mahkeme tarafından engellenmişti. İspanyol derin devletinin kabul etmediği bir öneriyi şimdi bizim derin devletimiz kabul eder mi?

Yanıtın olumsuz olduğunu biliyorum ama Türkiye’nin ivedilikle çözmesi gereken bir“Ermeni sorunu” var, diğer pek çok sorununa ilave olarak. Hrant, insanı isyan ettiren ölümüyle belki de bu sorunun çözümünde kilit rol oynayacak. Bilmem ama ben Hrant’ı hatırladıkça hep o sorun aklıma geliyor; Türkiye için en iyisini dünya örnekleri üzerinden bulmaya çalışıyorum. İşte bu yazıda aktardığım gibi.

http://serbestiyet.com/hrantin-yedi-yil-sonra-aklima-getirdikleri/

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar