• 25.09.2014 00:00

 Dünyanın gözlerinin Ortadoğu’ya odaklandığı bir ortamda, İskoç referandumunun olumlu sonuçlarıyla gelecekle ilgili tedirginliği bir ölçüde üzerinden atan Avrupa, İspanyol kadınların Rajoy hükümetinin kürtaj yasa tasarısına karşı kararlılıkla yürüttüğü mücadelede sağladığı zaferi selamlıyor.

Başbakan Mariano Rajoy dün (23 Eylül) Madrid’de basına yaptığı açıklamada, kürtaj hakkını büyük ölçüde kısıtlayan yasa tasarısının toplumsal uzlaşma sağlanamadığı gerekçesiyle geri çekildiğini açıkladı. Kilise’nin desteğine sahip olan tasarı, Halkçı Parti’nin (PP) muhafazakâr seçmenine yaptığı seçim vaatlerden biriydi. Ancak üç yıl önce gündeme gelen tasarı önce solda, sonra merkezde ve ılımlı sağda rahatsızlığa yol açtığı için bir türlü yasalaştırılamamıştı.

İspanya’yı AB normlarından ayrıştırdığı için sadece ülkede değil, aynı zamanda Avrupa’da da protestolara yol açan tasarının geri çekilmesi, Soledad Gallego Díaz’ın El País’te dile getirdiği gibi, “Başbakan’ın söylediği harika bir şey” ve bu nedenle “Rajoy’a ve özellikle kamuoyunun bu yöndeki baskılarına teşekkür etmek gerekiyor.”

Bununla birlikte, bu olayın PP iktidarının en büyük siyasi fiyaskosu olduğuna hiç kuşku yok. Nitekim tasarının mimarı olan ve olumsuz noktalarının yumuşatılarak yasalaşması için çaba göstermiş bulunan Adalet Bakanı Alberto Ruiz-Gallardón bu kararın ardından bakanlıktan istifa ettiğini, ayrıca siyasi yaşamına son verdiğini açıkladı.

Bir dönem PP Genel Başkanlığı için adı geçmiş ama sonra parti içindeki ağırlığını kaybetmiş olan Ruiz-Gallardón, istifa gerekçesini, tasarının “Bakanlar Konseyi’nde kabul edilmiş, bu konuda Rajoy ’un desteğini sağlamış ve parti doktrinine uygun” olmasına bağlıyor. PP’nin sosyalist Zapatero hükümetinin çıkardığı bir önceki yasayı 2010’da Anayasa Mahkemesi’ne götürdüğü dikkate alınacak olursa, Gallardón istifa gerekçesinde -hatta siyaseti bırakma kararında da- son derece haklı. Çünkü Rajoy’ un açıklaması, parti politikasında konuyla ilgili bir değişikliğe işaret ediyor.

Anayasa Mahkemesi, PP’nin anayasaya aykırılık iddiasıyla başvuruda bulunduğu yürürlükteki “Zapatero yasası” hakkındaki kararını bu konuda yeni yasa çıkarılacağı gerekçesiyle “sine die” ertelemişti. Rajoy’ un kürtaj yasa tasarısını geri çekme kararı, Anayasa Mahkemesi’ne yapılmış başvurunun geri alınmasını kapsamıyor. 2010’da bu başvuruyu yapan PP grubuna mensup milletvekillerinden bir bölümü 2011’de yeniden seçilmemiş olduğundan başvurunun geri alınması fiilen mümkün de değil. O bakımdan mahkemenin yürürlükteki Zapatero yasası hakkındaki başvuruyu biran önce sonuçlandırması gerekiyor.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı beklenirken, Başbakan Rajoy, dünkü açıklamasında, mevcut yasada sadece küçük bir değişiklik öngörüldüğünü vurguladı. Bu değişiklik, yasanın reşit olmayan (16-17 yaşlarındaki) genç kızlara tanıdığı kürtaj hakkını velinin iznine bağlamaktan ibaret. Oysa PP’nin geri çektiği tasarı, mevcut yasanın kadına gebeliğin ilk 14 haftası için tanıdığı koşulsuz kürtaj hakkını ortadan kaldırıyordu.

PP’nin yasa tasarısının geri çekilmesinin, kürtajın yasaklanmasını hararetle destekleyen Kilise çevrelerini rahatsız ettiğine kuşku yok. Juan G. Bedoya, konuyla ilgili köşe yazısında, Katolik hiyerarşinin González hükümetinin kürtajın cezalandırılmasını ortadan kaldırmasından (1984) bu yana, kürtaj karşıtı kampanyalar düzenlemekten geri kalmadığına ve PP’yi de etkisi altına aldığına dikkat çekiyor. Bununla birlikte, Kilise çevrelerinin tasarının geri çekilmesine çok da şaşırmadığını vurguluyor.

Tasarının geri çekilmesine siyasi arenada ilk olumlu tepkiler, tahmin olunacağı gibi, solda yer alan partilerden gelmiş bulunuyor. Ana muhalefet partisi PSOE’nin yeni Genel Sekreteri Pedro Sánchez bu vesileyle yaptığı açıklamada “bu karardan özgürlük ve kadınların kazançlı çıktığının” altını çizerek, kimlerin kaybettiğinin ise hiç önemi olmadığını dile getirdi. Sánchez tasarının yasalaşmasının önlemek için sivil toplumu ve kadın örgütlerini ayağa kaldırdıklarını ve bugün varılan noktanın bu demokratik mücadelenin olumlu bir sonucu olduğunu vurguladı.

İspanyol basınında Rajoy’un kendi ifadesiyle aldığı bu “makul kararın” merkeze açılımın bir sonucu olduğu değerlendirmeleri yapılıyor. Ama siyasi gerekçesi ne olursa olsun bu karar Madrid Feminist Hareketi tarihi liderlerinden Justa Montero’nun deyimiyle her şeyden önce çıkarılmak istenen yasanın kadın haklarından geri adım olduğunu haykırmış binlerce kadının başarısını simgeliyor.